Benim için kabus olan bu durumdan sıyrılabildiğim için tarifsiz bi mutlulukla “uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum”.

Fanatik dindar olmayan fakat geleneksel olarak evli kadınların beyaz tülbentli, bekar kızların yazmalı olduğu bi köyde doğdum. Çok başarılı bulunduğum için köyden kente okumaya gönderildim, hem de bi minibüs dolusu erkek öğrenci içinde tek kız olarak.

8.sınıfa geldiğimde ailem beni artık başörtülü okula gitmem konusunda uyardı. Başörtüsü takmak istemediğimde sözlü ve fiziksel şiddete uğradım. Buna rağmen direndiğimde başörtülü okula gitmek ve yazmayla (yaşmak) köyde kalmak arasında bir seçim yapmam istendi. Okulu, arkadaşlarımı ve en önemlisi kitapları öğrenmeyi çok sevdiğim ve okula girmemenin erken yaşta evlilik olduğunu bildiğim için, mecburen başörtüsü taktım. Önceleri okul binası dışında kalan her yerde başımı örtmek zorunda kaldım. Fakat ilçe kütüphanesinden edindiğim dini kitaplar, toplumun onayı ile artık durumu kanıksadım. Üniversitede başörtülü olarak sınıfa giremeyince aile-din-yakın çevre baskısı ve devlet baskısı arasında kişiliğimden, benliğimden bir şeylerin kopup gittiğini hissediyordum. Tabii ki tercihimi daha önce bana dayatılan ve artık benimsediğim başörtüsünden yana kullandım. Öbür yandan başörtüsü beni kısıtlıyordu, kişiliğimi baskılıyordu. Başörtüsü erkekleri tahrik etmemek için takmak zorunda olduğum bir şeydi. Bu nedenle erkekleri tahrik etmemek için (başörtüsü gereği) süslenmemeye, çok istediğim halde paten, bisiklet, yüzme, tiyatro gibi onlarca toplumsal etkinlikten geri durmaya başladım.

Ben kendi isteklerimi, benliğimi bu kadar baskılarken erkeklerin bu kadar rahat oluşu, ve dini öğrendikçe soru işaretlerimin artması beni kendi içimde bi ikilemde bıraktı. Mezun oldum. Devlet memurluğuna atandım. Ama ailem, akrabalarım, bir zamanlar devlet ve artık en önemlisi kendi öz benliğim arasında sıkışmıştım. Devlet kurumlarında başörtüsü serbestisi gelmeden kararımı vermeliydim. Ya aile ve toplum onayladığı için başörtülü, dindar kız rolüne devam edecektim; hem de bir ömür. Ya da başörtüsünden ve onun kısıtlamalarından, hatta esaretinden, kurtulacaktım. Çünkü başörtüsü devlet kurumlarında serbest olduktan sonra aileme sunabileceğim hiç bir mazeretim kalmayacaktı.

Devlet-aile-toplum baskıları arasında yıllarca sıkıştıktan sonra bir gün tüm güçleri, her şeyi karşıma alarak, sadece kendime dayanarak, kararımı verdim. Ailemin duruma tepkisine gelince; aylar sonra bi tatil döneminde ailemi ziyaret ettim özellikle annem hoşnutsuz da olsa kabullendi. Bu kabullenişte ekonomik anlamda ailemden bağımsız olmak ve yine ailemden, hatta aileme bile baskı uygulayabilecek yakın çevremden, uzakta olmak işe yaradı.

İlkin herkesin bana baktığını zannediyordum. Fakat artık özgürleşmiştim. İlk defa kendim gibiydim. Meğer onca baskıdan öz benliğime yabancılaşmış, kendimi tanıyamamışım. Dönüp geriye baktığımda yaşadığım coğrafyanın benim adıma ve bana rağmen bu kadar çok karar verebilmiş olması beni üzüyor, hatta öfkelendiriyor. Çok daha iyi değerlendirilebilecek yıllarıma hayıflanıyorum. Yine de geç de olsa bu kararı verebildiğim, benim için kabus olan bu durumdan sıyrılabildiğim için tarifsiz bi mutlulukla “uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum “.

İkilemde kalan fakat benim kadar şanslı olmayan, onlarca engelle karşılaşan kız arkadaşlarım için şans ve cesaret diliyorum…

Paylaş:

Comments (8)

  1. Hüseyin

    Bunlar aksine başını açan birinin değil, başı açık iken örten birinin hissettiklerinden alıntı gibi 🙂 ve de ısmarlama yazı olduğu çok açık. Zaten başını örten hanımlar ailesi istedi ya da çevresi istedi diye değil, Alemlerin Rabbi istedi diye örter kulluk gereği. Yanlış anlamışsınız, müminleri tanımıyorsunuz. Kafanızdan uydurup yazmışsınız :)) hiçbir inanmış kadın bunu yapmaz, boşuna uğraşmayın..

    • 10-15 yasinda bir cocugun Allah’iniz istedi diye kapandigina sen bile inanmiyorsun. Size gore sizin dusunceniz disinda bir dusunce olamaz olsa da yalandir.
      Ne kadar cirpinsaniz da dinlerin sonu geldi. Bunu siz de goruyorsunuz ve cildiriyorsunuz. Ama inanin siz de rahat edeceksiniz.

      • Tarih boyunca dini olmayan hiçbir topluluk olmamıştır. Allah’a inanmayan, onun içine yerleştirdiği inanma duygusunu sahte tanrılarla dolduracaktır vesselam…

    • Sizde başınızı örterken aynı hisler içerisindeydiniz galiba Hüseyin bey yoksa örtünenlerin hislerinden alıntı olduğunu nasıl anlayabilirsiniz öyle degil mi??

    • Agnostik

      Sen söyledigine inaniyormusun.Kadınlar finde ikinci sınıftır örtünmeye zorlanmalarıda sırf bu yüzden.

  2. ALpaslan arslan

    Kızım heva ve arzularının esiri olmuşsun da haberin yok. Gerçek kimlik arayışı dediğin şey vicdanındır, sen vicdanının sesini dinle bence.

    • Agnostica78

      Alparslan bey sen de dogma ataerkil sacmaliklar silsilesinin esiri olmussun. Kadini eve kapatip istediginiz gibi yönettiginiz o günlerin sonu geldi. 😥Panikleme. Sakinleş ✌😎Sadece saygı duy yeter.

  3. Fikri olup beyni olmayanlardan sana sığınırım tanrım! Hüseyin bey gibilerden mesela. O kadar inanmışlar ki 1 ömür boyunca tüm kadınların isteyerek kapandıklarına.. ne desek boş. Bunlar gibilere laf anlatmayı bırakıp gelecek nesilleri kurtarmaya bakmalıyız. Adamlara diyoruz bak ben örtülüyüm,isteyerek takmıyorum… yok… anlamıyor. Hala diyor ki inanmış bir kadın bunları düşünmez! Görünüşümüzü yıllarca filtrelemiş olsanız da fikirlerimizi ve gerçek benliğimizi filtreleyememişsiniz işte. Bundan sonra burdayız. Hepimiz bir gün zincirlerimizi kırıp istediğimiz gibi olacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir