Ne güzel elbiseler tişörtler var. Ben ise nefret ettiğim gömlek türlerine ve uzun modellere bağlıyım.

11 yaşında kapandım. Ortaokulu kendi isteğimle İmam Hatip’te okudum ben. Hayatımın en büyük hatalarından biridir bu. 5. sınıfta bir hocamız vardı. O teşvik etmişti ve nefret ettiğim sınıf arkadaşlarım da tek tek kapanıyorlardı. Özendim. Bir gün bir hevesle anneme kapanmak istediğimi söyledim. Daha bone bağlamayı bile bilmiyordum üstelik. Annem doğal olarak daha çok küçük olduğumu ve ileriki yaşlarımda eğer istersem kapanabileceğimi söyledi. Hayır, dinlesem ne olur sanki ama denemek istedim. Annem de daha fazla üstelemedi.

O hocamızın namahrem erkekleri anlatırken söylediği son özet aklıma takılmıştı “Kısacası evlenme ihtimalin olduğu tüm erkekler haramdır.” Henüz 11 yaşında bir çocuk olarak ben bunu bile yanlış anlamıştım. Erkek hocalarımın yanında başımı açıyordum siz düşünün masumluğumu. Bu kadar erken olması büyük bir hataydı. Yine de pişman değilim. İlk 3 sene benim için hem çok zor geçen hem de gerçekten tesettürü kendi isteğimle yaptığım senelerdi. 8. sınıftayken bir şeyler fark etmeye başladım. Ben mutlu değildim. Bir çocuğun yapmak istediği çoğu şeyde kendimi kısıtlamak zorunda kalmıştım. Sokak çocuğuyum ben. Kapandıktan sonra yapmamın istenmediği ilk şey duvarlardan atlamak oldu. Ben kendi kendime ibadet yapmaya çalışırken insanlar kapalı olmanın belirli sorumluluklar getirdiğini söyleyerek beni bastırdılar.

Geçen gece kafam attı. Anneme arkadaşımla olan mesajlaşmalarımı attım. “Çünkü toplum baskısını bir çocuk anlamazdı ve ben kapanınca her ne kadar çocuksam da bana “Büyüdün.” dediler. Duvarlara tırmanmam yasaklandı önce. Sonra erkeklerle oynadığım maçlar, sokakta rahat rahat bağırmam – bağırmak en sevdiğim şeydi üstelik. Hala bile alçak ses tonunu sevmiyorum, dominant olmayı seven birinin baskın rolü almasına izin vermedi toplumumuz. Toplum baskısıyla tanışmak için çok küçüktüm ben. Takmak istediğim şapkalar oldu. Başörtünün üzerine takınca dalga geçtiler. Bir kere kalkışabildim buna sadece. Hala bile giysi reyonlarında kayboluyorum. Ne güzel elbiseler tişörtler var. Ben nefret ettiğim gömlek türlerine ve uzun modellere bağlıyım bu yüzden bir tarzım yok. Tarzımı giyemiyorum. Spor giyinmek istiyorum, düzgün bir şey yok. Taytlara aşığım, giyince üstüne uzun tişörtler geçirmek zorundayım. O zaman taytın ne anlamı var. Alnımdaki o renk farkından nefret ediyorum. Ve artık bir parçası kalıcı. Bone olan yerler beyaz, geri kalanı hilal şeklinde bir karalık izliyor. Şortlar var mesela. Artık evin içinde giyerken bile sorun etmeye başladı ailem. Şortları çok seviyorum hâlbuki. Haşemadan nefret ediyorum mesela. En sevdiğim şey yüzmek ama haşema ile denizde her yerim kumlanıyor. Havuzda ise ağırlığı yüzünden özgürce yüzemiyorum.

Boynumu rüzgârın gıdıklamasını özledim sonra. Geceleri balkona açık çıkıp dindiriyorum bu özlemimi. Kendimi durduruyorsam bunun nedeni annem. O tek başına duramaz ki arkamda. Acı çeker. Ya kendi mutluluğumu seçeceğim ya da annemin huzursuz hayatına başka bir yükün daha eklenmemesi için artık sevabını bile alamadığım bu ibadeti yapmaya devam edeceğim. Annem kendi mutluluğu ile bizim aramızda kaldığında bizi seçmişti. Bunu ona yapamam. En ufak bir hareketimle adımı orospuya çıkartacak bir dedeye, ondan daha fenasını üzerime ekleyecek bir akraba grubuna sahibim. Ne tepki vereceğini bile bilmediğim değerlim, abim. Korkaklığından dolayı bana destek olamayacağından emin olduğum bir baba… Kalkışırsam benden çok annem zarar görür. Dayanıklı olabilir belki ama artık gücü kalmadı. Ve en çok kıran da ne biliyor musun? Destek olmaya çalışsa da bundan nefret edeceğini bilmem. Farkında olmadan o kadar çok kırıyor ki bazı lafları. Toplum içinde insanların fikirleriyle olan ortaklığı… Abimin sevgilisi kapalı olunca bizim ailenin çocuğu oluyor hemen. Ben açık olursam o “bizim” sıfatına uymuyormuş gibi olacağım. Birçok açık kızı olan ailenin bizden bir farkı varmış gibi. Benim böyle olmam zaten en normali, açık olmam anormaliymiş gibi. 8. sınıfta içime gömdüm bu arzumu, daha doğrusu öyle denedim. Ama keşke o zaman açılsaymışım. Tam vaktiymiş. Bir hevesle kapandım. Gerçek bir istek bile değildi. Açılsam pişman olacağım belki ama ne var biliyor musun? Tekrar kapandığımda asıl işte o zaman gerçekten kapalı biri olacağım. 11 yaşındaki bir kız hayatını etkileyecek bir karar vermek için çok küçük.

Bugün 3. lisem için kayıt yaptırdım. Açılmak için bir fırsat daha var önümde ama aile apartmanında oturuyorum ve dedemlerin yapacakları en ufak bir söz benim umurumda olmasa da annemi çok kötü kıracak. Benim fikrini umursayacağım tek kişi abim ama tanıdık birinin karşısına açık olarak çıkmaktan korkuyorum. Arkadaşlıklarımın çoğunu sert kavgalarla sildim. Elimde kemik bir kadro var ve ne yaparsam yapayım bana destek olacaklarını biliyorum. Yine de tanıdık akranlarım ve akrabalarımın arkamdan söyleyeceği şeyler beni geriyor. Lütfen fikir verin.

(Görsel: Gazelle Samizay)

Paylaş:

Comment (1)

  1. çok iyi anlıyorum seni, yalnız kafan neden bu kadar karışık? tek bir hayatın olduğunu unutuyorsun. bir kez düşünmeye başlayınca aptallaşamazsın, bir kez açılmayı düşününce bütün her şey bunu destekler. ben açıldıktan bir hafta sonra eski halimi bile unutmuştum. açıldığım gün çoğu kişi tepki bile vermedi. önemsiz çünkü, bez parçası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir