Aynaya bakmak istemiyorum. Çünkü ben böyle biri değildim.

Merhabalar. Ben 21 yaşında bir kadınım. Erkek arkadaşım var, 7 senedir beraberiz ve ailesiyle de çok içli dışlıyım. Geçen sene ninesini kaybettik. Defnettikten 1 hafta sonra rüyama girdi ninem. Ve başıma yeşil işlemeli bir yazma örtüp gitti. Uyandığımda pek bir şey hissetmesem de sonrasında kendi muhakemelerimle bunun bir işaret olduğunu ve kapanmam gerektiğini fark ettim. Pek de tasvip ettiğim bir hayat tarzım yoktu. Ben de tövbe ederek kapandım.

İlk başlarda çok mutluydum, kendimi çok iyi hissediyordum. Ta ki amcam denilecek insan müsveddesinin evine gidene kadar. Amcam, yengem ve babaannem üzerime yürüdü. Kapandığım için hakaretler, küfürler, daha niceleri. Beni ağlarken kapının önüne koydular. Ağlaya ağlaya eve gittim. O zaman dedim ki ben bu örtüyü asla çıkarmam başımdan. Çünkü babasız büyüdüm ve beni kollayan biri olmadı arkamda. Ama son 1 aydır belki de 2 aydır kendimi tanıyamaz oldum. Aynaya bakmak istemiyorum. Çünkü ben böyle biri değildim. Saçlarımda kendi ellerimle yaptığım örgüler ve kendi tarzım olan tişörtlerim, sweatshirt’lerim vardı. Düşüncem özgürdü, kısıtlamaya gelemezdim.

Ama 1 sene içerisinde öyle değiştirip kendimi bu örtünün altında sıkıştırdım ki. Bir de üzerine amcamlarla yaşadığım olaydan sonra. Belki beni anlayamazsınız, ben kimsenin baskısıyla kapanmadım arkadaşlar. Kendim istedim! Ama kendimi öyle bir indirgeyip sıkıştırdım ki, son 1 ayımı sürekli sinirli halde ve öfke nöbetleriyle geçiriyorum. Başımı yaparken sürekli sinirleniyorum. Kendimden nefret ediyorum çünkü ben zaten çok açık seçik giyinen bir kız değildim. Gayet düzgündü giyimim, karpuz kol tişört bile giymezdim siz anlayın. Ama şu son zamanlarda çok fazla mutsuzum, bu durum hayatımı ilişkilerimi her şeyimi etkiliyor. Ayrıca açıkken gecesine kadar kıldığım namazlardan eser yok şimdi çünkü kendi kendimi dinimden soğuttum.

Lütfen bir şeyler söyleyin. Ya kendime zarar verirsem? İnsanız, nefsimiz var. Bunun farkındayım. Ben nefsimi durduramıyorum ama şunu da düşünüyorum, günümüzdeki kapalılar da Kur’an’daki gibi değilken doğru ne yanlış ne? Kafam o kadar karışık ki. Hiçbir düşünce istemiyorum sanki hayatımda. Öyle bir bıkkınlık sinir ve stres hâkim hayatımda…

(Görsel: Roy De Maistre)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Merhaba, seni tanımıyorum. Ama sadece yazdıkların üzerinden yorum yapmaya çalışacağım. Anladığım kadarı ile aslında istememene rağmen kendini kapalı olmaya zorlamanın iki sebebi var.

    Birinci sebep gurur. Akrabalarının tepkisinden sonra açılırsan sanki ‘onlar istediği için açılmışsın’ gibi düşünürler diye endişeleniyor olabilirsin. Başka insanların senin hakkındaki düşüncelerini fazla ciddiye almamayı ne kadar çabuk öğrenirsen o kadar özgür olursun. Emin ol ki hayat sana bunu öğretecek. Ama çok geç olmasın. Onlar zaten davranışları ile ne kadar çapsız, saygısız insanlar olduklarını ispat etmişler. Gurur yapmaya bile değmez. Hayat, senin hayatın.

    İkinci sebep, psikolojik. açılırsan dinin bir gereğini yerine getirmemiş ve Allah’a isyan etmiş gibi hissediyor olabilirsin.

    Her şeyden önce, zorla örtünüyorsun ve Allah bunu biliyor. Kendini kandırabilirsin, onu değil. ‘Dinimden soğuttum kendimi diyorsun’ soğuman çok normal, kendi kendinin gardiyanı olmuşsun. İçinden gelmesi gereken inanç dıştan baskıya dönüşmüş. İnanıyorum demekle inanılmaz. İnanıyorsan inanıyorsundur. Belli ki bu başörtüsü meselesi senin içine sinen bir inanç değil.

    ‘Ama ayette yazıyor. Nasıl olacak bu iş?’ değil mi. Ayetler 600’lü yılların ve öncesinin tarihi arka planını bilmeden yorumlanamaz. Bu konuda bütün alimler hemfikirdir. Bazısı daha esnek bazısı daha katı yorumlar sadece. Yazıldığı şekliyle uygulayanlar ancak İŞİT falan olabilir.

    Daha esnek yorumlayan ilahiyatçıların konuşmalarını izlemeni tavsiye ediyorum. Prof Dr Mustafa Öztürk videolarını youtubedan bulabilirsin.

    Bildiğim kadarı ile başörtüsü konusunun tarihsel altyapısından bahsedeyim. Baş örtüsü İslamiyetten çok önce Arap toplumu dahil bir çok toplumda zaten var olan kültürel bir simge. Asur, Babil, Sümer, Hristiyan ve Yahudi toplumlarında kullanıldığı kesin olarak biliniyor. Genellikle hür kadın ile köle kadını birbirinden ayırmak için kullanılmış. Bazı toplumlarda ise evli kadınla bekar kadını ayırmak için. Zaten İslam’da da cariyelerin baş örtüsü takması yasaktır. Amaç aynı amaç yani. İslam öncesi Arap toplumunda da köle kadın baş örtüsü takmıyordu. Uygulama aynen devam ettirilmiş. Neden? Çünkü kölelik var. Zaten ayette de ‘baş örtülerinizi yakanıza indirin’ diyor. Neden baş örtüsü takın demiyor? Çünkü zaten takıyorlar. Şu durumda artık kölelik olmadığına göre, bu ayet tarihsel olarak değerlendirilebilir. Tarihsel derken ne demek istediğimi Mustafa Öztürk videolarını izlersen daha iyi anlayabilirsin.

    Biraz uzun oldu. Elimden geldiğince yorumlamaya çalıştım. Umarım faydalı olur. Huzurunu yeniden bulursun. Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir