Henüz ortaokulu bitirmemiştim ve üniversiteye başlayınca açılma hayalleri kuruyordum.

Çoğumuzun hikâyesi nasıl başlıyor? Muhafazakâr bir aile, otoriter bir baba. Benimki bundan biraz daha fazlasıydı. Biz bir aile apartmanında yaşıyoruz, hem de 4 aile beraber. Ne giydiğim, evden nasıl çıktığım sadece annem ve babam tarafından değil, diğer akrabalarım tarafından da eleştiriliyor. Okuldan eve gelirken otobüsü mü kaçırdım, yarım saat geç mi geldim? Hemen anneme geç gelmemin sebebi soruluyor. Bahsettiğim akrabalarımın kızları yok; onların çocuklarının hepsi erkek ve bu yüzden gece geç saatlere kadar dışarıda durabiliyorlar. Bu deli insanların arasında akıl sağlığımı korumakta çok zorlanıyorum. Biraz uzun olacak ama kapanma öykümü de anlatmak istiyorum.

12 yaşıma girdiğimde, ki daha regl bile olmamıştım, annemin baskılarına dayanamayıp kapandım. Okulun ilk günü iki arkadaşım daha kapanmıştı. Bu sayede kendimi yalnız hissetmiyordum. Sınıftakiler bana kötü bir şey söylemedi, kimse tuhaf tuhaf bakmadı. Fakat ben 1 hafta sonra bu kararı aslında benim vermediğimi fark ettim ve dışarıya açık çıktım. O gün babam benimle ciddi bir konuşma yaptı. Kendimi savunamadım. Şiddet görmemek için tekrar kapandım. Okula gitmeye devam ettim ama dersleri dinlemedim. Ödevleri yapmadım. Başarılı bir öğrenciyken birden bu denli değişmem hocaların gözünden kaçmadı. Birçok hocam yardım isteyip istemediğimi sordu. Beni okulun rehberlik öğretmenine yönlendirdiler ama gitmedim. Bu arada ailem çok mutluydu. Benim bu durumu kabullendiğimi sandılar. Açılmayayım diye istediğim her şeyi yaptılar. Bir sürü şal aldım ama takmadım. Sırf para ödesinler diye dil kurslarına gitmek istedim, ona da gönderdiler. Zamanla dış görünüşüme alıştım ama asla kabullenmedim. Kapanma olayını aştığımı düşünen ailem, 13 yaşıma geldiğimde benden namaz kılmamı istedi. İlk karşı çıkışımda babam “Kâfir misin sen?” diye bağırarak üstüme yürüdü. Korkudan namaza başladım. Bakar mısınız? Sorun yine hızlıca çözülmüştü. Benden 4 yaş büyük olan ablam konuşabildiğim tek kişiydi ama o da beni anlamıyordu. O, bu dini ve dinin gereklerini tercih etmişti ama ben bunda zorlanmıştım. Ne kadar konuşursam konuşayım, boşunaydı. Annemle konuştum. Kinayeli bir şekilde “Babana söyle, o izin verirse açılırsın” dedi. Babamın sorunları nasıl çözdüğünü biliyorsunuz; şiddet uygular, isteğini kabul ettirir, sorun da çözülmüş olur. Bu yüzden babamla bu konuda hiç konuşmadım.

Bir gün çok alakasız bir yerde babam bana “Ablanı şehir dışına okumaya gönderirim ama seni gönderemem. Çünkü sen orada başını açıp gelirsin” dedi. 13 yaşımdaydım ve o kadar karamsardım ki ‘kapalı ben’i çoktan kabullenmiştim. Babamın bu sözü beni bu konuda tekrar düşünmeye itti. Evet, sonsuza dek bu aile apartmanında kalmayacaktım. Henüz ortaokulu bitirmemiştim ve üniversiteye başlayınca açılma hayalleri kuruyordum. İçinde bulunduğum ortam ve asla barışmadığım dış görünüşüm beni zaman zaman depresyona soksa da dersler ve okul konusunda beni hırslandıran birçok unsur vardı.

Bir şekilde zorlu ortaokul yıllarını atlatıp yüksek puanlı bir Fen lisesi kazandım. Ortaokul arkadaşlarım tarafından görmediğim baskıyı lisede hem de Fen lisesinde görmeye başladım. Yapılan din felsefeleri bana yanlış geliyordu, sırf başımda örtü var diye tanrının varlığını savunmak zorundaymış gibi hissediyordum. Evrimi hiç araştırmadan reddetmem gerekiyordu çünkü benim dinim benden bunu istiyordu. Arkadaşlarım arasında ‘yobaz, aklını kullanmayan’ olarak anılmaya başlandım. Onlara aldırmadım ve inanmadığım bir dini savunmaya devam ettim. Etrafımda kimse kalmayana kadar…

Şimdi 11. sınıfa geçtim. Keşke böyle davranmasaydım diyorum, inanmadığım şeyleri savunmasaydım… Ablam başka bir şehre üniversite okumaya gitti. Şimdi, eskiden olduğumdan daha yalnızım. Fakat kararımı verdim. Şu anda dini inancım ve dış görünüşüm hakkında söz sahibi olamıyorum ve ailem de konuşarak anlaşabileceğim türden bir aile değil. Ben de 2 yıl daha bu insanlara sabredeceğim ve üniversitede kendimi bulacağım. 2 yıl sonraki kendimi düşündükçe mutlu oluyorum. Kurduğum hayalleri gerçekleştirmek benim elimde. Bunu bilmek bana güç veriyor. 2 yıl daha bu işkenceye dayanmak zorunda olmam size muhtemelen acınası geliyordur. Fakat inanan ki elimden başka bir şey gelmiyor. Allah izin verirse 2 yıl sonra zaferimin öyküsünü yine buraya yazacağım.

(Görsel: Marie Muravski)

Paylaş:

Comments (9)

  1. Asla yalnız değilsin ve kalıcaksında @_betul_nurr hesabındayım dm den bekliyorum yalnız değilsin:)

  2. 2 yıl çok kısa bir süre. İstediğini başardığında, her şey geride kaldığında sadece anı olacak hepsi. Hiç acınası gelmedi. Maalesef bu şekilde çok uzun yıllarını geçiren kadınlar var. Dediğin gibi elden gelen bir şey yok. Ben tecrübelerimden yola çıkarak şöyle bir şey demek istiyorum. Bu durumlarda ekonomik güç çok çok önemli. Tabii ki her parasını kazanan kadın ailesine karşı gelecek cesareti bulamayabilir. Ama karşı gelecek cesareti bulduğu halde ekonomik özgürlüğü olmadığı için eli kolu bağlanan kadınlar, erkekler de var. Zaten fen lisesine gidiyormuşsun, tebrik ederim. Çok calışıp derece yapıp üniversitede burs alman seni çok rahatlatır. Tabi ki bu olmasa da istediğini başaracaksın. Ama dediğim gibi maddi olarak ne kadar özgürsen bir şeyler o kadar daha kolay. Umarım bu senin için sınava hazırlanmanda motive edici olur. Önündeki bu 2 yılını işkence olarak görüyorsun ve haklısın da ama bir yandan geleceğin ve özgürlüğün için çalışacağın, emek vereceğin bir 2 sene olacak. Bizimle deneyimini paylaştığın için teşekkür ederim.

  3. Asla yalnız değilsin.

  4. asla acınacak bir durum değil bu elinde olanla baş rtmek,bende yıllarca bekledim bunun için konuşmak istersen ((zelalabebext)) Twitter hesabım

  5. Ben de tıpkı senin gibi üniversite yıllarım için 2 yıl bekleyeceğim ve bana da işkence gibi geliyor. Ama o zamana kadar zamanın kıymetini de bilmeliyiz. Benim derslerim ortalama bi derecede, benden bu konuda çok daha şanslısın. Umarım istediğin üniversiteye gidersin ve hayallerini gerçekleştirirsin. 2 yılı asla çok görme. Su gibi geçip gidecektir emin ol, zor olsa da iyi değerlendirmeye bak sadece ♡

  6. Hiç de acınası değil. Ben 2 sene boyunca örtüyü istiyor muyum diye kendime sordum, sonraki 2 sene boyunca da örtümü çıkarmak için mücadele verdim ve kısa bir süre önce başardım. Benimki 4 yıl sürdü, ben daha mı acınasıyım? Asla. Bu yolda sarfettiğimiz her gün bizi daha güçlü kılar. Yalnız yürümeyeceksin, şans seninle olsun!

  7. Kendini yalniz hissettiginde yazmani rica ediyorum cunku ayni duygulari paylasiyorum @asudeath instagram hesabim umarim hayallerimizi gerceklestirebiliriz

  8. Hayallerine saygı duyuyorum ancak üniversite ile kendini şartlandırmamanı tavsiye ederim. Başta bir umut, bir kaçış bileti gibi görünse de zamanla başka çaren yokmuş gibi geliyor. Ben de üniversiteyi bekliyordum ve şehir dışına gidemedim. Müthiş bir hayal kırıklığıydı. Sanki bu son biletimdi. Hala umudumu kaybetmedim ama çok büyük bir darbe yedim. Sizlere söyleyebileceğim tek şey bir zaman dilimi belirlemeyin. Lisede de açılabilirsin. Eğer yeterince güçlü olursan ne annen ne baban ne de diğerleri tek bir kelime edemez. Onlar sandığımızdan daha korkak. Onların kaba kuvvetti, otoritesi varsa bizim de hayallerimiz ve cesaretiniz var. Direnmeden olmaz.

  9. Ayşe Gül

    anlattıgın apartman resmen yasadıgım apartmanla aynı malesef feci bir bunalımdayım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir