Kim derdi ki bunun mücadelesini verip sonra da bundan kurtulmaya çalışacağımızı…

Platformunuzu bir süredir takip ediyorum ve son günlerde yayılan #1yearchallenge sayesinde de yazmaya karar verdim. Benim hikayem henüz bitmedi. İlkokul yıllarında sokakta oynayan efsane nesildenim ben. Yaş 40′ a yaklaşıyor yavaş yavaş. O zamanlar sokakta oynardım,  babam işten gelmeye yaklaşınca annem balkondan bana bir örtü atardı. Babam gelince beni öyle görsün diye. Benim halam tek kız çocuğuydu ve açıktı. Onun gibi olmayayım diye erkenden tedbir almaya çalıştı babacım. Yani ben öyle düşündüm hep. Çok iyi bir insandır. Her zaman bizim için elinden geleni yapmıştır. Sorgulamayı, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmeyi o öğretti bana. Allah ondan razı olsun. Annem de çok iyidir. Okur, okumayı çok sever. Aldığım kitapları ben okuldayken benden önce okurdu. Okuma sevgimi ona borçluyum diyebilirim.

İlkokulda fen dersinde evrimi öğrenip, din dersinde yaratılışı öğrenen nesildenim ben. Kafam hep karışık büyüdüm. O günlerde atılan soru tohumları şimdilerde meyve veriyor da diyebilirim kendim için. Aslında bir zorlama olmadı ben kapanırken. Aslında zor bir çocuk değildim ben. İtaatkar, ne denirse yapan, başkaldırmayan, her şeye evet diyen sakin bir çocuktum. İlkokul yıllarımda bile bazen okula kapalı gidip bahçede açardım. Sonra İmam Hatip yılları başladı. Bir büyük şehirde oturuyorduk o zamanlar ve İmam Hatip için talep çok olduğundan başka bir şehre, bir yakınımızın yanına sırf İmam Hatip’te okumak için gönderildim. 1 sene sonra da annemlerin yanına geri geldim. İmam Hatip’e başlamamla başımı da kapattım. Bazen zorlandığım oluyordu özellikle de kıyafet seçiminde ve oyun oynarken istediğimi giyememe konusunda. Ama dediğim gibi itiraz etmezdim. Yapım buydu.

Lise yıllarım 28 Şubat sürecine denk geldi. Okulumuzun önünde kameralar vardı sürekli. Akşam haberlerinde sınıftan televizyona kim çıkmış bizden acaba diye dedikodu yapardık. Çocukluk işte. Katsayı engeline takılanlardanım ben. Ama 4 yıllık bir üniversiteyi de tutturdum (ilahiyat değil).  Başımı açmak zor geldi direndim. Kazandığım okula kayıt yaptırıp bir dersine bile girmedim. Bunun 2 nedeni var. Birincisi, başörtüsünü açmak bana çıplaklık gibi geldiğinden kendimi rahat hissedemedim. Bununla birlikte başörtüsü için okulu bırakmak, bunun için övgüler almak da insanı gaza getiriyor, kahraman sanıyorsunuz kendinizi. Bir mücahide… İkincisi ise sosyal ortamlara girmeden büyüyor çoğu İHL kızları. Sudan çıkmış balık gibi ne yapacağımı bilemedim. Sınıfta erkekler vardı ve ben nasıl davranacağımı şaşırdım. Çünkü hiç muhattap olmamışız o yaşa kadar. Duygu kontrolü nedir onu bile bilmiyordum. Kapalı bir toplumda yaşamanın getirdiği zorluklar diyebilirim…

Önüme bir fırsat çıktı ve yurtdışına gittim. Eşimle orada tanıştım, evlendim. Sonra tekrar Türkiye’ye döndük. Bir kızımız oldu. Hayat yoluna giriyor derken eşim bir densizin fetö iftirasıyla tutuklandı. Yaklaşık 3 yıldır bir cenderenin içinde yaşıyorum. Artık her şey anlamsız geliyor. 2010 referandumunda “Ölülerinizi mezardan kaldırıp oy kullandırın.” diyen zihniyet benim başörtüme ilk darbeyi vurdu. Dinin siyasetin içine karışması midemi bulandırdı. 2013 yılında Gezi Olayları’nda bir kesime yapılanlarda benim başörtüm üzerinden prim yapılması ikinci darbe oldu. 17/25 de Müslüman’ım diye başa gelenlerin buna uygun davranmadığının ortaya çıkması üçüncü darbe oldu. 15 Temmuz’da birilerinin olaylarla hiç alakası olmayanları hapse attırıp kendilerinin paçayı kurtarmasıyla bendeki bağlar tamamen koptu.

Aslında başörtüsüyle başlayan sorgulama süreci, dini değerleri de sorgulatıyor insana. Dinimi elimden aldılar gibi hissediyorum ve bundan dolayı aşırı kızgınım. Buradaki hemen hemen her yazıyı okudum. Genelde ne olduğunu anlamadan kapatılan kızlarımız, başörtüsünün kadını sokmaya çalıştığı kalıptan rahatsız ve zorluğundan şikayetçi. Rahat giyinebilmek istiyorlar, balkona çıkmak için hırkalar aramakla uğraşmak istemiyorlar. Onlara da saygı duyuyorum. Benim öyle hayallerim yok. Başımdakinden dolayı yüzüme bakan her insanın, benim benliğimden, öz kimliğimden, düşüncemden önce başörtümü görmesinden, beni hemen bir kılıfa sokmasından rahatsızım. Bağlayış şekline göre hemen akpli-cemaatçi-süleymancı filan oluyorsunuz. Ama bir türlü “sadece insan” olamıyoruz. Zaten son yıllarda yapılan makyajlar, darlaşan giyim kuşamla beraber bir anlamı da kalmadı. Amaç dikkat çekmemek ise, çıplaklar kampında çarşaf giyemezsiniz.

Ben bu mücadeleye yeni başlayacağım. Aslında o kadar yorgunum ki, kimseye açıklama yapmak istemiyorum. Belki de bu benim avantajım olacak ve kimseye hesap vermeden, sadece zincirlerimi kırıp arkama bakmayacağım. Bir kolay gelsin favınızı alırım. Kim derdi ki bunun mücadelesini verip sonra da bundan kurtulmaya çalışacağımızı…

Paylaş:

Comments (7)

  1. Deist Eleman

    Din gerçekleri için Turan Dursun’un Din Bu 1 ve dincilerin gerçek yüzü için de yine aynı yazarın çocukluktaki din eğitimi aldığı dönemini anlatan Kulleteyn romanını öneriyorum. Cesursunuz, tahmin ediyorum. Saçlarınızı savuracaksınız, bundan ise eminim.

  2. Çok katılıyorum ben de liseye giden ve yazın açılacak biri olarak tek istediğim kendim olarak görülmek ve kişiğimle ön plana çıkmak.

    • Bnde lise 1 e gidiyorum ve bu yaz açılacağım insan hayata birkere geliyor erkekler tahrik olmasın (!)diye ben asla başımı kapatmam hatta sort alışverişine çıkıcam haftaya.

  3. Bnde lise 1 e gidiyorum ve bu yaz açılacağım insan hayata birkere geliyor erkekler tahrik olmasın (!)diye ben asla başımı kapatmam hatta sort alışverişine çıkıcam haftaya.

  4. Istanbul

    Sizinle hemen hemen aynı durumdayız. Yakın kuşaklarız benim yaşta 30’a dayandı.
    Eşim tarafından desteklensemde çevre ve kendi ailemin baskısını bir türlü kafamda susturamıyorum.

    Bir zamanlar bunun için uğraştık, mücadelesini verdik, baskı gördük, dışlandık.
    Şuan çıkarmak için mücadele veriyorum.

    Yalnız yorumlar çok enteresan.
    Gidicem hatta şort alışverişine çıkıcam ne demektir ya?

    Kimseye inat için yapmayın her ne yapıyorsanız. Kendiniz için yapın.
    Okuyun. Araştırın. Öğrenin, neyi neden yaptığınızı bilin güzel kardeşlerim.

    Aksi taktirde sadece saçınızı göstermiş olursunuz. O salt fikirlerinizin hala tutsağı olmayın.

    • İlk defa bir yazının yazarıyla ve ikinci olarak da sizinle kendi kaygılarımı bağdaştırdım. İnanın açılmaya özlem, saçların rüzgarda uçuşması, şort giymek, gönlünce süslenmek hiçbir zaman önceliğim olmadı. Lisede de üniversitede de başörtüsü mücadelesinin gururla parçası oldum diyebilirim, 28 şubat sürecinde ise daha ilkokulda olmama rağmen ailem ile hep eylemlerde idim, direnişin içinde büyüdüm. Ama şimdi tek istediğim ön etiketlerden kurtulmak, kendim olarak var olabilmek. Ekonomik özgürlüğü olan, 20lerin sonlarında, eşinden açılma konusunda destek gören, kariyer sahibi bir kadın olarak her şeyin kolay olmasını bekler herkes, ama bu hesaplar gerçek hayatla bağdaşmıyor.

      Açıldığım zaman aileme farklı ülkelerde olmamıza rağmen arayıp haber verdim, bunu yapacaksam doğru şekilde ve saklamadan yapmam gerektiğini düşündüm. Gelin görün ki dürüstlük her zaman takdir görmüyor, 7 aydır ailemle mesafeliyiz, onları ziyaret etmeme dahi müsaade edilmiyor. Çok sevgi dolu bir ailede gerçekten severek sevilerek büyüdüm, ailem benim için koşulsuz şartsız hep bir sığınak olmuştur. Şimdi ise hayatımda ilk defa kimsesiz hissediyorum, onları bu kadar seviyor olmasam yaptıkları bu kadar acıtmazdı eminim. Umuyorum sizlerin süreci çok daha yumuşak geçer.

      • Hikayelerimiz ortak ben hala açıldığımı söyleyemedim mücadele vermiş bir mücahide nasıl ateist olur bunu nasıl anlatırım bilmiyorum. Annem kardeşlerim biliyor cok üzüldü annem babam hala bilmiyor ama hissediyor . Eşim desteklemese de bir birey olarak saygı duyuyor fakat eşimin ailesi henüz gergin sokaga acık cıktığımı onlara giderken kapandığımı bilmiyor sizin hikayelerinizi okuyarak cesaret almaya çalışıyorum . nasıl böyle bir dönüşüm açıklanır inanın çıkmazdayım imamhatıp ve basortusu davası yuzunden yıllarca radikalleşmiş çizgimin sekiz yılda nasıl erıdıgıne ben şahit oldum insanları nasıl şahit ederim çok zorlanıyorum , hayata yeniden başlamak istiyorum yeni bir şehir yeni bir kimlik ama olmuyor . cesur olmam cesur olmamız gerek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir