Babama “Ben hafızlık yapmak istemiyorum” dedim; bu, babama ilk karşı çıkışımdı.

Kaç yaşımda başladı, hatırlamıyorum. 4. sınıftan itibaren babam arada bir beni, ablamı ve kardeşimi yanına çağırır ve hafızlık yaparsak hem maddi hem de manevi açıdan ne gibi faydalar edineceğimizi anlatırdı. Şu an düşündüğümde küçük yaşta bunu yapmaya başlamasını bir beyin yıkama çalışması olarak görüyorum.

5. sınıfta ablama özendiğim için ve etrafımdaki çoğu kadın da kapalı olduğu için kapandım. 5. sınıftan sonra babam bana “Hafızlık yapmak ister misin?” diye sordu. Babamın bizi yanına çağırıp hafızlığı anlattığı 2 sene süren seanslardan sonra ben de babamı mutlu etmek için bana telefon almasını talep ederek kabul ettim. Kur’an kursuna gittiğimde zaten dindar bir ailede yetiştiğim için etrafımdaki herkesin çarşaflı olmasına özenerek 12 yaşımda da çarşaflanmak istedim. Hocam hafızlık yapamadığımı fark edince babamı aradı. Babama “Bu kız hafızlık yapamaz” dedi ve babam da sinirlenip beni kurstan aldı. Normal zamanlarda sigara kullandığı için babam Ramazan ayında çok sinirli oluyor. O gün bir sayfayı veremedim diye bana tokat atmıştı. Daha önce de anne ve babam yaramazlık yaptığım gerekçesiyle beni çok fazla dövmüşlerdi. Sırtımda sepet de kırıldı, döverlerken gözlüğümü de kırdılar. Haklılar mıydı? Bilmiyorum.

Sonra 3 sene boyunca babam benim hafızlık yapmam için uğraştı, yapmadım ama ‘Yapmayacağım’ demeye de korktum. Liseye başladığımda babama “Ben hafızlık yapmak istemiyorum” dedim, ki bu benim için imkansız gibi bir şeydi ve sanırım babama ilk karşı çıkışımdı. O üç sene boyunca neredeyse hiç arkadaşım olmadı; sadece iki üç tane arkadaşım olmuştu ve onun dışında diğer öğrencilerden büyük olduğum için hep dışlandım. Liseye arkadaşsız ve özgüvensiz başlamıştım. Bu da bende bazı sıkıntılar ortaya çıkardı. Anne ve babamdan korkmak bana bir zamanlar normal gelirdi ama şu an onlardan korkmam bana saçma geliyor, buna rağmen korkuyorum. Lisede sınıfta kalma tehlikem olunca oradan ayrılmak istedim, çok güzel bir liseydi ama ben becerememiştim. Babama bir kez daha karşı çıkarak “Ben orada okumak istemiyorum” dedim, hafızlığı sakin karşılayan babam buna sinirlendi. Bu dönemde birçok kez kavga ettik ama en çok gururumu kıran babamın bu olayı ben o ortamdayken arkadaşına anlatması ve bana ‘hıyar’ demesi oldu. Babam yanımızda yokken babamın arkadaşının gelip “Muhittin abi böyledir, sen boş ver” diye teselli etmesi beni daha fazla üzüp gururumu kırmıştı. Sonradan babama bu hıyar ve tokat meselesi için üzüldüğümü söylediğimde benden özür diledi, pişman olduğunu söyledi.

Şimdi aynı lisede tekrar okuyorum ve iyi arkadaşlarım oldu, onlardan iki yaş büyük olmama rağmen dışlanmadım. Bunlardan sonra bir daha da bir şey için karşı çıkacak cesaretim olmadı. Başörtüm için karşı çıkacak cesaretim yok.

(Görsel: Hollis Sigler)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir