Açılırsam okula devam edemeyeceğimi söyleyip tehditlerle beni vazgeçirdiler.

Her şey 6. sınıfı bitirmemle başladı. O zamana kadar yaz aylarında ailemin de içlerinde bulunduğu cemaatin yurtlarında kardeşimle beraber yatılı kalıyorduk. Ortaokula başlamıştım o sene. Evde kapalı olmam gerektiğini söylediler. Kapandım. Ailemle dışarı çıkarken kapandım. Kendimi hiç beğenmiyordum, resmen insanlardan utanıyordum, bir arkadaşım beni o şekilde görecek diye korkuyordum. Sonraki sene artık örgün eğitime devam etmemem gerektiğini, kardeşimle beni cemaatin yurduna göndereceklerini, okulu açıktan okumam gerektiğini ve hoca olmam gerektiğini söylediler. Kesinlikle kabul edemezdim çünkü notlarım o kadar iyiydi ki doktor olmak istiyordum. Allem ettik kallem ettik de gitmedik o yurda.

7. sınıftaydım bu mücadeleyi verirken. Anlayacağınız yaşıtlarımın dünyasıyla benimki tamamen farklıydı. Neyse 8. sınıfa geçtim ve dershaneye de kapalı olarak gitmeye başladım, artık arkadaşlarım kapalı olduğumu biliyordu ama ben hala utanıyordum. O dönemler sevgilim bile vardı, nedensiz; aslında nedeni kendimi birazcık daha özgüvenli hissetmek olabilir, bilmiyorum. Sonra iyi bir puan çektim liseye geçiş sınavından. Fen lisesine gidip ailemden uzak kalmak istemiyordum. Düşük puanlı ama öğretmenleri çoğunlukla muhafazakar olan bir okula yerleştim. Ara sıra aklıma açılma düşünceleri gelse de kendimi frenledim ve “Eğer açılırsam ailem okumama izin vermez” diye düşündüm çünkü durum tam da öyleydi.

Liseyi bitirdim, öyle ya da böyle. Yine iyi bir puan çekip düşük bir okula yerleştim çünkü o okul aileme yakındı ve uzak yerlere gitmeme izin vermemişlerdi. Üniversiteye başladıktan sonra kendimi iyice tanımaya başladım. Ben bu değilim, dedim kendi kendime. Çünkü içimle dışım o kadar çelişiyordu ki… İnsanlar da bunun farkındaydı aslında. Bir süre için kapalı ama elit, kapalı ama insanlara saygılı, kapalı ama alkol alan vesaire oldum. Ailemin bunlardan haberi yok tabii. Ben zaten bunları birer küçük kusur olarak görüyorum çoğu zaman. “Bir kerecikten bir şey olmaz, boş ver, bundan ne olacak sanki” derken tamamen başka bir insan olduğumu keşfettim.

Aileme açılmak istediğimi söyledim. Açılırsam okula devam edemeyeceğimi söyleyip tehditlerle beni vazgeçirdiler, aslında vazgeçmemiştim; sadece sustum. Zaten istemedikleri bir bölümde okuyordum, daha fazlasına cesaretim yoktu. Aradan yine zaman geçti, bu sefer tüm cesaretimi toplamıştım. Annemi aradım ve durumu anlattım, o kadar kızdı bağırdı ki benim sakin bir şekilde konuşmam bir işe yaramadı. Ben de “Kararım kesin” deyip telefonu kapattım ve iki gün boyunca açmadım. Beni bulamayacakları yerlerde kaldım. İş aradım ama sadece günlük bir iş buldum, gidip orada çalıştım. Tabii o sırada beni arıyorlar, mesaj atıyorlar ama benim söylediğim tek şey “Beni böyle kabul edin, döneyim” oluyordu. Başka bir şey demedim. Bir yola girmiştim ve artık dönemezdim.

Derken korona virüsü tatili çıktı ve okul kapandı. Sanki evrenin bana cezası gibiydi, ne yapacağımı bilemedim; eve geri dönersem bir daha okul yüzü göremeyeceğimden korkuyordum. Babam o sıralarda polisi arayıp “Kızıma ulaşamıyorum” gibi şeyler söylemiş. Kaçırıldığımı bile düşünmüşler ama ne yapayım, babam tehdit ediyordu “Gelip seni bulurum” diye. Kapattım ben de telefonumu.

O gün işten sonra telefonu açıp annemi aradım “Anne ben iyiyim, merak etmeyin” demek için. Annem “Biz seni kabul edeceğiz, dön artık” dedi. Zaten ben de bu tatil zamanında ne yapacağımı, nasıl geçineceğimi bilmiyordum. İnanıp eve dönmeye karar verdim. Yalanmış.

Otogarda beni karşılamaya geldiler, tabii benim başım açık. Arabaya zor bindim, annem elinde bir yazma getirmiş. “Bunu bağlamadan arabadan inemezsin” dedi. O zaman anladım işte başıma gelecekleri. Tehditler, kavgalar… “Ben zaten bu şartlarda yaşayamam, öldürürüm kendimi” diyordum, cinnet geçiriyordum evin içinde; bir faydası olmuyordu. El alem ne dermiş… Ertesi gün annem “Senin psikolojin bozuk” deyip beni psikoloğa götürdü. Sonra psikiyatriste gittik. Ne dedilerse inanmadı, bir de ağladı milletin içinde. Psikiyatrist anneme “Senin psikolojin bozuk, kızında bir şey yok” dedi. Yine olmadı. “Erasmus’a giderim seneye, böyle giderse yüzümü göremezsin, beni kaybedersiniz” dedim. Affedersiniz ama “Siktir git” dedi, bir de yüzüme tükürdü, ciddi ciddi tükürdü böyle. “Keşke gelmeseydim, yalanlarınıza inanıp geldim” dedim. “Keşke gelmeseydin” dedi.

Bir keresinde annem “Üniversitede ne bok yersen ye ama burada kapalı olacaksın, biri görmesin” dedi. İşte akrabalar ne der, o ne der, bu ne der? Tüm dertleri buydu işte, benim günahım ya da sevabım umurlarında değil.

Geçen gün Unorthodox’u izledim. Şu cümleyi unutmuyorum “Tanrı benden çok fazla şey istiyor.”. Tıpkı bunun gibi, eğer ben tanrının istediklerinin tümünü yaparsam kendi yaşamım için elimde ne kalır o zaman? Ben bunlara bağlı kalarak yaşamak istemiyorum. Tanrı yoktur gibi bir şey demiyorum, sadece ben onun istediklerini yapmak istemiyorum.

Bir an önce okulların açılmasını istiyorum. Umarım okula geri dönebilirim. Kararım kesin tabii, zor durumda kaçmayı bile düşündüm. Ailemden bağımsız yaşamak istiyorum artık, aylardır aynı evde her gün kavgayla geçti. Bu sefer gidip kararımı kabul edene kadar dönmek istemiyorum fakat buna maddi durumum izin vermiyor.

Bana maddi anlamda destek olmanızı istiyorum çünkü eğer ailemden para almaya devam edersem yine onların kurallarıyla yaşamak zorunda kalırım. İş bulmam gerek ama bu kadar belirsizliğin içinde olmuyor, geri dönsem bile iş bulup para kazanmam çok uzun zaman alacak. Gerçekten zor durumdayım. Karantinanın bitimine kadar elimde birikmiş para olması gerek ki planlarımı gerçekleştirebileyim. Lütfen bana burs verin.

Bu arada, herkesin bu mücadeleye devam etmesini istiyorum. Benimki yıllardır sürüyor. Pes etmeyin çünkü bir gün biz kazanacağız.

(Görsel: Will Barnet)

Paylaş:

Comments (3)

  1. Mücadelene gercekten hayran oldum. Kararlılığın inandigin şeylerin peşinden gitmen çok güzel. Bu kadar güçlü bir karakter asla pes etmez. Eminim iş hayatında çok iyi yerlere geleceksin. Nerede okuduğunun önemi yok. Sadece okulun bitip kendine bakabilecek iş bulana kadar sabret. Yükseldikçe, daha once senden utanan ailen seninle gurur duymaya başlayacak. Yeter ki yüz kızartıcı bir şey yapma doğru yolda gidip çok çalışırsan sonuçlarını alacaksın unutma. Çünkü ben aldım. Yolun açık olsun .

  2. Senin için bu yazını etrafta paylaşıcam belki bir yararım dokunur.İzinin var mı?

  3. Umarım burs ya da iş bulur ve ailene muhtaç kalmazsın. Şans seninle olsun🌼

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir