İşte evlenilecek kız!

Merhaba kız kardeşlerim, hemen konuya gireceğim.

Ailemdeki ve akrabalarımdaki kadınlardan hiçbiri yetişkinliklerinde açık olmadı, belli bir yaşa geldiklerinde olacak olan olurdu. Benim üstümde de sürekli bu yönde bir baskı vardı; sürekli laf sokmalar, imalar… 18 yaşıma girince kendi isteğimle kapandım. Aslında hangi aileye doğduysan ona göre şekilleniyorsun. Onların doğrularını ve yanlışlarını sırtlanıyor, böylece onların zihniyetini yaşatmaya devam ediyorsun. Benim için “Falanca kişinin kızına bak, kapalı ve hanımefendi bir kız” denmesi ailemin hoşuna gidiyordu. Örtüm Müslümanlığımı simgeliyordu, aynı zamanda namusumu da o simgeliyordu. İşte evlenilecek kız! Beni sevmeleri için, onaylamaları için kapandım. Kapandığımda da çok sevindiler. İşte benim kızım, vay benim yeğenim! Öncesinde neydim ben sizin için? Lanetli miydim yoksa boş biri mi, belki de utandığınız biri?

24 yaşımda evlendim. Pantolon giymeme bile izin yoktu. O yaşta ferace giyiyordum, yaşımdan daha büyük gösteriyordum. Gençtim; istediğim gibi giyinmek istiyordum, giydiklerim görünsün istiyordum ama ferace her şeyi kapatıyordu. 3 sene evli kaldım; bazı sorunlar oldu, boşandım. Boşanma psikolojisi çok değişik; bana dayatılan o şeyleri artık kabul etmiyordum. Araştırdım, okudum. Başörtüsü Kur’an’da 2 yerde geçiyordu. Orada da boynu ve göğsü kapatmaktan bahsediyordu, saçla alakalı bir kısım yoktu. Ben neden kapalıydım? Neden erkeğin tahrik olmaması için ben saçımı kapatıyordum? Burada sorumlu olan ben değildim, erkekti.

Neden erkeklerin nefsi için hareketlerimize ve giydiklerimize bu kadar dikkat ediyoruz? Bizi neden bu kadar kısıtladınız? Her şey erkeklerin rahatına göre, kadınların onlara hizmet etmesi gerekiyor. Dinde bile erkekler üstün görülüyor. Kadınları baskılıyor, özgüvenlerini kırıyorlar; onlara kendilerini önemsiz ve değersiz hissettiriyorlar. Toplumu doğuran kadınken, kadını toplum aşağılıyor. Kadın kendini güçsüz ve yetersiz hissediyor, erkeğe muhtaç hissediyor, onsuzken kendini bir hiç sanıyor. Bunların içinde boğuşurken başörtüsünden tamamen soğudum. Kız arkadaşımla il dışına gezmeye gittiğimizde önce bir yere giriyor ve hemen başörtümü çıkarıyordum. O kadar mutluydum ki… Rüzgârın saçımda dolaşması, güneşin saçımı ısıtması şahaneydi. Benden mutlusu yoktu ama tabii eve dönene kadar… Bedenim ve dış görünüşüm birbiriyle çatışmaya kaldığı yerden devam edecekti.

Çok mutsuzdum. Boşanma psikolojisi ve bu başörtüsü olayı canımı çok sıkıyordu. Üzüntüden saçlarım dökülmeye başladı ama böyle bir dökülme olamaz, kelleşeceğimi sandım. Doktorlar, ilaçlar; denemediğim şey kalmadı, dünya kadar para harcadım ama olmadı. Doktorum, stresin bu durumu tetiklediğini, saçlarımın saatlerce havasız kalmaktan dolayı bu durumda olduğunu söyledi. Ben de babama bu durumu anlatıp açılmak istediğimi söyledim. Tabii evde kıyamet koptu, ben de böyle bir ihtimalin olmadığını anladım. O öfkeyle saçımı kestim; kısaltmadım, usturayla kafamı kazıdım. Babam beni o şekilde görünce şaşırdı ama sadece şaşırdı, üzülmedi.

30 yaşındayım, çalışan ve kimseye muhtaç olmadan ayakları üstünde duran bir kadınım ama açılmak için hala bir erkeğin onayına ihtiyacım var. Ne kadar acı, ne büyük acizlik. Açılmayı hala çok istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Zamana bıraktım, belki bir umut vardır; bekleyeceğim. Güneşin bir gün benim için doğmasını bekleyeceğim. Güneşli günlere.

(Görsel: Paula Rego)

Paylaş:

Comments (4)

  1. Merhaba, hikayenden çok etkilendim. Bence hayatını artık sadece kendin için yaşamalısın kimseye aldırmadan,kimsenin onayını beklemeden. Lütfen kendin olmak için daha fazla geç kalma, hayat geçiyor sevgili kız kardeşim…

  2. merhaba tatlım hikayen çok etkileyici. Bence babana da kuran dan örnekler göstererek konuşa konuşa onu yavaşca ikna edebilirsin. Ona okuması için kitaplar ver. Mücadeleyi bırakma. İkna olmuyorlarsa da ayrı bir hayat kurmanın mücadelesini ver. Hayat geçiyor 50 yaşından sonra mı başını açacaksın. Kabul etmezlerse de seni kaybetmeyi göze almış demektirler. Bu hayata bir kere geliyorsun sahip çık. Ben bir takım şeyleri çevremdekilere anlata anlata onların kafalarını değiştirerek ulaştım. Bu da bir tercih ama kabul etmeselerdi bu onların tercihi olurdu. Zincirleri kırmak kolay değil. Sadece cesaretini ve umudunu kaybetme yeter ki. Biz kadınların başaramayacağı şey yoktur.

  3. Abla eğer bu aile sen bu yaşına geldigin halde senin adına kararlar veriyorsa onlardan uzak durmalisin diye düşünüyorum. Tabi yine sen bilirsin ama bir iş bulup ayrı eve çıksan olmaz mı acaba? Bu hayat senin ve çok kısa ne olur daha fazla zaman kaybetme..

  4. Kimseye muhtaç olmadığınızı kendiniz söylemişsiniz, lütfen en kısa zamanda faaliyete geçirin. El âlem sizin hakkınızda 15 dakika konuşur ama siz bu hayatı bir ömür yaşayacaksınız. Boş yere kendinize eziyet etmenin bir anlamı yok, lütfen halledin. Şans sizinle olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir