Bir saç teli için bin yıl yanacağımı annemden öğrenmiştim

Merhaba, buraya sizinle bir şeyler paylaşma amacıyla yazıyorum. Her ne kadar yolun yarısında da olsam belki birilerine bir yararım dokunur.

Benim hikâyem belli bir yaşta başlamadı. Zaten muhafazakâr bir annem vardı, ben de onun gibi olmak ve herkes tarafından takdir edilmek istiyordum. Yolumu bulmuştum, annem olacaktım… Onun gittiği yoldan yürüdüm. Kapanmaya her zaman hevesliydim, buna çok özeniyordum. Anneme her seferinde “Ben de seninle örtü yapacağım” diyordum. Küçük olduğum için istemiyorlardı. Sonra 12 yaşlarımdayken evde farklı şeyler konu olmaya başladı. Pantolon yoktu mesela; ne annem giyerdi ne de benim giymemi isterdi, tayt gibi şeyleriyse zaten hiç giymemiştim. O zaman da yolumdan şaşmadım ve ona eşlik ettim. Fark ettirmeden bana kapalılığı aşılamaya başlamıştı. Hiç unutamıyorum söylediklerini; kuaförden gelince saçlarımla oynayarak bu şekilde dershaneye gideceğimi söylüyordum, o da “Zaten kapanacaksın” diyordu. Buna benzer birçok olay. Bir saç teline bin yıl yanacağımı ondan öğrenmiştim, çok korkutucuydu. Artık kapalılık benim için çok önemli bir hal almıştı. Tahmin edeceğiniz üzere regl olunca kapandım. 7. sınıfımın yaz tatiliydi, o zamanlarda da çocuktum ama bu sefer kimse beni durdurmamıştı, sonuçta olması gereken oluyordu.

Zaman ilerledikçe annemin görüşleri değişti. Artık pantolon giyiyordu, pardösüyü de bırakmıştı. Anlayacağınız yolum şaştı… O kendi çemberinde genişlemiş, rahatlamıştı. Oysa ben çocukluk yaşlarımda pantolonun ne olduğunu bile bilmemiştim. Kız kardeşim tayt, sıfır kollu tişört, pantolon giyebiliyordu. Olan bana olmuştu. Benim bir çemberimin olması için kendi hayatıma sahip olmam gerekiyordu. Ben bir birey değildim, ben annemdim. Yaşım ilerledikçe çok farklı bir insan oldum, her şeyi yutmuştum ama artık içim içimi yiyordu. Dışarı çıkarken kardeşimi kıskanıyordum, örtüyü yüzüme bakmadan yapmaya başlamıştım. Görüşlerimi kusmak, onları ikna etmek istiyordum. Ailevi problemlerden dolayı anksiyete tedavisine başladım, benimle ilgili hassas noktaları da bu oldu. Belki siz böyle bir nokta yakalayamayabilirsiniz ama inanın ki siz de bir yolunu bulabilirsiniz.

Hem yaşadığım sıkıntılar hem de düşüncelerimin farklılığı beni bir birey yapıyordu fakat ben bunların sorumluluğunu almak istemiyordum. Fikirlerimi kusmak yerine bir sene boyunca anneme sindire sindire örtünün beni rahatsız ettiğini açıklamaya çalıştım. Başta yumuşak olsa da sonrasında çok ters davrandı. Kendine onca şey katmış olan o kadın bana “Uyandırayım da bu fikrini bir de babana söyle istersen” demişti. Çok sinirlenmiştim; hayatımız için yaşamamız gerektiğini söyleyen oydu, o bizi bu özgüvenle yetiştirmişti. Her seferinde “Asla bir erkeğin -babanız dâhil olmak üzere- hayatınıza karışmasına izin vermeyin” diyordu. Çok üzülmüştüm ama peşini bırakmadım. Babamın yanında da dinden ve din hakkındaki görüşlerimden bahsettim. Babam doğru düşündüğüm noktaları onayladı. Açılacağımı direkt olarak söyleyemesem de derdimi anlamıştı. Tedavi işe yaramayınca terapiye gittim, anlattığım her şeyi orada fark ettim. Aslında annem olduğumu… Çocukluğum suratıma bir tokat gibi yapıştı.

Annem beni dinledi, sadece saçımı örterek kapalı olmuyordum. Zaten kapalı da dikkat çektiğimi ama Kur’an’da böyle bir şeyin geçmediğini, her mezhebin bu konuyu farklı yorumladığını, inanmadığım bir şeyi yapmak istemediğimi söyledim. Günler geçtikçe annem bu durumu kabullendi. Babamla konuştuk, bunu yapmamı istemediğini söyledi ama annem içimdekileri kusmaya başladıkça yanımda oldu. Artık daha çok kendimdim, kimseyi düşünmüyor ve hayatıma odaklanıyordum.

İnanır mısınız bilmem; şimdi annem seviniyor, babamsa “Her şey örtüyle bitmiyor” diyor. Tabii ki her şey yazıldığı kadar kolay olmuyor. Sınav döneminden sonra açılacağımı biliyorlar, çok rahat ve huzurluyum. Bu hayat sizin; belki küçüksünüz ya da belki her şey için geç diyorsunuz ama alışacaklar. Bunu göze almak zorundasınız, bir bedel ödemek zorundasınız; göze alın. Gençliğiniz bittiğinde, üniversitede ya da evlendiğinizde kendinizle kalacak olan sizsiniz, onlar değil. Onları karşınıza alın, kaçmayın, ikna edebileceğinize inanın. Kendi kararlarınızı veriyorsunuz, siz bir bireysiniz, kendinize saygınızı yitirmeyin. Biliyoruz ki iç dünyamızın kalıplarımızla ve etiketlerimizle verdiği savaş çok yorucu. Yorulduğunuza değen bir yolculuk olması dileğiyle…

(Görsel: Walter Battiss)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Ne kadar güzel yazmışsın, bir çırpıda okudum.. Ve tebrik ederimm, umarım hayat hep yüzüne güler, umarım buradaki kızlarımız da senin gibi şanslı olur. Umduğun gibi yaşadığın bir hayatın olması dileğiyle, kendine iyi bak🌸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir