Bir cemaate dünyadan habersiz bir kız çocuğunu hapsederken, onun duygularını da hapis edemiyorsunuz.

Ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok. Kişisel çatışma içerisinde olduğum gibi, her şey de bir çatışma içerisinde yaşamımda. İnsanlar kafamda ne olabileceği hakkında konuşup duruyorlar. Üniversiteye hazırlanma senemdeyim. Sanırım bana en çok yardımcı olan şey, şu ana kadar dinlediğim metal müzikler. 11 yaşında başladı her şey, çeşitli cemaatler ve tarikatlar içerisinde bulundum. O zamanlar dayatılanlar yönergesinde rahibe gibi yetiştirildim. Tıpkı Meryem Ananın yetiştirildiği gibi. Karşı cinsle konuşmak cinsellik olarak algılanıyordu. Fakat belli bir cemaate -daha dünyadan haberi olmayan bir kız çocuğunu- hapis ederken, onun duygularını da hapis edemiyorsunuz. Yeri geldiğince sustum ve bana verilen vazifeleri yaptım. 14-15 yaşında hoca olmuştum, Arapça öğretiyordum. Benden büyük yaşta kimseler bana hürmet gösteriyorlardı. Ve benim onlara faşist gibi davrandığım vakitler oldu, çünkü bu iyi hissettiriyordu. Emirler veriyordum yaşımdan büyüklere. Açıkçası öğrendiklerimle daha insanlığı bile öğrenememiştim. Kursta otoriteyi sağlayamadım, bir müddet sonra her şey daha fazlasıyla üstüme geldi. Belirli sorumluluklarım vardı; sabahın üçünde benim gibi kalkmaya hevesli olmayan kişileri namaza kaldır, derslerine gir, herkesin ne yaptığından haberdar ol vesaire.

Herkesin özel yaşamlarını gözetleme hakkını “hoca sıfatıyla” alıyordunuz, bir nevi “hoca” olana kadar da köle gibi çalışıyordunuz. Böyle bir zihniyetin olduğu yerde yetiştim. Eğer bir şüphelenme vakası olursa, bütün her şeyinize bakma hakları vardı. Üzerinizi dahi arıyorlardı. Sütyen ve külot giymeniz yasaktı. Bunu elleme suretiyle kontrol edip, iç çamaşırınıza varana dek kontrol altında tutarlardı. Defterinizi açıp özel olarak hissedip yazdıklarınızı okuyacak, telefonlarınızı kurcalayacaklardı. Aşırı koyu otoriter bir havanın estiği duvarlar altında delirmemeye özen gösteriyordum. Ve bunlar gerçekten var. Kursta olup sevgilisi olan kişiler fazlasıyla oldu, bir müddet sonra otorite iplerimi elden bırakıp gelenler ile arkadaş oldum. Baş hocaya çeşitli yalanlar söylüyordum. Etrafımızda kimse yokken gönlümüz verdiğince eğleniyorduk bize sunulan imkânlar çerçevesinde. Hala kısıtlı olsak bile. Onlara bu iyiliği yaptığımdan arkadaş çevrem olmuştu; beraber müzik dinlediğimiz, hislerimizi paylaştığımız… Tabi bir yere kadar devam etti, her şey açığa çıkınca sorumluluk benim üstüme kaldı. Ailem zaten farkındaydı isteyerek “hoca” sıfatına bürünmediğimin.

Hatırlıyorum bir gün “şüphelenme vakası” oldu ve ben bir çizimimden yargılandım. Ne kadar çöküş yaşadığımı izah edemem. Sanki pornografi çizmişim gibi yadırgandım, normalde bunu yapmaya hiç hakkı olmayan birisi tarafından. Çizdiğim şey, küçük bir not kâğıdında kız-erkek yan yana duruyordu. Özenle çizilmiş bir şey değildi. Bu çizimi bir arkadaşım, beğendiğinden kendi defterine koymuş. Fakat benim çizimim olduğu için “sevgiliye özendirme” suçundan yargılandım. Ve bir çizimden çeşitli senaryolar üretilerek, benim sevgilim olduğu sonucuna varıldı. Belli ediyordum isteyerek kursa gelmediğimi, belli vazifeler yüklense de. Ama bir erkekle hiç görüşmemiştim. Ailem de az çok biliyorlardı bunu yapmayacağımı. Kurstan böylelikle ayrıldım. Şu an çevremdeki kişilerin yüzüne belirsiz bir duygusuzlukla ve anlamsızlıkla bakıyorum. Kendimi tanımlayacak olursam kukladan farkım yok. Ailem şu an hala değişik bir ideoloji içerisinde. Evden tek başıma çıkamıyorum. Her yere yanımda birisiyle bırakılıyorum, onlar bunu “prenses gibi” yetiştirilme olarak adlandırıyor. Yeri gelirse kendi işlerinden vazgeçip beni bırakma görevini üstleniyorlar. E haliyle sosyal medya haricinde hiçbir yerde arkadaşım yok. Kendim olabildiğim tek yer burası çünkü. Bu sınavı nasıl atlatacağım onu da bilmiyorum. Bu zamana kadar açık liseden çalışıp derslerimi geçtim ve bu sene liseden mezun oldum.

11 yaşından beri bir arkadaşımla dışarı çıktığım falan olmadı ama şu an bunun için büyük bir özlem yaşamıyorum. Sadece istediğim şey ekonomik özgürlüğümü elde edebilmek. Kimsenin etkisi altında olmadan kendi düşüncelerimle yaşamak. Sınav senemdeyim diye açılma mevzusundan bahsetmedim. Ama bunun da bir hayli farkındalar. Sadece tepkileri nasıl olur bilmiyorum. Açıkçası geleceğim belirsiz. Hala intiharsal düşüncelerin kafamdan geçtiği oluyor. Fazlasıyla mental stabilitem de bozuldu.

 Ama yine de, bir şekilde, bu zamanların da geçeceğinin farkındayım. Çünkü size dayatılan şeylerin hiçbirisi tanrının size yazdıklarından dolayı değil. Eğer siz, konuşmayı ve haklarınızı yeri geldiğinde savunmayı bilmezseniz, bir kuklaya dönüştürülüyorsunuz.

Paylaş:

Comments (3)

  1. Bir cemaat ablasının bile farkına varabilmesi.. sen mükemmelsin!

  2. arızalı kadın

    Böyle imkansızlıkların içinde kendini bulmuşsun. Gerçekten harikasın hepsi geçecek buna inan

  3. Sizler şansız kuşaklarsınız. Bir kaç nesil sonra insanlar geriye dönüp baktığında; hayatını böyle yaşamak zorunda kalanlara üzülecek. Tıpkı bizim bugün orta çağda cadı diye canlı canlı yakılanlara üzüldüğümüz gibi.

    Cesur olmalısınız. Kolaylıklar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir