Böylece küçüklüğümüzden beri korkutulduğumuz cehenneme gitmeyecektim.

Öncelikle herkese merhaba arkadaşlar, yazılarınızı uzun zamandır takip ediyordum ve sonunda ben de yazmaya karar verdim. 20 yaşındayım ve şehir dışında bir üniversitede tıp okuyorum. Küçüklüğümden beri anne babasının her istediğini yapan, onlar mutlu oldukça mutlu olan birisiydim. Gerçi şimdi de öyleyim.

Annem ve babam koyu denilebilecek derecede dindar insanlardır. Kendimi bildim bileli yazları Kur’an kursuna gittim, hiçbir zaman şort, askılı kıyafet vs. giymedim; daha doğrusu giymeme izin verilmedi. Küçüklüğümden beri gerek gittiğim kurslar gerekse ailemden gördüklerim sonucu 11 yaşındayken annemle babama kapanmak istediğimi söyledim. Zaten günün birinde bunun olacağını biliyordum. Böylece onları hem çok mutlu edecek hem de küçüklüğümüzden beri gitmekle korkutulduğumuz cehenneme gitmeyecektim. Kapanmak 11 yaşındaki bir çocuk için çok kârlı bir işti.

Her şeyin bana bir oyun gibi geldiğini hatırlıyorum. Yapım gereği çok sorgulamaya müsait bir insan olmadığım için ders çalışmaktan başka pek bir şey yapmıyordum. Ta ki 11. sınıfta bir arkadaşımın bana “Neden erkekler de kadınlar gibi kapanmıyor sence?” diye sormasına kadar. Aslında benim gibi dindar yetişmiş bir insan için ne kadar da basit bir soruydu. Eve gidip araştıracağımı söyledim, öyle de yaptım. Bir sürü yazı, makale, tefsir okudum ve sonrasında fark ettim ki benim kendime sorduğum soru aslında değişmişti; asıl ben neden kapalıydım? Bu sefer bu soruya yoğunlaşmıştım.

Benim bazı şeylerin farkına varma ve onları sorgulama hikâyem böylece başlamış oldu. Başta da dediğim gibi ben aileme gerçekten düşkünüm, hiçbir zaman onların üzülmesini istemez ve hakkımda en doğrusunu düşündüklerini düşünürdüm. O sıralar yaptığım araştırmalar ve okumalar sonucu fikirlerim gerçekten değişmişti ve başörtüsü takmanın beni sınıflandırmaktan başka bir işe yaramadığının farkına varmıştım. O süreçte edindiğim bilgilerden ve fikirlerimi değiştiren yazılardan kesitleri içeren başka bir mektup daha yazmayı düşünüyorum.

Velhasılıkelam fikirlerim değişmişti, artık başörtüsü takmak ya da kapalı olmak istemiyordum ama bunu nasıl aileme söyleyecektim? Annemlerin gözünde bulunduğum konumu değiştirmek istemediğim ya da belki sadece böylesine köklü bir değişime cesaret edemediğim için öylece üniversiteye gittim, ailemden gizli bir şey yapmak doğamda olmadığı için de bunu gizli yapmayı hiç düşünmedim.

Sonrasında geçen zamanla birlikte bu olayın beni manevi olarak çok yıprattığını, başörtüsünü istemeden taktığım her günün benim için bir işkenceye dönüşmeye başladığını fark ettim. İçten gülemiyor, arkadaşlarımla vakit geçirmek istemiyor, kimseyle sohbet edemiyordum. Bu süreçte okuduğum okulun psikiyatri servisinden de profesyonel destek aldım ve sonunda aileme gerçek fikirlerimi açmaya karar verdim. Önce anneme telefonda alıştıra alıştıra yaptığım birkaç konuşma sonrasında söyledim, hiç beklemediğim kadar büyük bir tepki aldım. “Üniversiteye gittin, sen çok değiştin, senin orada aklına girdiler, sana hakkımı helal etmem, açıkken zaten çok çirkinsin, kimse yüzüne bakmaz” gibi onurumu kıran bir sürü söz işittim. Lakin vazgeçmedim.
Eve geldiğim bir zamanda, tam geri dönmeden önce, annemle babama gerçek fikirlerimi açmaya çalıştım ama beni dinlemediler. “Keşke okula gitmeseydin, seni evlatlıktan reddederiz, sen çok değiştin” gibi birçok şey duydum, babam beni terminalde öylece bıraktı. Belki bunlar size çok basit gelen olaylar olabilir, belki birçoğunuzun gördüğü fiziksel şiddetin yanında hiçbir şey ama ben de çok büyük psikolojik şiddet gördüm. Karakterimi bildikleri için beni hep ilişkimizin bozulacağından, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağından vurdular ve öylece üniversiteyi okuduğum şehre geri döndüm.

Sonrasında annem; babamın geceleri sürekli ağladığını, dalgın olduğu için patronundan sürekli azar yediğini söyleyince dayanamadım ve onlara tekrar deneyeceğimi söyledim. Çok mutlu oldular, o süreçte ne istemeye kalksam cümleler daha ağzımdan tam olarak çıkmadan isteğim yerine getirildi. Şimdilerde o konuşmanın üzerinden yaklaşık 4- 5 ay geçti ama benim fikirlerim değişmedi.

Malum karantina sürecindeyiz ve zaten huzursuz olan ev ortamını daha da bozmak istemediğim için fikirlerimi açamıyorum. Annemle babama 11 yaşından beri yaşadıklarımı anlatan bir mektup yazdım ve yeniden okula başlamak için evden gittiğimde onlara vereceğim. Bu sefer tepkileri nasıl olur, bunu bilemiyorum ama sanırım artık çok takılmıyorum. Çünkü bu benim hayatım ve başkalarının isteklerine göre yaşamak için çok kısa olduğunun farkındayım.

(Görsel: Hollis Sigler)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Hikayelerimiz çok benziyor. Ben de normalde çevremdeki insanlara her konuda net olmama hayır diyebilmeme rağmen aileme karşı çok fazla sevgi bağlılık hissettiğimden de değil vefa duygusuyla hep alttan aldım. Tamam tekrar denicem devam edicem dedim. Bu süreç bazen gizli kapaklı bazen yanımızda öyle olma denilerek geçiştirildi. Tam iki yıldır böyleydi. Yeni yeni kabullendiler alıştırıyorum artık. İki taraf için de o kadar yıpratıcı ki. Anladığım kadarıyla ailen benimkiyle çok benzer. Ne kadar reddederiz vs deseler de böyle bi şeyin kesinlikle olmayacağını sen de biliyosundur bence. Bu süreçlerden öğrendiğim tek bi şey var o da kararlılık. Uzun süre öyle miydi böyle miydi diye üzüleceklerine bi defa üzülsünler alışsınlar. Bu şekilde sen de yıpranırsın hem de boş yere. Kararlı olduğunu gösterip geri adım atma bence. Yumuşak bi karnını bulduklarında ajitasyonla istediklerini yaptırmaya çalışıyolar aileler, bu her konuda böyle. Umarım en kısa zamanda musmutlu biri olursun, sevgiler…

  2. Ben de normalde anne ve babamı çok önemserim, onlar için örtündüm yani ötesi mi var. Ama gel gör ki oturup düşündüm, hayatı kendime zindan etmek mi, onları birkaç gün üzüp sonra alıştırmak mı.. Belki bencilce gelecek ama onları birkaç gün üzmeyi seçtim. Aslında sadece onlar değil ben de üzülüyordum otomatikman. Neyse velhasıl başardım, şimdi ailem de alıştı. Başta ağlayarak beni vazgeçirmek isteyen annem şimdi bana kıyafet kombini yapıyor 🙂 sen de biraz bencilce düşün lütfen, bu hayat senin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir