Babam yolda yürürken “Başını eğ, kimseye bakma” derdi.

Şimdi size içimi dökeceğim. Ben 16 yaşındayım. Babam fazlasıyla dindar ve baskıcı bir insan, zaten bunun böyle olduğunu anlatacağım şeylerden anlayacaksınız. Babam, ben 9 yaşındayken beni okuldan alıp resmi olmayan bir kursa verdi. O zamanlar bu kursa neden gittiğimi, kursta ne yapacağımı bilmiyordum. 8 yaşında kapandım. Babam yolda yürürken “Başını eğ, kimseye bakma” derdi, “Tamam” diye cevap verirdim. Başka bir şey söylersem beni yatılı bir kursa vermekle tehdit ederdi. Anneme her gün yalvarırdım, “Anne yapmayın, ben daha küçüğüm” derdim; “Sessiz ol, baban duymasın” diyordu hep. Tamam, deyip sustum. Böyle böyle 1–2 sene geçti. Yavaş yavaş bazı şeylerin farkına varmaya başlıyordum. Bir gün anneme gerçekleri söyledim; “Anne ben açılmak istiyorum, kursa gitmek istemiyorum, okumak istiyorum, yapmayın bana bunu” dedim. Annem bana ilk tokadını o zaman atmıştı. Zaten sonra da yatılı kursa başladım.

2 sene yatılı kursta kaldım. 11 yaşındaydım. Ayda bir kez eve geliyordum. Kurstaki hocalar 16–17 yaş aralığındaydı. 13 yaşındaydım ve artık içimdeki her şeyi söylüyordum. Annem bana “Feraceni giy, eğik yürü, başını eğ” diyordu; ona ilk kez bana böyle söylediği bir anda bağırdım. Artık geceleri ağlamıyordum. Babam genç kız olduğumu öğrenmişti ve bana zorla namaz kıldırmaya çalışıyordu. Dikine gittim, bana her gün hakaret ediyordu ve bu hakaretlere artık alışmıştım. Zaten feraceyi çıkarmıştım, üstümde tunik ile pantolon vardı. Bir gün dışarıda arkadaşlarım ile otururken babamı gördüm; korktum, ondan çok korktum, ilk defa böyle bir şey yaşadım, saklandım. Beni görseydi arkadaşlarımın içinde bana hakaret ederdi ve ben bunu kaldıramazdım. Annem artık bana bir şey demiyordu. Babamla ise aynı evde iki yabancı gibiydik. Tabii artık yatılı kursa gitmiyordum. Gittiğim son kurs çok eski bir kurstu ve oradaki her şey siyahtı; siyah ferace, siyah başörtü, siyah çorap ve siyah ayakkabı ile gelmeyeni kovuyorlardı.

Hafızlık yapıyorum ve 5 yıldır onlara sesimi çıkarabiliyorum. Okula gitseydim bugünlerde LGS’ye girecektim. Sabahtan beri ağlıyorum, umarım ileride istediğim hayata kavuşurum. Umarım ileride bugün yazdığım bu hikâyeyi görüp ‘İyi ki bitti’’ derim. Çok uzun bir yazı oldu, belki kimse okumayacak ama ben yine de içimi dökmek istedim. Böyle bir sayfa olduğu için öyle mutlu oldum ki… Teşekkürler!

(Görsel: The Handmaid’s Tale)

Paylaş:

Comments (5)

  1. @busra_severr_ instagram hesabım dm ye yaz lütfen yalnız yürümeyeceksin unutma canım🤗❤️

  2. Ailenin seni okutmamasına çok üzüldüm.Bende hergün “seni okutmayız bak”,”büyük konuşma okutmayız görürsün”gibi tehditler alıyorum.Sana oku ekonomik özgürlüğün olunca herkesi ardında bırakıp git demek isterdim ama maalesef böyle bir seçeneğin yok.Daha geç olmadan sosyal hizmetlere başvurmalısın bence.Ailen olmaz çok zor şartlar altında yaşarsın ama en azından devlet seni okutur.Umarım herşey yoluna girer.

  3. Bir önceki yazıya katılıyorum ama kendi ekonomik özgürlüğünü eline alman ve kendine bir hayat kurman gerek seni istedikleri gibi yönlendiremeyeceklerini farkettiklerinde çok kötü şeyler yapabilirler lütfen yaz bana instagramım tuba.alkan

  4. Merhaba. Sana yardım etmek isterim. Queenisriri Instagram hesabından bana ulaşabilirsin.

  5. Ne biçim bir algı “kız çocuğu okutulmaz” cahiliye dönemine geri dönmüşler sanki senin durumuna çok üzüldüm keşke yapabileceğim bir şey olsaydı, unutma yalnız değilsin. Kurturulacaksın bu esaretten morelini bozmamaya çalış, senin yanındayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir