O gün babamın tokat attığını hatırlıyorum, sırf “Ben kapanmak istemiyorum.” dediğim için.

Nereden başlasam bilemiyorum o kadar zor zamanlar yaşadım ki ve yaşıyorum ki, nasıl anlatsam kararsızım.

Ailem muhafazakâr bir aileydi, e tabi ben de çocukları olarak öyle yetiştirildim. Çocukluğumu anımsıyorum diz üstü etek ya da şort giyemediğimi ya da 9 yaşından sonra kısa kollunun yasaklandığını, ki o zamanlar 11 yaşına yeni girmiştim. 5. sınıfın sonları eve girince regl olduğumu öğrendim, neyse bunu çok uzatmaya gerek yok. Ailem öğrendiğinde sorumluluklarım başladı, daha 11 yaşındaydım saygılı olmaktan başka ne sorumluluğum olabilirdi ki? Kapatıldım, başım o örtüyle kapatıldı; hayallerim, geleceğim, düşüncelerim…

O gün babamın tokat attığını hatırlıyorum, sırf “Ben kapanmak istemiyorum.” dediğim için, beni evlatlıktan reddedeceğini ve evden atacağını söyledi, korktum, çok korktum, babam kızmasın diye 3 yıl dayandım. Çünkü beni döverdi, kızardı, bağırırdı belki de en kötüsü sakat bırakırdı. Bunları kafadan atamıyorum, bunlar babamın dediği şeyler, kendimi korkudan odaya kitlerdim bana bir şey yapacak diye. Eğer yanlış bir şey yaparsam ortalık yerde bile bağırırdı, bu fark etmezdi onun için. Ben sadece bu örtüyü taktığım için, sadece din gereği yaşayabilen bir kızdım. Korkarak yaşadım hep, peki babam hep mi kötüydü? Hayır, değildi. Bazen gerçekten çok eğlenceli, iyi biri olduğunu düşünürdüm ama neden bu kadar kısıtladı beni? Daha 12 yaşındaydım dedikleri şey “Erkeklerle konuşma, onlarla temas kurma, sen kızsın her şeyi yapamazsın.” oldu. Bu böyle devam etti.

Anneme 1 sene önce bu konuyu açtım, açılmak istediğimi söyledim. Ve tabi ki karşı çıktı, ağladım, kendime zarar vereceğimi söyledim ama kimse beni anlamadı. Babama bunu demeye çok çekindim çünkü tepkisini az çok tahmin edebiliyordum ama yine de cesaret ederek açtım bu konuyu ona. Bağırdı, çağırdı, dövecekti annem araya girmeseydi. Kendimi odaya kitledim, işitmediğim kadar hakaret işittim, kimse bunu bilmiyor.

Ben çocukluğumu yaşayamadım, gençliğimi yaşayamıyorum, o kadar üzgünüm ki… Herkes gibi saçımı savurmak, makyaj yapmak, istediğim kıyafeti giymek, istediğim kişiyle konuşmak… Bunlar hep hayaldi benim için ve ben hayal kalmaması için mücadele ediyorum, bazılarınız diyecektir “Milletin ne sorunları var senin dert ettiğin şeye bak, dini hak etmiyorsun, aklını kaçırmış, Allah ıslah etsin.” gibi gibi…

Takmayacağım, ne insanların düşüncelerini ne de başımdaki örtüyü. Beni zorlamaya hakkınız yok, ben insanım, ben kadınım, ben kalbi kırık bir kız çocuğuyum. Bana, bu şekilde, işi sadece dini sorumluluklarını yerine getirmek ve çocuk bakmak olan bir objeymişim gibi davranamazsınız. Ben mutlu olmak istiyorum, özgür olmak istiyorum ama şunu biliyorum ki ben asla ama asla kısıtlanmak istemiyorum. Yalnız değilim, ben gibi olan birçok insan var. Lütfen vazgeçmeyin, sonuna kadar gidin. Bu hikayeyi mutlu sonla bitirmek istiyorum ama şu an 17 yaşındayım, henüz yolun başı. 6 yıldır istemediğim bir kıyafetin içindeyim, benim sesim olun, birbirinizin sesi olun. Ben yaşadığım hayattan her şeyden soğudum, mutluymuş gibi davranmak o kadar zor geliyor ki korkmadan yaşamak şu hayatta en çok istediğim şey.

Hepinize teşekkür ederim(!) başta babam olmak üzere ailem ve akrabalarım, hayatımı mahvediyorsunuz. Böyle devam etmeyeceğim, ben güçlüyüm çünkü ben kadınım. Her şeyden önce yaşamayı isteyen bir canlıyım. Beni yobaz fikirlerinizle bir tutamazsınız.

(Görsel: Stok)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Kararsız ama kararlı

    Helal olsun sana. Yanındayız sonuna kadar güçlü kadın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir