Ben Azerbaycan’da 17 yıl boyunca şiddete maruz kalan bir bebek, bir kız ve bir kadınım.

Ben 18 yaşındayım. Azerbaycan Bakü’de doğdum ve 18 yıldır burada yaşıyorum. Azerbaycanlılarla ilgili kendime dair bildiğim şeylerden daha fazla şey bilirim. Nasıl insanlar olduklarına, olaylara bakış açılarına, düşünce tarzlarına vs. yani aslında neredeyse her şeylerine hâkimim.

Ben 17 yıl boyunca şiddete maruz kaldım. Azerbaycan çok baskıcı ve ataerkil bir toplum, bunun için kanıtlarım da var. Ailem, akrabalarım ve Azerbaycan’ın neredeyse %90’ı gerici düşüncelere sahip, dine körü körüne itaat eden, kadın düşmanı insanlar. Ben de 17 yıl boyunca şiddete maruz kalan bir bebek, bir kız ve bir kadınım. Ailem çok sert, baskıcı, ataerkil bir aile. Bu benzetme için çok üzgünüm fakat Azerbaycan’da kadın tuvaletteki pislikten bile daha değersizdir. Feminizmle, herhangi bir ideolojiyle ya da İslam dışında bir başka din ile karşılaşırlarsa ona hemen saldırır, zarar verir ve belki öldürürler. Bu ülkede kadın olmak; seks kölesi olmak, ev işi yapan bir robot olmak ve erkeğin hizmetçisi olmak demek. Bu muamelelere ben de maruz kaldım.

Azerbaycan’da sayıca aşırı fazla çocuk gelin ve hayvan katliamı var, Türkiye ile yarışacak kadar çok. Burada kadınlar erkeklerin kölesi ve hizmetçisidir. Azerbaycan’da evlilik yalnızca kadının erkeğe hizmet etmesi ve ev işi yapması anlamına geliyor. Burada nadiren feminist ya da maskülist bir insana rastlanır. Feminist olduğunu söyleyen insanı toplumdan hızla dışlarlar. LGBTI’ye fazlasıyla karşılar, onlardan da nefret ederler. Hayvana şiddet deseniz, o Türkiye’den de beter. Burada sık sık Olimpiada oyunları olur. Sırf bu oyunlarda sokaktaki hayvanlar, özellikle köpekler, bir engel çıkarmasın diye onları öldürmek için özel bir silah bile tasarlamışlar. Kanunlara uyulduğu sürece herkes her konuda eşit haklara sahip fakat kanunlar işleme koyulmuyor. Dediğim gibi; bu ülkede çokça kadına şiddet, kadın hakları ihlali, çocuklara şiddet var. Fakat turistik bir ülke olduğundan bunları haberlerde asla vermezler. Hatta Türkiye’de yakın zamanda vahşice katledilen Pınar Gültekin’inin haberleri burada da yayınlandı. Fakat Azerilerin bu olaya karşı tutumu elbette katili savunmak oldu. Bu ülke bir hukuk ülkesi ve kanunen din özgürlüğü var fakat çoğunluğu Müslüman olduğu için birçok cahil burayı bir İslam ülkesi zannediyor. Başka dinlere en ufak bir toleransları yok.

Bu ülkede bir kadın istediği gibi yaşayamaz, istediğini giyemez, istediğiyle çıkamaz, âşık olması bile orospuluk kabul edilir. Kadınlar şort ya da etek giyemez. Kadın diyorum ya; bu ülkede kadına kadın bile denmez, ‘avrat’ denir, avrat da Arapça ‘dan gelen ve kadınları aşağılayan bir sözdür. Çocuk gelin sayısı çok fazladır. Yalnız köy yerlerinde değil, muasır ve medeni olduğu düşünülen Bakü’de bile çocuk gelinler aşırı fazladır. Kadınlar kahkaha atamaz, kadınlar özgür değildir. Evin reisinin erkek olduğu söylenir ve o reisler tarafından kadınların başkasına zorla verilmesi ve hatta satılması yaygındır.

Türkiye’de sokak ortasında ve bir tanesi kendi kızı olmak üzere 4 çocuğun gözü önünde boğazından, göğsünden ve kalbinden 8 kez bıçaklanan Emine Bulut gibi bir kadın var burada; ismi Leyla Mammedova. Boşanmak istedikleri için, kavga ettikleri için, özgür yaşamak istedikleri için, okuma istekleri için, gelin gelirken yanlarında eşya getirmedikleri için ve başka birçok sebepten kadınlara şiddet uygulanıyor, kadınlar öldürülüyor. 10 yaşındaki bir kıza şehvet duyan bir sapık kıza tecavüz etmiş, onu aç bırakmış ve sonra parmaklarını kesip ona işkence etmiş; bu konu burada 2 gün konuşuldu ve kapandı, katil aranmadı ve gereken hiçbir şey yapılmadı. Emine Bulut’un katiline müebbet verildi ama Azerbaycan’da Emine Bulut gibi boğazı kesilerek ve bıçaklanarak katledilen Leyla Mammedova‘nın katili hiçbir ceza almadı. Azerbaycan’da kadına şiddet haberleri saklanıyor ve onlara erişmek gerçekten çok zor. Saatlerce araştırdım ve bazı haberlere ulaştım, ben de ekran görüntüleri de var.

Ben de kadına şiddetin mağdurlarından biriyim. Çocukluğumdan beri, 17 yıldır, defalarca fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldım. Maalesef artık kalıcı fiziksel sorunlarım ve KKZ adlı bir hastalığım var. Beni hayatta tutan tek şey hayallerim, hedeflerim, arzularım ve onların hepsini hayata geçirmeye dair duyduğum heves. Bunları tüm dünyaya bir bir anlatacağım; kadınların ve kızların her yerde her saniye acı çektiğini ve şiddete maruz kaldığını anlatacağım. Ben bu şiddetten kurtulmaya çalışıyorum ve umarım kurtulabilirim. Benim asla bir ailem olmadı. Fiziksel olarak hep yanımda olsalar da beni asla sevmediler ve bana asla saygı duymadılar. Düşünüyorum; insan üvey evladına bile bu kadar acımasız ve bu kadar soğuk olmaz. Tabii bu durum şimdilerde bitti fakat maalesef KKZ adlı bir hastalığım var.

(Görsel: Pamela Phatsimo Sunstrum)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Senin adına çok üzüldüm. Türkiyenin her yerinde kadına hayvana doğaya işkence var kimse kadına insan haklarını tanımıyor. Özellikle Doğu bölgesi orada yaşadığım için biliyorum. Ataerkil toplumdan nefret ediyorum. Umarım hayallerine ulaşırsın asla bir daha üzülmezsin. Bana instagramdan yazmak istersen adım lll.ozge.ll bekliyorum lütfen yazz. Sevgiyle umutla dolu kal…

  2. Düşüncenizi çok güzel anlatmışsınız. Gerçekten kadına şiddet sorunu malesef birçok ülkede var. Allaha şükür bizim yalnışları olsa da kadın haklarını savunan Atatürk vardı. Biz kadın olarak, rahibe olmak yada fahişe olmak zorunda değiliz. Biz bireyiz. Keşke caydırıcı cezalar gelse, mesela cinayet işleyene idam, tecavüze kısırlaştırma gelse ama bununla bitmiyor. Eğitim de gerekli. Kadın erkek eşitliği ilkokuldan beri öğretilmeli ve kadın erkek karışık olmalı heryer. (okul, işyeri) Bu yüzyılda bile kadınlar birçok sorunla boğuşuyor, şiddet, gelir adaletsizliği, taciz.. Senin umudunun olması çok güzel, umudunu kaybetme. Unutma herzaman seni seven bir Tanrın ve tanımadığın birçok kız kardeşin var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir