Kız çocuğuyuz diye bize özel bir nefreti vardı babamın.

Merhabalar. Ben 35 yaşında eğitim hayatı sadece 5 yıl sürmüş bir kadın, bir insan, bir anneyim… Size saçma ya da anlamsız gelebilecek bu hikayeyi ben yaşamaya devam ediyorum… Ben “Müslüman adamın kızı okumaz.” diyen bir babanın kızıyım, küçücük bir köyde hem de İzmir’de jandarma zoruyla sadece ilkokula gönderildim. 4 kız kardeşiz biz, hepimizi din diye diye dinden nefret ettirdiler…

11 yaşındaydım, bi’ dayak yedim bildiğiniz plastik su hortumuyla… Sonra da bana “Ya eksiksiz ne dersek yapacaksın ya da her gün seni böyle döveceğim.” dedi babam, “Örteceksin başını yatarken bile başında olacak.” diye de uyardı. İzmir’de, İzmir’in denize sıfır köyünde, denize aileden birileri gelirse gittik. Mesela yüzmeyi 30 yaşında öğrendim, evden çıkmak yasak, arkadaş edinmek yasak, gelip gidenle iletişim yasak. Dayılarımın kızları geldiklerinde bile ben bir odaya kapatılıp “Kuran öğreneceksin.” diye susturuldum, konuşturulmadım, karıştırılmadım topluma… Babam eve gelenlere “Ben milli görüşçü Müslüman adamım, benim kızlarım ben nasıl istersem öyle yaşayacak.” diye övünürdü. Kuran’ın yarısından çoğunu dayak korkusuyla ezberleyen beni, sokaktan geçen arabaların müziğine kafamı kaldırdığım için “Kâfir seni.” diye ezip elinden geldiği kadar rencide edip utandırırdı -ki heves etmeyeyim.

Evin en şanslı kızı benim bu arada; Kuran kurslarına kapatılmadım, çarşaf ve pardösü diye baskı görmedim çünkü evde kapalıydım. Çok dua ettim kurtulayım diye, bu arada ortaokul ve lise dönemimi anlatmıyorum bile. Okul lafı ettirilmez bizim evde, eğer erkek değilseniz. Ben de dünya dilleri konuşmayı hayal eden bir hayalperest.

Neyse babam ben 18 yaşındayken gitti bu dünyadan, ben sandım ki artık biraz nefes alabilirim ama nerede o şans. “Artık sen bize emanetsin.” diyen tepemde Allah kesildi. Tanımadığım insanlar emir verir oldu. Annemi – sanırsınız ben taş kovuğunda olmuşum – katiyen bizi korumaz, evlâdım demez, savunmaz, kız çocuğuyuz diye bize özel bir nefreti vardı.

20 yaşında cinnet geçirip katil filan olmamak için evlendim sandım ki evlenirsem daha iyi olur. Fransa’ya, olabilecek en uzak noktaya gittim. Daha derin bir bok çukuruna battım. Akşam sabah dövüldüğüm, her gece kapıya atıldığım bir hayat. 1 kızım oldu, kız doğurdum diye çektiğim eziyeti ben gibi birçok kadın bilir ne yazık ki… Evliliğe 4 sene dayanabildim sonrasında devletin yardımıyla o esaretten kurtuldum.

Gelelim bu güne; bugün Fransa’da 3 dil konuşan, başında örtü taşımayan, devletin kurumlarında tercümanlık yapan yalnız bir anneyim. Dünü unutmadım, ne bana din diye dayatılan şeyleri ne yaşadığım hayatı.
Kızım 14 yaşında, biz özgür ve mutluyuz. Ve hayatımızda din tantanası yok, sorun da yok, problem de…

Yani demem o ki; tek kullanımlık bir hayatımız var, el alem ne der diye kendinizi ezdirmeyin, hayallerinizi ertelemeyin, kendinizden vazgeçmeyin…

(Görsel: Joshua Petker)

Paylaş:

Comments (4)

  1. Seni tebrik ederim ablacim inşallahta kızınla beraber çok mutlu hayatınız olur

  2. Nihal celebi

    Bende b3nzer hayati yasadim bunlari yasayan tek insanim sanirdim. Bence birlikte olmaliyiz ve daha fazlasini paylasmaliyiz.

  3. Çok hüzünlü ama sonunda başardığın bir hikayen var. Umarım hep mutlu olursun. Gerçekten cesaretli davranmışsın. ?

  4. Kararsız ama kararlı

    Sen ne güçlü bir kadınsin öyle tebrik ed rim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir