Kendi düşüncelerimin de olabileceğini, bana dayattıkları düşünceleri beynime yerleştirmek zorunda olmadığımı fark ettim.

Küçüklüğümden beri regl olduğumda kapanacağım söylendi. Regl olduğumda deli gibi ağladığımı hatırlıyorum. Zorunlu kabulleniş…

İlk kapandığımda bu sadece bedenen olmamıştı, ruhen de içime kapanmıştım ben. Hiçbir yere gitmek istemiyordum. Hiçbir yere gitmiyordum. Saçma, asosyal bir insan olmuştum. Kız olduğum için kendimden nefret ediyordum. Çünkü bana sürekli ‘Sen kızsın, sen namussun kendine dikkat et’ deniyordu. Allah’a kaç kere “Beni neden erkek olarak yaratmadı” diye isyan ettim, inanın bilmiyorum. Balkona çıkarken kafamı örtmüyordum, kendi kendimi teselli etmeye, mutlu olmaya çalışıyordum. Kendimce isyan ediyordum. Giydiklerimden utanıyordum. Hiçbir zaman istediğim gibi giyinemedim. 6-7 yaşlarımdayken bile pantolon giymem yasaktı. Ağaç yaşken eğilirmiş çünkü. Beni eğemediler, kırdılar.

Pis zihniyetleri olan dindar bir aileyle yaşıyorum. Doğal olarak küçüklüğümden beri düşüncelerim onlarınki gibi gelişti. Onlar gibi düşünüyordum. Pencerem kirliydi. At gözlüklerimi çıkartamıyordum. Yakın zamanlarda okuldaki bir hocamın da sayesiyle düşüncelerimden arındım. Sorgulamaya başladım. Anlattıklarına inanmadım. Söylediklerini hemen kabullenmedim. Kendi düşüncelerimin de olabileceğini, bana dayattıkları düşünceleri beynime yerleştirmek zorunda olmadığımı farkettim. Ve kendime annemin sınırları arasında bir tarz yarattım. Böyle de mutlu olabilirim diye düşündüm. Madem bundan kurtulamıyorum bununla mutlu olayım dedim. Başardım da. Ama bir süre sonra sınırları ihlal ettiğimi söylediler. Topuz yapıyormuşum. Cehenneme gidecekmişim. Kollarım gözüküyormuş, eteğim darmış…

Onlar bunları söyledikçe daha ileri gittim. Eteklerimi daha çok daralttım. Kollarımı iki kat kıvırdım. Kayan bonemi düzeltmedim. Allah’ın beni kenardan çıkan iki tel saçım için yakmayacağını söyledim. İlk kapandığımda yaptığım gibi balkona açık saçla çıkmaya başladım. Yine kendimce ufak tefek isyanlar yarattım. Ve ben artık onların tabiriyle ‘yoldan çıkmıştım’. Son 1-2 aydır kadının İslam’daki yeri ve örtünmesi üzerine düşünüyordum. Açılmayı aklının ucundan dahi geçirmeyen, utanan, çekinen ben açılmayı düşünmeye başladım. Belki de aileme ve etkisine tepki olarak bir istek bu, bilmiyorum. Ama yine de kapalı kalmak istemediğime karar verdim. Tam bu düşüncelerimin üzerine Instagram‘da dolaşırken bu sayfa çıktı karşıma. Ve ben ağlamaya başladım. Çünkü her şeyden bıktığım, patlama noktasında olduğum ve en çaresiz hissettiğim anda karşıma çıkmanız bana bir işaret gibi geldi. Aslında benim içimde hep bir açılma isteği vardı. Ama yanımda kimsenin durmayacağını bildiğim için bastırıyordum onu. Anlatacak, sesimi duyuracak bir kapım yoktu. Şu an eminim. Açılmak istiyorum. Ama ailemin tepkisinden aşırı derecede korkuyorum. Sonuçta beni daha da sıkabilirler, bilmiyorum.

Yine de yalnız olmadığımı bilmek mutlu etti. Ben mücadeleme sonuna kadar devam edeceğim. Artık susmak yok! Kendim için başarmaya çalışacağım. Umarım başarırım.

(Görsel: Dainel Zender)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Şu an aynı durumları yaşıyoruz ve inan yalnız değilsin. Bize zorla dayatılan hayatın karşısında olacağız bu bizim hayatımız, biz yaşayacağız. Biz onların kızı olmak dışında bir bireyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir