“Sen kapalı da olsan açık da olsan benim kızımsın.”

Hepinize yeniden selamlar. Ben hikayemi daha önce biraz anlatmıştım ve bu hikayeye yeni ve güzel olaylar ekledim. Öncelikle kendimi hatırlatmak istiyorum. Ben ilahiyat okurken ateist olmuş bir insanım. Dinde neler hakkında sorunlar yaşadığımı paylaşmayacağım burada, önceliğim başımızdaki örtü… Ben kendi rızamla 17 yaşında tesettüre girmiştim. Öncelikle bunu neden yaptığımı söylemek istiyorum. Bunların sebebi; çocukluğumdan beri yıktıkları özgüvenim, ailemde yer edinememem ve anne babamın takdirini görme isteği. Kısaca ergenlik. Annem o zamanlarda tesettürlü değildi, her zaman babamın emekli olmasını beklerdi. Öncesinde askeriyede bize çok sıkıntı çıkarttıkları için babam işinden olmasın diye tesettürünü çıkartmıştı. Ben tesettüre annemden önce girdim. Kendi kendimi ben mahvettim aslında, o konuda hala kızgınım ama büyük bir tecrübe oldu

Geçen sene tesettürden çıkma fikri beni çok fazla zorlayan ve oyalayan bir meseleydi. Düşünmekten uyuyamadığım, psikiyatri tedavileri gördüğüm, ölmek istediğim ve gerçekleri özüme kadar hissettiğim bir seneydi. Hep nasıl olacak diye düşünüyordum. Bir gün Trabzon’a kardeşimin yanına başım açık, kırmızı saçlarımla gitmiştim. Üzerimde giydiğim kıyafet yine her zamanki giydiğim kıyafetlerdi. Tek eksik başımdaki örtüydü. Ben o heyecan ve korkuyla kardeşimin yanına gittim. İlk hissettiğim şey kafamın üşümesiydi ama o kadar mutlu olmuştum ki… Tekrar eski kendime dönüşümü görmek, kendimi olduğumdan yaşlı hissetmemek beni çok ama çok huzurlu hissettirdi. Kimse beni başımda örtü olduğu için yargılamıyordu, kimse dini halimi bilmiyordu çünkü onu belli edecek bir şey yoktu. Tesettürlü, ilahiyat okuyan kimliğim yoktu ve en önemlisi de o gün kendimi ikiyüzlü hissetmemiştim. Çünkü ondan öncesinde o okulumun yolunu her yürüdüğümde ya da satanist dedikleri metal gruplarını ilahiyat derslerinde dinlerken hep düşünürdüm “Kendine ne yaptın sen?” diye. Bu ben değilim… Okul döneminde o günden sonra yeniden başörtüsü takmaya devam ettim. Hatta bir ara tekrar namaz kılmaya çalıştım, sürekli dualar etmeye başladım. Yeniden inançlı olayım, mutlu olayım diye. Başımdaki örtüyle mutlu olmaya çabaladım. Ama yine sonunda olmadı. İçimden “Bunlar gerçek değil.” demekten kendimi alıkoyamadım ve yaz tatilinde evime gittiğimde annemle bu konuyu konuştum. Psikiyatriye gitmem gerektiğini falan söyledi. Hatta sırf onun çenesinden kurtulmak için randevu bile aldım. Onlar köyde fındık toplarken ben hastaneye başım açık gittim fakat doktorun acil bir işi çıkmıştı ve yoktu. O gün tekrar özgürlüğümün tadını almıştım ve annemle babamın olmadığı her an dışarı erkek kardeşim ve sevgilisiyle, başımda örtü olmadan çıktım.

Kardeşim beni her zaman destekler. İyi ki onun gibi bir erkek kardeşe sahibim. (Bu arada annemden önce tesettüre girdim ya, annem de 3 ay sonra tesettüre girdi ve şu an tesettürlü.) Neyse bir gün makyajımı yapmışım üstümü giyinmişim yine dışarı çıkacağım ama başıma örtü takarak. Ama onun öncesinde annem dedi ki “Git bakalım babanın yanına böyle çıkacağım de ne diyecek.” Oradaki amacı babamın tepki göstereceğini bilmesi ve benim babamla bu konuyu konuşmamı engellemekti. Yine de ben gittim babamın yanına ve “Böyle çıkacağım baba nasılım sence?” falan dedim. Babam mahzun bir ses tonuyla “Ama sen kapalı değil misin?” dedi. Ben de “Evet ama artık başım açık gezeceğim.” dediğimde babam “Sen bilirsin kızım.” diyerek önüne döndü. Beni tesettürlü daha çok sevdiğini biliyorum ama bana örtü takmak istediğimde “Sen kapalı da olsan açık da olsan benim kızımsın.” diyen bir babadan kararımdan ötürü aşırı bir tepki asla beklemiyorum hiçbir zaman. Ama annem çok acayip. El alem için yaşamadığını söylemesine rağmen yüzde yüz köydekiler ne der, insanlar ne der diye yaşıyor.

Evet, ben okula geri geldim çünkü bölümü uzattım. Şu anda sosyal hayatımda özgürce başım açık geziyorum. İnançlı arkadaşlarım kararıma saygı gösterdi, ev arkadaşım her daim destekçim, erkek kardeşim, binadaki görevli abla bile… O abla bugün beni görünce “Sen açıldın mı?” dedi, “Evet abla.” dedim, “Çok daha güzel olmuşsun böyle daha çok beğendim seni.” deyince bunca zamandır boşuna insanlardan kaçar gibi yaşadığımı düşündüm. Okula çok az gidiyorum ve derslere tesettürlü giriyordum. Ama okuldaki herhangi başka bir yerde, eve gidip üstümü başımı değiştirip öyle gidiyorum. O kadar şanslıyım ki çok güzel arkadaşlar edinmişim. Zaten beni desteklemeyen herkesi hayatımdan çıkartmıştım ama yenileri eklenirse çıkartmaktan çekinmem.

Şimdi kız kardeşlerim size sesleniyorum. Şiddet görüyorsanız, argo kelimelere maruz kalıyorsanız, psikolojik baskılardan da bunaldıysanız sabredin. Ciddiyim sabredin ve güç toplayın. Bu gücü okumakta bulun. Okuyamıyorsan lise KPSS sınavına gir, sürekli şansını dene. Ne olursa olsun çalış, para biriktir. Gücünü yavaş yavaş topla. Kimse sana istemediğin bir şeyi yaptırmak zorunda değil. Özgüvenin sende olduğu müddetçe başaramayacağın bir şey olmayacak emin ol. Her daim başarı için koş ve eğer şu zamanda ailenle ciddi sıkıntılar yaşıyorsan ve tesettürlü dolaşmak istemiyorsan bile asla kendini eve kapatma. Çevrende kendin gibi insanlarla iletişim kur. Asla hayattan kopup depresyona girme güzel kız.

Sürekli düşünme de… Zamanı geldiğini hissedeceğin ana kadar yavaş yavaş çevreni bu düşüncelerine alıştırmaya bak. Ama başarılı olmayı asla unutma… Umarım herkes bir gün özgürce yaşayabilir ve bir örtü yüzünden aileler namusu kirlenmiş gibi davranmayı keser. Her sene ev arkadaşımla seneye bir isim koyarız. Bu senenin adı özgürlük senesi… Sağlıcakla kalın.

(Görsel: Soosh)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Kararsız ama kararlı

    Bu sene herkesin özgürlük senesi olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir