Müslümanlığımı geçersiz görecek kadar hadsiz insanları etrafıma ben toplamıştım.

Merhaba, kendim gibi birilerini bulabilmek için senelerdir bir arayış içerisindeyim, yalnızlık duygusunu kalbimden atabilecek tek bir kişi için ve “Ben de normalim” diyebilmek için.

Küçük bir çocuk olduğum zamanlardan beri dine büyük bir ilgim vardı, öyle ki geceleri dualarımda peygamber olmayı isterdim. Allah’ın varlığını kalben hissetmek benim için en büyük hazdı. Dini günleri içtenlikle kutlayan ve Türkiye standartlarında seküler olan bir ailede büyüdüm. Dine olan bu yaklaşımım ailem tarafından biraz garip karşılanıyordu. İlkokul yaşlarımda kendimi ısrarla Kur’an kurslarına yazdırıyor ve örtü takmak için ısrar ediyordum. Namaza başladığımda 8 yaşındaydım. Namazı kitaplardan bakarak kılmaya başladım. Evde benden başka kimsenin namaz kılmaması bana hep garip geliyordu. Dini ritüelleri gerçekleştirmiyorsak neden Müslümandık; sürekli bunu düşünüyordum. Annem oyun oynarken örtü takmama bir şey demezdi. Zaten bugün takıyorsam yarın çıkarırdım.

İlk kez regl olduğum zaman kapanmayı kafama koymuştum, bunu yapmalıydım fakat annem karşı çıktı ve ileri bir tarihte kapanabileceğimi ama henüz çok küçük olduğumu söyledi. Ben buna kesinlikle katılmıyordum, sonuçta annem Allah’tan daha iyi bilemezdi ama anneme çok direnemedim. 13 yaşıma geldiğimde ısrarlarım sonucunda kendimi yatılı bir Kur’an kursuna yazdırdım. Annem benim için cemaatlerden en uzak olan, en serbest kursu bulmuştu. Kursa kendi isteğiyle gelen sayılı kişilerdendim. Kurstaki birçok kişinin dışarıdaki hayatlarında kapalı olduğunu görmek beni şaşırtmıştı. Ben de öyle olmalıydım, onların kıyafetlerini deneyince mutlu oluyordum.

Kursun son haftasıydı, anneme ısrar ederek ve onunla inatlaşarak kapandım. Kendimde bu cesareti bulmamdaki en büyük etken kursta edindiğim arkadaşlarımdı. Ailem ve akrabalarımız bu yaptığımın çok saçma olduğunu ve açılmam gerektiğini düşünüyordu. Bir tane bile pozitif yorum almadım. Dışarı çıkmaya utanıyordum ama açılmayı hiç düşünmedim. Allah’ın benden istediği bir şeyi ben nasıl reddederdim? Kapanmamla birlikte hayatta en sevdiğim şey olan şarkı söylemeyi bıraktım çünkü bu, kapalı birine yakışacak bir davranış değildi. Toplumdan anladığım ve öğrendiğim buydu. Zaten çekingen biri olan ben, böylece kendimi daha da soyutlamıştım.

Yıllar geçtikçe dine olan bağlılığım artıyor ve örtünme işini gitgide daha çok benimsiyordum. Annemle ferace giymek için kavga ediyor ve dinden uzak oldukları için aileme soğuk davranıyordum. Kendimi günden güne yalnızlaştırdım, sevdiğim şeyleri yapmayı bıraktım. Her şeyde İslam’a uygunluk arıyor ve bunun sonucunda birçok şeyi bırakıyordum. Lisede örtülü ve dindar bir insan olduğum için birçok kişiyle zıt düştüm ve bu zıtlıklarla dolu yalnız bir lise hayatım oldu. Kendimi her alanında yetersiz hissettiğim lise hayatımda bana moral veren tek şey hafta sonları gittiğim dini dernek oldu. Oradakiler benim gerçek arkadaşlarımdı.

İçinde bulunduğum durum beni gitgide depresyona sürükledi. Bir yandan dini konularda ısrarcı olan ben vardım, diğer yanda açılmam konusunda baskı yapan ailem vardı. 17 yaşımda ailemin zoru ile yazlıkta ilk kez örtü yerine şapka taktım ve daha açık giysiler giydim. Bu benim için tamamen rahatsız ediciydi, böyle bir şey yapmamım tek sebebi ailemin bana uyguladığı yoğun baskıydı. 18 yaşında içinde bulunduğum yalnızlık, bir yere ait hissetmeme duygularına bir de sınav stresi eklenince yaşadığım depresyon beni yemek yiyememe ve yediğimi kusma haline getirdi; her yönden bitmiş haldeydim. Çok kısa sürede kilo kaybı yaşadım.

Bu sırada bir sürü insanla tanıştım ve gündemle ilgilendim. Zorla kapanan insanlarla, zorla Müslüman gibi davranan insanlarla, eşcinsel insanlarla konuşma fırsatım oldu. Bulundukları toplumdan, ailelerinden dışlanan insanlarla arkadaşlık kurdum. Hiçbir zaman homofobik olmamıştım, ailemin üyeleri hariç herhangi bir insanın üzerinde dini bir baskı da oluşturmamıştım. Benim inancımda negatif şeylere yer yoktu, sadece kendim için istediğim dini ritüelleri daha özgür biçimde gerçekleştirmek istiyordum. Dini ortamlarda homofobik olmadığım, insan haklarına önem verdiğim, Atatürk’ü sevdiğim için münafık olmakla suçlanmaya başladım. Münafık kelimesi bana gerçekten çok ağır gelmişti. Kendimi defalarca suçladım ve psikolojim giderek bozulmaya başladı. Ne muhafazakâr topluma ne de seküler hayata ait olabiliyordum. Etrafında benim gibi düşünen kimse yoktu ve ben kendi yalnızlığımda kilo vermeye devam ediyordum. Oysa tek istediğim Allah’ın rızasını kazanarak can vermekti.

Bu ruh halinde 32 kiloya kadar düştüm. Psikoterapilere gitmeye başladım. Bu esnada üniversite sınavına girdim, derece yapmayı hedeflerken 70 bin sıralama yaparak mezuna kaldım. Bu benim için hem çok kötü hem de iyi bir şeydi, böylelikle kendimi düzeltebilirdim. Secdeye kapanıp Allah’ın beni düzeltmesi için, aklımdaki ve gönlümdeki aykırı düşüncelerden uzaklaşmak için saatlerce gözyaşı döküyordum. Tefsir derslerine başladım. Bu, başımdaki örtünün Allah’ın rızasından daha çok siyasi ve otoriter bir sembol olduğunu düşünmeme sebep oldu. Kendimi tartışmalardan uzak tutmaya çalışsam da beceremiyordum. Arkadaşlarımsa benim gibi olanlara sosyal medyada ‘münafık, kâfir’ damgası basmaya çekinmiyordu. Onların arkadaşı olmasam benim için de kötü şeyler düşüneceklerdi. Bu tarz olaylarla mezuna bıraktığım sene de heba olmaya başlamıştı.

Covid19 sebebiyetiyle eve geri dönen ablamın bir gece bana açılmamı söylemesine ilk kez ılımlı baktım. Kendimi aşırı suçlu hissediyor ve Allah’tan utanıyordum. Namaz rekâtlarını arttırmaya ve dua etmeye başladım. Ben haramı seven büyük bir günahkârdım. Kendime yüklendim, kendime yüklendikçe de etrafımdakilere kötü davrandım. 6 sene önce masum ve Allah’ın rızasını kazanamaya çalışan bir çocukken artık reşit bir birey olmuştum. Bildiğim İslam anlayışı tamamıyla değişmiş ve kirlenmişti. İnandığım Allah, yaptığım ibadetlerin amacı artık bambaşkaydı. Bu değişimden sorumlu olan herkese öfkeliydim. Benim inancım, kalbimden geçen hisler bambaşkaydı.

Karantina boyunca kendi kendime aslında neye inandığımı düşündüm. İçimde o çocuksu hisler hâlâ vardı, onları ısrarlarım ile ben kirletmiştim. Müslümanlığımı geçersiz görecek kadar hadsiz insanları etrafıma ben toplamıştım. Düşündükçe üzüldüm. Ablam ve kardeşim bana sürekli destek oldular ve önümdeki hayatı düşündüm. İlk olarak derslerime asıldım çünkü üniversite benim için önemliydi. Kendim için ders çalıştıkça sevdiğim şeylerden ne kadar geri çekildiğimi gördüm. Sesimi herkesin duymasından aldığım mutluluğu hayal ettim, bu beni en çok yaralayan şeydi. İslamiyet’in içine ne kadar girdiysem o kadar uzaklaştırılmaya çalışıldım. Ne inançlı insanlar kabul etmişti beni ne de inanmayanlar. Dini inancımı kendi gönlüme alıp kendi mutluluğum için artık örtünmemeliydim. Çünkü örtündükçe dinden uzaklaşıyordum.

İleriki günlerde örtümü çıkarmayı düşünüyorum. Bu şekilde daha mutlu ve yargılardan uzak bir hayatım olacak. Bu, hiçbir mezhebe ve cemaate uymayan İslam görüşümü daha özgür kılacak bir eylem olacak. Hiçbir şey düşünmeden sadece Müslüman olduğum için taktığım örtümü, Müslüman kalabilmek ve gönlüme kahır etmemek için çıkartacağım; Allah ile özgürce konuşabileceğim bir din adamına ya da ibadethaneye gerek duymadan. Allah’ın beni anlayacağını düşünüyorum çünkü beni bir tek o anlayabilir. Hayatımın son 5 yılını depresyon ile boğuşarak geçirdim ve artık özgür kalmak istiyorum. Allah’ım, beni affet. Gerçekten vücudumun son enerjisine kadar çabaladım, ben artık yapamıyorum. Özür dilerim, en çok da kendimden.

(Görsel: WinifredKnights)

Paylaş:

Comments (4)

  1. Örtünün Allah’ın rızasından daha çok siyasi ve otoriter bir sembol olduğunu neden düşündünüz

    Erkek olduğum için pek araştırma gereği duymadım ama örtü şekil değiştiriyor başörtü, türban, çarşaf vb. Kemalistler genelde siyasi sembol der türbana. Bazı islamcılar da siyasi sembol görür. Türban sonradan çıktı derler ısrarla, öncesinde bu yokmuş. Öncesine bakınca öncesinde çarşaf gibi bişi var ztn onların dediği gibi yemeni yok.

    Bir ara örtü neden var diye araştırınca kölelik-hür ayırımını görmüştüm. Hür olmayan kadınların yarı çıplak gezebileceğini söyleyen de din. Hatta garip bir hadis var Ömer bir gün örtünen cariyeye aç kafanı demiş. Bunları okuyunca örtüyü sorgulamıştım.

    İnsan inanmasına rağmen yapamayınca kötü oluyor. Dini zorlaştırmayın demelerine rağmen fıkıhçılar her şeyi günah yaptığı için çok zorlanmıştım bir süre sonra iradem zayıf imanım zayıf ben kötü bir günahkarım diyordum. Yaptığım şeyler günah bile değilmiş meğerse, fıkıhçıların uydurması. Bir ara depresyon hapı kullanınca irade gücüm arttı bu sefer irade denen şeyi sorguladım. Dinen zor gelen şeyleri irade gücümü artırarak yapabiliyordum, düzenli spor yapmak bana düzenli namaz kılmayı da sağlıyordu. Bunların pek imanla ilgisi yok irade gücü çoğu ve irade gücü artar azalır. Yıllarım kendimi suçlamakla geçti, imanım zayıf diye tarikat cemaatlere bulaştım. Sohbetlere gitmezsem imanım zayıf kalır sürekli dini ortamlara girmeliyim diye, onlar da tabi o yönde propoganda yapıyorlar.

    Din insan için araçtır, insan var olduğu için din vardır, insan daha iyi bir noktaya gelsin diye, insana zarar vermemeli. Zarar veriyorsa yanlış bir şey vardır. Kızların okumamasını da din görenler var, ve çok sağlam iradeyle eve kapıyorlar kendilerini Allah gerçekten bunu mu istiyor? Şu koca kainatı yaratan tanrı’nın bir örtüyü umursayacağını pek düşünmüyorum, tefsirle de bu çıkarımı yapanlar var tevil olarak görülse de. din kurumsal tek tip olamaz tek tiplik böyle zararlar doğruyor “hiçbir mezhebe ve cemaate uymayan İslam görüşümü” en doğru yol.

  2. öylesine biri

    lgbtli insanları savunman, Atatürk’ü sevmen seni daha az müslüman yapmaz. bence bunlar seküler şeyler değil, mantığı olan herkes bunları savunur zaten hiç üzülme… nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşa çünkü bu hayat senin. dindarlık adı altında seni bu kadar üzdükleri için onlar günahkar, sen değilsin. kapalı ya da açık farketmez onlar senin düşüncelerin ve bunu kimse yargılayamaz. şahsen ben aşırı muhafazakar bir yerde yaşamama rağmen bunlardan konu açıldığında savunmaya geçiyorum arkamdan da konuşuyorlardır belki ama benim pek umrumda olmyor çünkü bunlar benim düşüncelerim:) açık ya da kapalı olmam bunu değiştirmez ve ben de kapalıyım. bütün örtülüler aynı düşünceyi savunacak diye bir şey yok:) kendini asla yalnız hissetme asla üzülme nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşa:))

  3. Bende sürekli bu konuların arasında sıkışık ve ikilem içerisindeyim. Açılmayı da düşünüyorum. Konuşmak, dertleşmek, yardım etmek isteyen varsa instagram hesabım : @gulsalihanur

  4. @gulsalihanur istek attim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir