Yalnız Yürümeyeceksin

Ne olur saçlarıma rüzgarın değmesine izin ver.

Nasıl

başlasam bilemiyorum. 20 yaşında bipolar hastası bir kadın olarak yazıyorum

sizlere buradan. Yaş 13. “O saçları kapatacaksın artık akıl bağil oldun, kaşar

olmana izin vermeyeceğiz!”. İşte benim hikâyem bu cümle ile başladı. Ailem çok muhafazakâr

insanlar değillerdi. Fakat gelenek görenek oldukça önemliydi onlar için. Annem babaannemden

çok çeken bir kadındı. Halam ise pavyonda çalışan bir kadın. Annem ise hoca

kızı. Babamın sülalesiyle alakası yok.

11 yaşına kadar babaannemlerle yaşadık, daha

sonra annemin çabalarıyla başka bir şehire taşındık. O zamanlar maddi dururumuz

çok kötüydü, annem gece gündüz temizliklere giderdi, ben ve kardeşim rahat

okuyalım diye. Babamda bir fırında ekmek dağıtımına çıkardı sabahın 4’ünde. Çok

fedakârlık yapıyorlardı. Annemin tek hayali benim okumamdı. Ellerinden öpülesi

kadın, hala canla başla çalışır.

Neyse ki 1 sene kadar maddi sıkıntı çektikten

sonra durumlarımız düzelmeye başlamıştı. Kıyı kesimde olduğumuz için bir hayli

rahat giyinebiliyordum. Şortlar, straplezler, mini etekler… E tabi yaş 13,

heves alıyoruz işte güya.

Ailemin kafasında kurduğu plan buydu, hevesimi alayım regl olunca kapanırım. Öyle de oldu, fakat ben heves almamıştım. Ben özgürlüğüme alışmıştım.

8. sınıfın yazıydı, annemin ailesini ziyarete

gidecektik. Annem bana bir sürü alışveriş yapmış, otobüse binmemize 1 saat kala

artık benim bundan sonra kapalı olduğumu söyledi. Saçımı başımı yoldum, sinir

krizlerine girdim. Hayır, olmadı, 13 yaşında ilk mücadeleyi kaybettim. Artık

bambaşka biriydim. Ben değildim. Bilirsiniz, ben ve benim gibiler için İmam

Hatip kaçınılmaz bir kavramdır. Zorla İmam Hatip’e yazdırıldım. İşte sonrasında

başladı her şey. Tam 6 ay evden çıkarken başımı açıp eve dönerken başımı

kapattım. Ve bir gün annemin yakalamasıyla bu da son buldu.

15 yaşında içkiye başladım. Ailem başörtü

konusunda sıkıydı ama en azından gezme konusunda serbest bıraktılar beni. Nine

gibi olan görüntümle hangi erkek beni “saat kaç olursa olsun” taciz edebilirdi

ki(!). Her gece eve alkollü gelmeye başladım, evet, başımda başörtüyle ve İmam

Hatip okuyor olmamla birlikte sürekli içiyordum. Çünkü içimdeki acıyı

dindirmenin başka yolunu bulamıyordum.

Sarışın, mavi gözlü, oldukça dikkat çekici bir

kız olduğumu söylerlerdi. Babamın tabiriyle Barbie’ye benziyordum. Birilerinin

bunun farkına varması onları korkutuyordu. Ama başörtü beni koruyordu. 1 tane

kapalı arkadaşım yoktu. Etrafım hep dilediği gibi giyinen, makyaj yapan

kızlarla doluydu, bense artık bunların içinde sıkışıp kalıyordum. 18 yaşında

genç bir kızın kuaföre gidip saçlarını kestirip fön çektirip üstüne başörtüyü

kapatıp çıkmasının ne demek olduğunu çoğunuz bilirsiniz. Komşularla denize

giderdik ailecek, yaşıtım olan yakın arkadaşlarım denize bikini ile girip plaj

voleybolu oynardı, ben ise annelerle kumsalda çekirdek çitler arada bir de

kuytu köşe bulup ağlar gelirdim. “Neden?” derdim, “Allah’ım, neden?”.

Günler günleri kovalarken artık çok ağır depresyonlara

girdim. Türlü kişilik semptomları ile psikiyatriye gittim. Doktor doktor

gezdim. Bir faydası olmadı, içimde sıkışıp kalan o kız çocuğuna kimse yardım

edemezdi. 12. sınıfın sonlarına doğru anneme bir mektup yazdım, son cümlesi

şuydu; “Ne olur saçlarıma rüzgârın

değmesine izin ver“. Hayır, olmadı. 2. mücadelem de annemin

sinir krizleri ile merdivenlerde saçımdan tutup sürüklemesiyle son buldu. Çarem

yoktu, bana onca fedakârlık yapan annemi daha fazla üzmeye kıyamazdım.

Yaşayanlar bilir bu ikilemin ne kadar zor olduğunu. Kabullenmekten başka çarem

yoktu, 5 yılı tamamladım böyle.

Üniversiteye başka şehir geldim. Ama artık

içimdeki beni tutmak çok zordu. Kışları genellikle bereyle geziyordum. İçimde

kalan ne varsa saklı gizli hepsini yaptım. Bereyle kulüplere, partilere gittim.

İçtim. Arkadaşlarımla bir gece başka bir şehre gezmeye gidip açık gezdim. E

tabi, insanlar tarafından dengesiz bir ruh hastası olarak beyinlerine kazındım.

Ne kadar değişik bir kadındım onlara göre; başörtülüydüm, ama her parti benden

sorulurdu, dapdar giyinirdim, saçlarım önden gözükürdü, üstelik alkol

kullanıyordum, geziyordum, erkekli kızlı gruplarla eğleniyordum, erkek

arkadaşım vardı. Aman Allah’ım! Nasıl bir ahlaksızdım ben namus bekçilerine

göre!

İşte kimse o içimde sıkışıp kalan küçük kız

çocuğunu bilmedi. Suratlarına vuramadım “Ben sizin gibi bir kez olsun jean

tişört giyip gezemedim” diye, hep sustum.

Artık ağır gelmeye başladı. Saçlarıma olan

nefretimden saçlarımı kazıttım. Evet, hala saçlarımdan nefret ediyorum, evet,

onlar erkekleri bu kadar tahrik etmeseydi, ben şimdi özgür olacaktım.

Şimdilerde ise alkolü ve birçok şeyi bıraktım.

Bu bir sınav diye düşündüm. Ve yalnızca buna Allah için sabretmeyi düşündüm…

Öyle yorgunum ki… Ne yapayım ki başka. Bu dünya gelip geçici. Biliyorum, Allah

bu sabrın karşılığını verecek. Sağlıcakla kalın ruhu özgür kızlarım…

**Yazıyla beraber paylaştığımız

görselin kime ait olduğunu bulamadık. Biliyorsanız kaynağıyla beraber yorum

bırakabilirsiniz.

6 yorum

  1. Minel

    İnşallah yakın zamanda senin için doğrusu neyse o olur ve diliyorum kalbin huzurlu olsun…

  2. Deist

    Bu bir sınav değil. Sen özgürlüğünü bir masal diyarı olan cennet için terk etmişsin. Alkolü bırakman iyi olmuş ancak mücadeleyi asla bırakma. Lütfen. Lütfen bırakma. Bizim güçlü kadınlara ihtiyacımız var. Bunu bir erkek olarak yazıyorum. Kendi özgürlüğün için çaba göster, daha çok çaba göster. Bu durum seni er ya da geç yine rahatsız etmeye başlayacak. İçindekinden kaçıp da saklanabileceğin bir yer mi var? Özgürlüğünü lütfen kiraya verme.

  3. Faklar

    Hic inandirici gelmedi bu hikaye.

  4. isim

    Edebiyat sitesi sanırım.

  5. Rosemarys

    Rahat fakat dindar bir ailede büyüdüğüm için seni bu bağlamda anlamam çok zor. Baskıyla büyümek ve bu baskıyı da sevdiğin, senin için pek çok fedakarlık yapan birinden gelmesi daha zor olmalı. Yine de ailene göre değil inandığın şekilde yaşamaya gayret et. Örtünmek herkes için kolay olmuyor. Bunu aile baskısıyla yapmak gerçekten kötü. Benim için tam tersi bir durum söz konusuydu. Seninki gibi bir aile baskısı olmasa da bir toplum baskısı vardı ve sonunda başardım. Arkadaşlarıma ve bazı akrabalarıma rağmen örtündüm. Şu an çevremden gelen eleştirileri de püskürtecek düzeydeyim. Aşağılamalara da aldırış etmiyorum. Çünkü doğru bildiğimi yaptım. Dediğin gibi sabrın bir karşılığı var. Bunu gördüm. Sen de ailen için değil (inanıyorsan) inancın için yaptığında huzur duyacaksın. Ailenin anladığı gibi değil bu din. Ve örtünmek de zamanla olacak bir şey. Herkes aynı değil, bazısına zor bazısına kolay gelebilir. Bu imtihandır. Fakat aile sadece uyarmaktan sorumludur. Fazlası değil. Baskı kurmak, diretmek insanı sadece soğutur. Örtünmeyi erkeklerin tahrik olmasına bağlayan insanları da boşver. Senin saçların hep güzel. Bir gün yine örtünmeyi düşünürsen de bunu unutma. Erkeklere göre yaşamıyoruz, dünya onların değil. Umarım mutlu ve huzurlu olursun.

  6. Anonim

    Açıkçası bi zamanlar wattpad diye bi uygulama vardı oradaki hikayelere benziyor