İş bulduğum ve para kazanabilmeye başladığım gün başörtümü çıkaracağım.

Sitenizdeki yazıların çoğunu okumadım, sizi Büşra Cebeci’nin yazılarından tanıyorum. Okumamamın sebebi beni umutsuzluğa itiyor olması. Diğer kadınlar öylesine zor durumlarda bir tepki vermişler ki. İstediklerine kavuşanlar da olmuş ama ben yapamıyorum ve yapamayacağıma eminim.

Ben 20 yaşında, ailesinden ayrılalı 2 sene olmuş seküler bir kadınım. Ailem muhafazakar bir Türk ailesi. Annem aileme göre çok daha açık fikirli ve anlayışlı bir kadın. Bugüne kadar tüm başarılarımı annem ile birlikte babam ve akrabalarıma karşı mücadele ederek kazandım. Ortaokuldayken annemle birlikte Nakşibendi cemaatinin sohbetlerine gitmeye başladık. 14 yaşındaydım, açıktım ama oraya giderken “saygı sebebiyle” kapanıyordum. O sohbetleri seviyordum çünkü bizimle konuşan kadın çok tatlı bir kadındı. Aslında kimse bana kapan demiyordu ama kuzenim açıktı, üniversitedeydi ve biraz serkeş bir hayatı vardı. Bütün aile onu namussuz olarak görüyordu; dayımın kızıydı ve babaannemler kuzenimin adının bile anılmasını istemiyordu. Ayrıca bize gelmesini de hoş karşılamıyorlardı. Her neyse, o gün dershaneye giderken başımı örttüm ve öyle gittim. AGD’nin dershanesindeydim ve bir hocamız ‘’Canım kızım bugün ayrı bir güzel olmuşsun,’’ diye tebrik etti ve başörtümü bütün sınıfa duyurdu. Aslında o kişi olmak istemediğimi biliyordum ama orada herkese ilan edilmesi garip bir duyguydu.

Bir gün sohbetlerde bizimle konuşan bir kadın dershaneden sonra beni bir yere çağırdı. Bugüne dek beni hep kapalı görmüştü ve karşısına başörtüsüz çıkmaya utandım. O gün kadınla buluştum, sonra eve döndüm. Kimse kapandığımı bilmiyordu, açık devam etsem kimse bir şey anlamayacaktı ama çocukluğumdan beri sürekli Kur’an kursuna gönderiliyordum ve bunun mecburi olduğuna çok inanmıştım. Çıkarmadım örtüyü, devam ettim ve ailemden tebrik şeklinde bile bir dönüş almadım. Bu durum, bunun çok doğal bir süreç olduğunu düşünmeme sebep oldu.

Öylece bir anda yapıştı başörtüsü bana.

Ertesi yıl Türkiye’nin en iyi liselerinden birini kazandım. Konya’da olmasına rağmen oldukça modern bir ortamı vardı. Okula girerken başımızı açıyor ve öyle giriyorduk. Okula gelirken başörtüsü sebebiyle saçlarımı topladığım için erkenden gider, saçlarımı lavaboda tarar ve düzeltirdim; toka izi olmasın diye çok çabalardım. Saçımı açtıktan sonra özgüvenli, aktif biri oluyor, herkesle konuşuyordum. Lisedeki ortamımda bazı muhafazakar alışkanlıklarım değişti. Örneğin bana çocukken hep Atatürk’ün kötü olduğu öğretilmişti, Atatürk’ü sevdim lisede; dinsiz insanlara hayran olmakta hiçbir sorun olmadığını gördüm. Yabancı diziler izlemeye, yabancı müzikler dinlemeye başladım. Sınıftakiler benim için çok kültürlülerdi, onlara yetişmeye çalıştım belki bir nevi. Aslında sudan çıkmış balıktım ve bu süreç beni inanılmaz yıprattı, uyum sağlayamadım. Ailem bir sınavdan 85 puan aldığımda bile bir sorun yaşamış olduğumu rahatça tahmin edebiliyorlardı çünkü öncesinde notlarım hep çok yüksekti. Zaten bursluydum ve benden başka çevremizde başka burs kazanabilen olmamıştı, benim bu başarıma çok alışkınlardı.

Bu uyum sorunlarını yaşadığım süreçte lisenin ilk sınavlarında sürekli 20, 40, 50 gibi notlar alıyordum ve utandığım için aileme söyleyemiyordum, onlar da benden emin oldukları için hiçbir sınavımın sonucunu sormazlardı zaten. Sonra ara karne toplantısı yapıldı ve babam karnemi aldı, abim ve diğer kardeşim okulda çok başarısızdılar ama hiçbir zaman benim o zaman karşılaştığım kadar sert bir tavırla karşılaşmamışlardır. Bağırdı çağırdı ‘’Ne bu notlar!’’ diye, sadece ağlayabildim. Zaten okulda da olaylar hiç iyi gitmiyordu. Sınıfta arkadaş olduğum kız en popüler kızla arkadaş olmuştu ve artık beni önemsemiyordu. Ailem fakir olduğu için onlarla yemeğe gidemiyordum, onlar gibi giyinemiyordum ve bildikleri şeyleri bilmiyordum. O yaşıma kadar hiç dışarıda yemek yememiştim ama onlar bütün kafeleri biliyorlardı, hiç marka giymemiştim, onlar benim hayal bile edemeyeceğim kadar pahalı şeyler giyiyorlardı. Böyle böyle dışlandım. Arkadaşsız kaldım. Zaten girdiğim bunalımları atlatamıyordum bir de üstüne okullarda başörtüsü dönemi başladı ve o popüler kız bana okula başörtümle girebilecekken başörtüsüz girişim sebebiyle ‘’Sen başını neden hala açıyorsun yoksa seni ailen mi zorluyor,’’ dedi ve bunun dışarıdan görünmesini kendime yediremedim. Başımı okul içinde de örtmeye başladım, gözlerim bozuldu gözlük taktım. Zaten dışlanıyordum ve açıkken herkesin tatlı bulduğu bir kız olarak gittikçe çirkinleşiyordum. Bu, bunalımı daha da derinleştirdi.

Arkadaşlık kurmayı çok denedim ama hep aşağılandım. Beni aşağılayan insanlara tepki gösteremedim, uzaklaşamadım. Ailemin karşısındaki ezik duruşum bütün hayatıma yayılmıştı, dışarıda hep gözde olmaya alışmış bir çocukken lisede ezik, çirkin, aptal ve kültürsüz durumuna düşmüştüm. Sonra sınıfa yeni bir öğrenci geldi, o da kapalıydı ve çok iyi kalpli biriydi. Biz çok yakın arkadaş olduk, başörtüsüyle sorunlarım çözüldü sandım çünkü o kız bana çok iyi hissettiriyordu. Ama maalesef lise sonsuza dek sürmedi.

Mezun oldum ve babamla abimin bütün karşı çıkışlarına rağmen kıyı şeridinde bir ilde üniversiteye kaydoldum. Babam beni yurda yazdırmadı, bir cemaat buldu ve hala cemaatin evinde kalıyorum. 8 kızla haftalık sohbetlere zorla sokularak, giriş çıkış saatlerim kontrol edilerek yaşıyorum. Üniversitede çok güzel bir çevrem var, hepsi modern ve çok bilgili insanlar; aslında sanırım ben de artık onlar gibiyim, tek farkla: Başörtüsü.

Şimdi çıkarmak istiyorum ama yapamıyorum. Başörtümü kaldığım bu cemaat evinde çıkarırsam beni atarlar ve kalacak diğer bir yerim, kiraları karşılayacak kadar param yok. Aslında üniversiteye başladığımdan beri çıkarmak istiyorum ama kimseye söyleyememiştim, yalnızca internetten bir arkadaşıma söyledim. Aradan zaman geçti ve erkek arkadaşım fark etti, sordu, yalan söylemedim ‘’İstemiyorum,’’ dedim. En son olarak geçen günlerde annemle konuştuk. Olumsuz bir tepki vermedi, ‘’Ama lütfen bekle,’’ dedi. 12 yaşındaki kız kardeşim memeleri çıkmaya başladığı için bu sene kapandı. Benim en ufak hareketimden kız kardeşimin okuma şansı bile yanabilir. Babam ve abimle sürekli kavga halindeyiz. Muhtemelen onlar da örtünmek istemediğimin farkında çünkü evde amcamlar geldiğinde kapanmıyorum ve sürekli ‘’Kalk örtün, edepli ol,’’ diye uyarılıyorum. Şimdi iş bulmayı bekliyorum. İş bulduğum ve para kazanabilmeye başladığım gün başörtümü çıkaracağım ve o gün benim en mutlu olduğum gün olacak. Umarım o günü yaşamadan ölmem.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir