Yalnız Yürümeyeceksin

Bugün ölürsem yaşadığım 20 yıllık hayatın kaç yılını ben yaşamış olacağım?

Burayı, son zamanlardaki yaşadığım bunalımların artık dayanamayacağım hale gelmesinin ardından çaresizlikle internette “Açılmak istiyorum ama korkuyorum” cümlesini ararken keşfettim.

Üzüntümü arttırmakla birlikte - benim gibi yüzlerce insanın benzer şeyleri yaşaması, yaşamak zorunda kalması yüzünden - cesaretim de arttı. Şimdi ben de kendi hikayemi anlatmak istiyorum belki başardıktan sonra buraya gelip ikinci yazımı yazarım düşüncesiyle. Umarım ben de, çaresiz hisseden biri olduğunda ona cesaret veririm gelecek yazımla.

İlk kapanma deneyimim 6. sınıfta gittiğim ve şu an kapalı olan dini temalı bir dershaneye giderken oldu. Arkadaşlarıma özenip kapanmıştım. Ama daha ilk günden nefret edip sadece dershaneye giderken örtmeye karar vermiştim. Çünkü orada bir kez kapanan açılamıyordu. Başörtüsüne olan antipatim öylesine artmıştı ki özgüvenli, şen şakrak, hocaları habire güldüren ve “geveze” denilen kız gitmişti artık. Hatta dershane hocalarım babama “Kızınıza mi bir şey oldu, çok enerjik konuşkandı, içine kapandı” demişlerdi, sonra da kendilerince “Büyüdü ve kapandı ya, artık usturuplu oldu herhalde” deyip içlerini rahatlatmışlardı. Ben ise dershanenin olmadığı günlerde oranın önünden geçmemek için yolumu uzatıyordum, beni açık görmesinler diye, öyle söyleyeyim. Tabi babam o zamanlar bana hiçbir şey söylemiyor herhangi bir baskı kurmuyor, sevdirmeye çalışıyordu.

Velhasıl 8. sınıf geldi geçti, yaz tatilinden sonra liseye geçeceğim. Çok büyük olmuşum, kapanmam gerekiyormuş, bana bu söylendi. Babam habire minibüslerde, otobüslerde; şortlu ve başörtülü kızları gösterip nasihatler veriyordu. Sözde arkadaşları babama “Senin büyük kızın kapalı diğeri de kocaman olmuş neden hala kapalı değil” falan diyorlarmış.

Sonrasında baskılar sözle kalmayıp bir gün dayımlar bizi yemeğe çağırdığında daha da ilerledi. Akşam saati hava kararmıştı, ben hızlı hazırlanamayınca annemler önden gidip “Sen babanla gelirsin” demişlerdi. Babamla yola çıkacağız. Üstümde kıçımı kapatan gepgeniş kapşonlu bir polar, altımda pantolon; saçım da küçükken ilkokul çocuklarına hocaların yapın diye direttiği örülü at kuyruğu… Babam bana dönüp dedi ki “Şu haline bak, ben seni yanımda ‘kızım’ diye taşımam, sen şu yoldan git ben diğer yoldan gideceğim” deyip beni akşam vakti tek başıma yolladı. Sonrasında kaçışımın olmadığını düşünüp kapanma kararı aldım ve sevmeye çalıştım. İmam Hatip’e gideyim dedim, ferace giyiyorlarmış orada öyle dediler, alalım dedim. Almadık, iyi ki almamışım.

İmam-hatip değil hiç beklemediğim, yaşadığım şehrin en iyi Anadolu liselerinden birini kazandım. Okula başladım, sınıftaki tek kapalıydım. Nefretim daha da arttı ve din hakkında aklıma gelen ama araştırmayı ertelediğim şeyleri araştırdım. Aklıma yatmadı. Ben Müslüman değilim ya da herhangi bir şey. Sadece “İyi bir insan olmak zorundasın bu hayatta en büyük sorumluluğum bu” diye düşünüyorum ve buna inanıyorum. Allah’ın veya tanrının beni sadece bununla yargılayacağı fikrindeyim.

Her neyse açılma gibi fikirlerimi ablamla paylaştım. Ben 10. sınıftayken ablam üniversiteye gidecekti ve o da açılmak istediğini benimle paylaştı. Yanında oldum. Babamı nasıl daha az zararsız ikna edebileceğimizi düşündük. Birkaç bir şey bulduk ve ablam şehir dışına gidip babama mektup bıraktı. Açıldı. Babam o uzakta diye sinirini hep benden çıkardı ve “Sen de açılacaksın di mi?” diye bağırarak sorduğunda korkup “Hayır” dedim çünkü ablam uzaktaydı ona bir şey yapamazdı ama ben? Korktum işte. Zaten açıldıktan sonra da ablam benim ona gösterdiğim - manevi de olsa - desteğin çeyreğini bana göstermedi, annemle beni bastırmaya çalışıp hepimizi öldürteceksin suçlamalarıyla karşılaşmama sebep oldu.

Bu nefret boğulma hissi gün geçtikçe arttı. Babam dindar bir insan değil, gençliğinde dinsiz biri gibi hayat yaşamış, kulüplerde içki içmiş vs. vs. Anlatmayayım ama tüm dini kadınlara yıkan bir insan. Çok baskıcı. Annem de hep susan, korkan taraf. Evimizde kavga, gürültü, küfür eksik olmuyor. Hepimiz korkuyoruz ondan ve ablam açıldıktan sonra her şey normale dönmüş gibi gözükürken hep “Sen de ablan gibisin ama ben birincide geri adım attım, ikincide öldürürüm” cümlelerini duyuyorum babamdan ya da evde birine sinirlenince “Ben iyi değilim. Cinnet geçirip öldürürüm bir gün hepinizi” gibi şeyler…

Şu an üniversite 2’ye gidiyorum, şehir dışında okumama izin verilmedi evde kalıyorum. Habire bunalıma giriyorum kaç gece ağlamışımdır, Allah bilir. Açılmak isteğimi can korkum yüzünden ertelemekten bıktım, kendi kendimi öldürmeyi düşündüm birçok kez ama bu hayatı yaşamaya değer ve bize verilen tek şans olarak görüyorum. Ben istediğim gibi yaşamadan ölmek istemiyorum.

Karantinada, 3 ayın sonunda, bir kere, market için dışarı çıktım geçenlerde ve uzun süre örtü takmamak, evde olmak bana örtüye katlanabilme gücümü unutturmuş. Hiç olmadığım kadar boğulduğumu, artık sona geldiğimi hissettim. Ya şimdi ya hiç. İki sene sonra da aynı korkuyu yaşayacağım neden iki sene daha bekleyeyim ve hayatımdan çalayım ki? Bugün ölürsem yaşadığım 20 yıllık hayatın kaç yılını ben yaşadım? Kendi isteğimle yaşadığım kendi seçimlerimi yaptığım bir hayata sahip olmak benim en doğal hakkım. Özgür bir dünyada özgür bir ülkede kimsenin krallığının kulu değiliz. Yaşıyorsak bu bizim seçimlerimizle sürmeli.

Birkaç ay içinde bunu babamla paylaşmayı düşünüyorum. Başarırsam babamı ikna etmekte nasıl bir yol izlediğimi ve neler yaşadığımı ikinci yazımda anlatırım. Kendinize iyi bakın çünkü siz çok değerlisiniz.

5 yorum

  1. tuğçe

    umarım babanın tehditleri gerçek olmaz, lütfen güçlü dur. hayretle okudum fakat yazacak bir şey bulamıyorum tutuldum. hiç tanımasam da seviyorum seni, sabret♥

    1. lemi_lemi

      Öncelikle merhaba! İkinci mektubu yazmak yerine yayınlandığında yorum altında bu güzel haberi vermek istedim. Yorumun için çok çok teşekkür ederim. Ben başardım hemde hiç hayal etmediğim kadar güzel bir şekilde. Her ne kadar başlarda çalkantılı da olsa korktuğumuz kadar kötü şeyler olmadi. Ben de seni tanımıyorum ama yorumundan güzel kalbini görüyorum ve sevgimi yolluyorum💜

  2. Birisi

    Çok üzgünüm, yaşanmamış yılların adına. Ileride seni güzel günler beklediğini unutma tamam mı? Konuşmak istersen yazabilirsin. [gizlendi]

  3. Tuba

    açıkçası ben farklı bir tavsiye vereceğim. baban dediğin kadar dengesiz ise üniversite bitene kadar bekle sonra da işe başlayıp başka şehire git ve orada açıl. canın ve psikolojin her şeyden önemli. gelecekte iyi bir maaşın, güzel bir evin ve biyolojik olmayan ama onlardan daha çok seveceğin bir ailen olucak. 22-23 yaş çok bir şey değil. eğitimine odaklan, dilini geliştir ve staj yap. geleceğine yatırım yılların olsun. seni seviyorum

  4. Yagmurr

    Benim fikrim o evde durdukca psikolojik siddet surekli olacak. Acilirsan daha da artacak. 2 yil daha sabret bi ise gir bak para kazaninca nasil degisecek. Insan cocugunun arkasinda durabilmeli. Sen oyle baban oldugu icin utanmiyorsun ama acik oldugun icin utaniyor ? Kendine iyi bak hicbirsey senden onemli degil