Saçlarımı rüzgârda, güneşte bütün mevsimlere inat savurmak istiyorum.

Biliyorum. Gözlerinize nasıl da tanıdık gelecek bu kuracağım cümleler.

Ben 17 yaşında lise sona giden bir genç kızım. 14 yaşında kendi isteğim ve heves ile kapandım, dedim: “Yapman gerek!” Her şey güzel gitti ilk aylar fakat sonra o kadar buhran dolu bir ruha büründüm ki. Açık olan arkadaşlarıma bakarak hayaller kurardım. Otobüste, yolda, okulda ve diğer hiçbir yerde rahat davranamazdım. Bir dini sembol etmek beni büyütüyordu. Ben büyümek istemiyorum, içimdeki çocuğun can çekişlerini hissettikçe hissizleşiyorum. Okumayı çok severim ve okudukça sorgulamaya başladım. “Ben kimim?”, “Bu ne?”, “O nasıl?”. Ve dinimi de sorguladım. 11. sınıfta okul tiyatrosuna katıldım ve erkek rolündeydim; işte o an saatlerce ağlamış ve açılmak istediğimi anlamıştım. İçimde benden başka biri vardı yani bir kimlik. İkiye bölünmüştüm. Biri o kapalı kız, diğeri açık ve enerjik kız. 12 sınıfta gidip saçımı boyattım ve öyle güzel hissettim ki kendimi. Aileme “Açılmak istiyorum” dediğimde karşı çıktılar. Babam “Bu evden çıkınca ne yaparsan yap” dedi. Annemse çok karşı. Ben saçlarımı topuz yapmak, örmek, rüzgârda, güneşte bütün mevsimlere inat savurmak istiyorum. Eğer açılırsam asla saçımı bağlamayacağım. Şu an üniversite sınavına hazırlanıyorum, en azından söz sahibi olurum annem ile babama açılmak istediğimi söylediğimde. ‘El âlem ne der’ diyen zehirli bir topluluk var, bu elimizi kolumuzu bağlayan tek şey. Ne yapmak gerekiyor, yardım edin!

(Görsel: Yulia Luchkina)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir