Sevdiğim insanların nasıl bir canavara dönüştüklerini o gün gördüm.

Açıkçası buraya ne yazmalıyım, buna dair hiçbir fikrim yok. Bu yazı uzun ve aynı zamanda bencil bir kızın hikayesi. Çünkü pek çoğumuzun aksine benim çocukluğumu ailem değil ben kendim çaldım. Bilmiyorum, belki suçlu ben olduğum için bu kadar canım yanıyordur. Evet, benim ailem de muhafazakar ama ben onların yolunu seçene kadar bunu bana hiç yansıtmamışlardı. Sanırım daha açık olmalıyım.

Her şey ortaokulda ailemin isteğiyle İmam Hatip’e gitmemle başladı. O zamana kadar gerçekten harika bir çocukluğum vardı. En uzun şortum bir karışı geçmezdi, sürekli askılı tişörtler giyinirdim, denizde mayo giymenin bile çok kapalı olduğunu düşünüp sadece bikini giyerdim. Saçlarımı mor ve mavi yapmışlığım bile var. Bununla beraber yaşım küçük olmasına rağmen ailem hiçbir şeyden geri kalmamı istemezdi. Mesela bunun için beni 6 yaşından beri yüzme kurslarına yazdırdılar, yıllarca karate eğitimi aldım, hentbol kurslarına gittim, keman çalmayı vs. öğrendim. Kısacası beni istediğim hiçbir şeyden mahrum bırakmadılar. Bunun karşılığındaysa onlarla bir anlaşma yaptık. Ben ortaokulu İmam Hatip’te okuyacaktım, onlar da lise tercihlerimde bana karışmayacaktı. Tamam, dedim. Zaten okulda başörtüsü takmak da zorunlu değildi. Belki garip gelecek ama ailem hiçbir zaman başörtüsü takmamı ima bile etmemişti.

Annem Kuran kursu hocası, insanlar “Hocam kızınız da sizin gibi ne zaman kapanacak?” gibi şeyler söylediğinde annem “Ben Kuran kursu hocasıyım hanımlar, kızım değil. O isterse kapanır, bu konuyu kendisi bilir, ayrıca o daha çocuk” dediğini de hatırlıyorum. Ama ben İmam Hatip’e gittiğimde yanımda annem gibi insanlar yoktu. Benim oradaki giyim tarzım herkese fazla geliyordu. Gerçi biraz da haklılar sanırım ama ne bileyim ben! Mesela beden eğitimi dersinde tayt giyerdim, okula kırmızı mini bir etekle gitmiştim ya da göbeği açık tişörtler falan giymiştim. Ah ah, aklıma geldikçe hala gülüyorum o zamanlara.

İşte ben bu şekilde giyindikçe oradaki kızlar nedendir bilmem ama benden uzaklaştılar. Sadece erkeklerle takılıyordum ve artık bu durumdan sıkılmıştım. Şimdiye kadar bulunduğum her yerde ilgiyi üzerime çekerdim çünkü. Kız-erkek fark etmezdi, bilmiyorum, sanırım insanların beni sevmemesini kaldıramamıştım. Eğer ben de başörtüsü takarsam kızlar da beni sever diye düşünmüştüm. Doğru da çıktı. İki hafta önce şort giyen, saçının bir yeri mor olan ben; bir anda kapanmıştım. Önce herkes şaşırdı ama bir anda tekrar ilgi odağı oldum. Hoşuma gitmişti. Çünkü çevremdeki hiç kimse benim kapanacağıma ihtimal bile vermiyordu. Babam çok sevinmişti, ama annem çok karşı çıkmıştı, “Daha çocuksun sen” diyordu. Hatta bana başörtüsü bile almak istememişti. Tabii ben o zamanki aklımla anneme şiddetle karşı çıkıp yine de başörtüsü takmıştım.

Çok değil 2 ay sonra pişman oldum. Ama bendeki ego vazgeçmeme izin vermedi. Ne garip, o anda artık takmayacağım desem kimse bir şey demezdi hatta “Doğrusunu yapmışsın” diyecek insanlar bile vardı çevremde ama ben kendi kendime “Kendine gel, sen tükürdüğünü yalamazsın, istemesen de yapacaksın” diyordum. Sürekli kendini zorladım. Yeri geliyor saatlerce ağlıyordum, yeri geliyor depresyona giriyordum ama kimseye hiçbir şey söylemiyordum. Tek sebebim bu değildi aslında. Bir de babam vardı.

Ben babasıyla annesinden daha çok vakit geçirmiş bir kızım. Saçlarımı tarayan kişi bile babamdı. Ben baştan sona babamın kızıydım ve babam, başörtüsü takmamdan çok mutluydu. Onun için yapmalıydım. Ben mutlu değilsem bile o mutlu olmalıydı. İşte bu şekilde 4 yılımı harcadım. Üç ay önce de tüm cesaretimle babamın yanına gittim. Konuyu hatırlamıyorum ama kavga etmeye başlamıştık. Ben en sonunda patlayıp ona her şeyi anlatmıştım. “Ben hayatım boyunca senin mutluluğunu kendiminkinin önüne koydum. Benim için sadece sen vardın. Attığım her adımı seni düşünüp attım ama sen bana güvenmiyorsun, oysaki ben başımdaki örtüyü bile ne kadar istemesem de sen üzülme diye takıyorum” demiştim ağlayarak. Gözlerindeki hayal kırıklığını görmeliydiniz. Evet, o ilk kez hayal kırıklığı yaşamıyordu ama bu sefer onu üzen bendim.

O gece beraber dertleştik. Beni biraz ikna etmeye çalıştı. Bunu onun için değil de Allah için yapmıyorsam bir anlamı olmadığını söyledi. O gün onun arkamda olduğuna inanmıştım. Tabii bu sırada arkadaşlarıma falan da anlattım, çoğu kişi destekledi. Açıkçası sadece annem ve babamın ‘Tamam’ demesi benim için yeterliydi, geri kalan kimseyi umursamıyordum.

Her neyse, ben belli bir süre sonra gece yatmadan annemgilin yanına gittim “Sabah okula açık gideceğim” dedim. İşte benim kabusum orada başladı. Canımdan çok sevdiğim insanların nasıl bir canavara dönüştüklerini o gün gördüm. Beni, saçlarımı kazımakla ya da okuldan almakla tehdit ettiler. Açıkçası okula üç gün giden iki gün gitmeyen bir tipim ama başarılı bir öğrenciyim. Hayatım boyunca takdir aldım. Sonuçta ben hayallerime okul sayesinde ulaşacağım ve beni okuldan almanın beni ne kadar etkileyeceğini biliyorlar. O gün sustum, sabaha kadar ağladım ve sabah da başörtüsünü takıp okula gittim ama benim için gerçekten kabustu. Eve geldiğimde hiç kimsenin suratına bakmıyordum, tek kelime bile etmeden sadece odamda duruyordum. İki üç gün onlar da öyle yaptı. Normalde kavgalardan sonra ben gülerek yanlarına gelirdim ama bu sefer öyle olmamıştı. Bana “Senin derdin ne?” diye bağırdıklarında “Benim derdim sizsiniz sadece özgür olmak istiyorum” diyemedim.

Uzun bir süre konuşmadık, sonra babam bir ‘Hoşça kal’ bile demeden şehir dışına çıktı. En sonunda o geldiğinde ben sanki eski günlerdeymişiz gibi davrandım. Garip çünkü değildik. İşte her şey böyle. Şu an ben dahil herkes o gece yaşanmamış gibi davranıyor. Bilmiyorum, belki vazgeçtiğimi düşünüyorlar ama ben yine deneyeceğim. Ne yapmam lazım bilmiyorum. Ama sizi hiç görmesem de yanınızda olduğumu bilin çünkü ben ailemle konuşabildiysem bu sizlerin yanımda olduğunu düşündüğüm için. Eminim, bir gün hepimiz başaracağız. Bize inanıyorum ve hepinizi çok seviyorum.

(Görsel: Ruhların Kaçışı)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Şu an aynı şeyleri yaşıyoruz. Hepimiz başaracağız unutma ve asla vazgeçme .Birisiyle konuşmaya ihtiyacın olduğunda bana buradan mesaj ata bilirsin. İnstagram: kyigit3

  2. Keşke o gece yaşanmamış gibi davranmasaydın, keşke ortaya koyduğun tepkinin devamlılığını sağlasaydın.. bir dahakine lütfen böyle yap, yoksa dediğin gibi vazgeçtiğini düşünürler ya da kararlarının çok çabuk değiştiğini. Konuşmak istersen instagram adresim @ozgurlukemekisterr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir