Sanki bir tiyatro oyuncusuyum ve dışarı çıkarken kostümümü giymek zorundaydım.

Herkese merhaba. Benim hikayem biraz farklı. Öyle sıkı muhafazakar bir ailem yok. Sürekli baskı yapıp kapanmamı isteyen de olmadı, fakat giydiğim kıyafete, aldığım nefese, attığım adıma, hatta çatal kaşık tutuşuma bile karıştılar. İstediğim gibi gülemedim, istediğim gibi giyinemedim, istediğim gibi konuşamadım, istediğim gibi yürüyemedim bile.

Kapanmaya şöyle karar verdim; 13-14 yaşındaydım, kardeşimin sünneti olacaktı ve elbise almam gerekiyordu. Annem, babam ve ben alışverişe çıktık ve bir elbise beğenmiştim. Bilirsiniz, önü kısa arkası uzun tüllü. Üstüme denemedim bile, sadece güzelmiş dedim. Babam hışımla çıkarttı beni mağazadan, caddenin ortasında bana el kaldırdı, vurmadı belki ama insanların bakışlarını hala hatırlıyorum. “Benim İstanbul’dan dayılarım gelecek, onların yanında öyle gezemezsin” dedi. Dayılarının eşleri de açık ama neyse. Ben de o an kapanmaya karar verdim ve lisede kapandım.

5 yıldır kapalıyım ve bu tesettür işi gitgide işkence gibi gelmeye başladı bana. Sanki bir tiyatro oyuncusuyum ve dışarı çıkarken kostümümü giymek zorundaydım. Kendim gibi değildim hiç. Dışarıda maskeliydim. Evde özgür ve doğal. Saçma gelmeye başladı. Özellikle erkek kardeşimle aramızdaki ayrımcılığı görmeye başladıkça. “O erkek yapar, sen kızsın yapamazsınlar” çoğaldıkça, “O erkek elinin kiri sen yapamazsın günah”ları duydukça, “O erkek kızlarla gezer sen gezemezsin, haram”ları dinledikçe soğudum dinden.

Bazen düşünüyorum, Tanrı’nın cinsiyeti olsa erkek olurmuş diye. Bu yaz tatile gittim halamla. Kendisiyle çok iyi anlaşırım ve üzerimde hiç baskı yapmaz. Bir hafta boyunca başımı kapatmadım. Hissetmek istedim özlediğim o duyguları. Unuttuğum rahatlığı. “Bir yerim göründü mü, saçım çıktı mı” derdi olmadan bir hafta geçirdim. Hayatımda o kadar mutlu ve özgür hissetmemiştim. Bu düşüncemi anneme söylediğimde karşı çıktı, “Baban gebertir öldürür” falan dedi. Babaannem günah, haram, cehennemle ilgili bir sürü nutuk çekti. Bir tek dedem kızdı hepsine, “20 yaşına geldi kız, istediği gibi giyinir, kendi bilir, size ne, karışmak size mi kaldı” diye.

Açıldın mı diye sorarsanız, cesaret edemedim hala. Hem babamın tepkisinden korkuyorum, hem çevrenin dedikodusundan. Çünkü duymazdan gelip sessizce oturacak biri değilim ve her gün biriyle kavga edecek gücüm de yok. Ne yapacağımı bilmiyorum. Umarım günün birinde yeniden özgür hissederim. Bana şans dileyin…

(Görsel: Helen Delmaire)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Kendi sorularına kendin crvaplar vermişsin arkadaşım. İstiyorsan kapat, istemiyorsan aç. Çevreye gelince kimseye bişey anlatmak zorunda değilsin. Öyle istedim de geç. Konuşuyorlar evet ama unutuyorlar da. Baban konusuna gelince ki en zoru o. Ona da cevap vermek zorunda değilsin. Sadece duruşun dik olsun. Öyle bir mesafe koy ki söylemeye cesaret edemesinler. Biz ezildikce ünsanlar kendinde had buluyor. Sadece bu konuda değil her konuda. Başardığını da okumak isterim. Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir