Ailemin baskıcı tavrı yüzünden vajinismus sorunu bile yaşıyorum.

Hatırlayabildiğim kadar eskiden başlamak istiyorum yazmaya. Umarım kendimi daha iyi hissederim. Muhtemelen uzun bir yazı olacak. Buraya yazan insanların çoğu gibi ben de dindar bir aileye sahibim. Babam Marmara Üniversitesi’nden mezun bir ilahiyatçı, annem de yine oradan mezun bir matematik öğretmeni. Bu detayı vermemin sebebi insanlara bu anlattıklarımı söyleyince bana genelde “Ailen okumuş insanlar, daha ılımlıdırlar, abartıyorsun” gibi tepkiler vermesi. Ancak inanın ki gerçekler çok farklı.

Ben 8-9 yaşındayken bile askılı elbise, şort vs. giymeme izin yoktu, hatta yazın denize gittiğimizde tunik ve tayttan oluşan haşema benzeri bir şey giyerdim. Bu durum beni o zamanlar bile çok üzmüştü. Babam sadece şort giyiyordu. Peki, ben neden böyleydim? Deniz suyunun her yerime değdiğini hissetmeyi ve yüzerken üstümdeki şeyin beni engellememesini istiyordum. Plajdaki bikinili kadınları görünce babam onların çıplak olduğunu ve bunun ahlaksızlık olduğunu söylerdi, sokakta yürürken açık giyinmiş bir kadın görünce “Ne biçim kıyafetler giyiyor bu kadınlar!” diyerek söylenirdi. Oysa ki ahlak şövalyesi babam annemi defalarca aldatmıştı.

12-13 yaşına geldiğimde bu baskılar daha da arttı ve tabii bununla orantılı olarak benim daha farklı kıyafetler giyme isteğim de arttı. Ama imkansızdı. 8. sınıftayken lise sınavına çalışıyordum ve çoğu öğrenci gibi iyi bir Anadolu lisesini hedefliyordum, ta ki babam gelip “Ya İmam Hatip’e gidersin ya da açıktan okursun” diyene kadar. Bütün hayallerim ve ortaokulda beslediğim liseye dair bütün umutlarım bir anda kaybolmuştu sanki. Sonra o gün geldi, sonuçlar açıklandı; 500 üzerinden 430 puan almıştım, birçok iyi Anadolu lisesine puanım yetiyordu ancak buna sevinememiştim. Tercihlerimi annem yapmıştı; listeyi bile görmemiştim, hepsi de İmam Hatip’ti. Çok ağladım, istemediğimi çok kez söyledim ama aldığım tek cevap “Alışırsın” oldu. Alışamadım…

Bir sene dayanabildim, çok mücadele ettim ve okulumu değiştirdim. Ben bir ateisttim, o okulda zorla sure ezberliyordum, her gün dini tabirler duymaya ve bununla yaşamaya tahammül edemiyordum. Oradaki kızlar beni hiç kabul etmediler, onların gözünde hep farklıydım, “Allah hidayet versin” deyip geçtikleri inançsız biriydim. Aileme ateist olduğumu söyleyemedim hâlâ, sadece dinden uzak olduğumu biliyorlar. Ramazan ayını pandemi yüzünden evde geçirdim ve zorla oruç tutmak zorunda kaldım, inanmadığım bir şeyi yapmayı hiçbir zaman istemedim.

Annemle babam bir sene önce boşandılar, annem kıyafetlerim konusunda babama göre daha ılımlı davransa da hâlâ istediğim gibi değil. Bulamayacağı yerlerde saklıyorum sevdiğim kıyafetlerimi, gizli gizli giyip çıkıyorum. Komik bile gözükebilir bazı insanlara göre ama bu benim için hep bir mücadeleydi. Yakası açık tişört giydiğim için babam bana “pavyon karısı”, renkli oje sürdüğüm için “konsomatris” gibi ithamlarda bulunmuştu. Hatta “İstediğimi giyerim” dediğimde boğazıma yapışmıştı, öleceğimi sandım. Annem kırmızı renkli yazlık bluzumu gördüğünde “Aranıyorsun” demişti. Evet, bunu bir kadın söylemişti; çok acı değil mi?

Annem alkol kullandığımı öğrenince telefonumu alıp yaz boyunca beni eve kapatmıştı. Okul açıldığında okula bile telefonsuz gitmiştim, arkadaşlarımla konuşmak istediğimde ise onun telefonundan konuşuyordum ve sınırlı dakikam oluyordu. Sonra içmeyeceğime dair söz verdim, sadece böyle yaşamaktan kurtulmak için… Zamanla unuttu ve bir daha bu konuyu açmadı. Ancak bu durum farklı şekillerde devam etti. Hava karardıktan sonra eve geldiğim bir zaman olmadı. Arkadaşlarımla beraberken erkenden evine dönen hep ben olurdum. Geç kalırsam odaya kapatılırdım çünkü. Üniversiteyi şehir dışında okursam kurtulurum diye düşündüm, bu konuyu açtığımda evde tam anlamıyla kıyamet koptu; “Para göndermeyiz, kim bilir kiminle yatıp kalkacaksın” dediler.

Üniversiteyi şehir dışında okuma hayallerim de suya düşmüştü çünkü daha önce hiçbir yerde çalışmadım, hiç kendi paramı kazanmadım. Hiç bilmediğim bir şehirde beş parasız yaşayacak cesaretim yoktu. Ben sadece kendim olup hayatta zevk aldığım şeyleri yapmak isteyerek çok şey mi istemiştim? Annem bir senedir erkek arkadaşım olduğunu öğrenince fiziksel temasta bulunmamamız şartıyla onunla görüşmeme izin verdi. Kocam değilmiş, bu yüzden sarılamazmışım… İyi ki dinlemedim annemi. Çok sevdim, çok sevildim. O olmasa tüm bunlarla nasıl baş ederim, bilmiyorum.

Ailemin baskıcı tavrı yüzünden vajinismus sorunu bile yaşıyorum; sanki vajinam bana yabancıymış gibi, en az kalbim ya da akciğerlerim kadar bana ait değilmiş gibi. Böyle bir problemim olduğunu da sevgilimle keşfettik, bana destek olabilmek için bu konuyu çok okuyup araştırdı. Birbirimizin tek dayanağıyız, beraber kuracağımız özgür bir yaşamın hayaliyle yaşıyoruz. Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler.

Hepimizin bir gün zincirleri kırmasını diliyorum.

(Görsel: jeem.me)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Üniversiteden ve gideceğin yerden korkma, alacağın burslar olacak ki iyi bir sıralama yaparsan burs sayısı da artacak. Ekstra olarak kyk yurtlarının kirası çok değil evlere göre, yurtta kalırsın iş bulana kadar. Velhasıl gözün korkmasın, erkek arkadaşın da yardımıcı olur sana. Umarım mutlu bir geleceğin olur, şans seninle olsun🌼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir