Geceleri karanlıkta kimse görmez diye başım açık çıkıyordum.

Aynada gördüğüm ben, ben değilim. Her geçen gün de bu yabancılığı iliklerime kadar hissediyorum. Bundan 3 sene önce kendi isteğim ile kapandım. Kimse beni ne zorladı ne de yapma etme dedi. Kararım yalnızca bana bırakıldı ve ben de Kur’an’ı okuyup (en azından bir kısmını) araştırmalar yaptım. Başlarda elbet çok uzak durdum başörtüsüne. Zaten beni tanıyanlar hiç inanmadı, hiç senlik değildi nasıl yaptın dedi. Fakat ben kafaya koydum ve bir şekilde kapandım. Giyim kuşamı çevremi inceleyerek öğreniyordum ki bunun Kur’an’a göre saç kapatmak ile zerre kadar alakası yoktu. Yine de kapandıktan sonraki 5-6 ayım rahat geçti. İsteyerek kapanmıştım çünkü bütün günahlarım affolunuyor zannediyordum. Başı açık kızlar günahkâr ve ben bir bebek kadar günahsızım diye düşüyordum. Başörtü takmayı destekleyen çevrem ne yaparsam yapayım onayladı, çoğu zaten dindardı, herkes mutlu oluyordu beni örtülü gördükçe. Ancak bir sorun vardı, birbirimizi destekleyen bizler yalnızca başımıza bir örtü takıp üstümüzü öteki kızlar gibi giyiniyorduk. Bunu kafaya takmaya başladım. Sonra aynada gördüğüm yüze yabancılaşmaya başladım. Ne gerek vardı, şimdi o kazağı giymek vardı, ben asla şöyle olamayacağım gibi düşüncelerle yaşamaya başladım. Evet, bunlar herkesin hikâyesinde olan şeyler olabilir ama bendeki farklılık burada başlıyor. Önce dini sorgulamaya başladım sonra kendi görüntümden iğrendim, başörtüsü olmayan kızlara özendim, saçlarımı rüzgâra bırakmayı özledim. Geceleri karanlıkta kimse görmez diye başım açık çıkıyordum biraz olsun özlemimi bastırmak için. Düşündüm ve dedim ki “Ben bu örtüyü Allah için takmalıyım ancak onun için takmıyorum, nedenini bilmiyorum.” Aşırı inançlı biri olamadım! Erkeklerden kaçamadım. Günah diye arkadaşlarım ile aramı da açmadım. Hatta işin garip tarafı ben başörtü taktıktan sonra eşcinsel olduğumu fark ettim. İlk defa bir kızdan hoşlandım, geceler boyu ağladım. Hem eşcinselsiniz, hem başörtünüz var, hem tanrının varlığını en azından dinleri sorguluyorsunuz, hem örtüden nefret eder hale gelmişsiniz… Hayatım çok zorlaşmıştı. Kimseyle bir şey konuşamıyordum da. O zamandan beridir de başörtümden iğreniyorum. Yakışmıyor bana, gerçek beni yansıtmıyor bu ben. Özgürlük örtüsüzlük demek değildir, eşcinseller sadece o gördüğümüz kostümlerle gezmez, sevgi insanın kalbindedir, her kapalı kadın Müslümandır denilemez ve daha bir sürü şey… Bunların hepsini biliyorum ve hepsini tecrübe ettim. Hala kapalıyım hala kendimi sevmiyorum. İnsanın güzel yüzleri sevebilmesi için önce kendini sevmesi gerekir. Ben mutlu değilim, uygun değilim, aradayım, nereye gidiyorum bilmiyorum. Örtümü ne zaman çıkaracağım, ne zaman gerçek kimliğim ile yaşayacağım bilmiyorum. Tek bildiğim şu ki, kendi hayatımı yaşayamıyorum, belki de ölmek için gün sayıyorum. Başörtüsü takmayı düşünen varsa da lütfen uzun uzun düşünsün, pat diye yaptığınızda yalnızca pişmanlık geliyor. Sevgiyle kalın…

Paylaş:

Comments (6)

  1. Deist Eleman

    Sevgili dostum, seni tanımıyorum. Adını bilmiyorum ve de nasıl birisin onu da tahmin edemiyorum. Ama içinde kötülük olmadığını düşünüyoru. O yüzden sana ve buradaki hemen herkese sevgili dostlarım demek istiyorum. Bir erkek olarak kadınların özgür olması için çalışıyorum. Eşcinsel olman, dinsiz olman, kendi kimliğini yaşayamıyor olman… bunlardan ilk ikisinin gözümde hiçbir önemi yok. İstediğini sevebilir ve istediğine inanabilirsin. Ama kendi istediğin gibi yaşayamıyorsan bu üzücü bir sorundur. Keşke elimden bir şeyler gelse. Keşke biz erkeklerden sakınmanı gerektirecek bu kültürü kaldırabilsem. Aile şartlarını veya şu anki yaşını, hedeflerini bilmiyorum. Ama lütfen kendine güven. Dün vardın, bugün varsın ama yarında hiçbir zaman olmayacaksın. Yalnızca dün ve bugün vardır. Bugünün hepsini yaşabileceğimiz bile belirsiz. O yüzden zaman kaybetmeden kendi kimliğine kavuş. Bir kızı sev, elini tut, birlikte saçınızı savurun. Bir gün ne sen beni ne de ben seni tanımıyorken siz yanımdan geçerseniz, umarım ikimiz de kendi istediğimiz kimliklerde yaşadığımız bir anda gerçekleşir bu. Hayatın elini kırarcasına sık ve asla bırakma. Lütfen dostum. Lütfen…

    • aynı şeyleri yaşadığım insanlarla konuşmaya o kadar ihtiyacım var ki.. lütfen bana ulaş

      • Deist Eleman

        Merhaba Ayşe Hanım, üzgünüm ki mesajınızı şimdi gördüm. Size nasıl ulaşabilirim? Eposta adresinizi verebilir misiniz?

  2. büşra kılıç

    seni o kadar iyi anlıyorum ki ben kapanalı çok değil 10 ay oluyor kendi isteğimle yaptım bunu lakin senin dediğin gibi kim için yaptım Allah için mi başta öyleydi ama sonra toplumdan takdir görmek için sevindiğim nokta çok zaman geçmedi ve ben bunu fark ettim bu ben benim sevdiğim saygı duyduğum insan değil her aynaya baktığımda iğreniyorum kendimden ciddi olarak söylüyorum sadece kendim için kullanıyorum bu kelimeyi bir zavallı olarak görmeye başladım toplumdan silinmiş hissettim kısıtlanmış baskı altında
    kuzen dediğimiz insan kardeş yarımız canımızdan bir parça değil midir ama din söz konusu olunca konuşamazsın ya da onun yanında tesettürlü olmak zorundasındır bunlar bana ters geliyor gelmeye de devam edecek bende şu an kapalıyım ama benim büyük devrimimi gerçekleştirmeme 6 gün kaldı umarım sende bir an önce benim tabirimle saçındaki prangandan kurtulur saçlarını maviliğin sonsuz serinliğine bırakırsın

    her şey dilediğince olsun
    not; elalemin 15 dakikalık dedikodusu için bir gününü bile ziyan etme kendi isteğinle dolu dolu yaşa

    • Zeynep Şen

      YKSyi bekleyen biri mi yoksa 🙂 Biraz cesaret aşılasanız da ben de yapsam, artık prangadan kurtulmak gibi görür oldum

    • Deist Eleman

      Merhaba Büşra Hanım, 4 gün kaldı dünyanıza. Her şey güzel olacak, hepimiz için!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir