Karşı çıksam da çıkmasam da eninde sonunda kapanacağımı bildiğim için kapandım.

Buraya bir şeyleri biraz da olsa başarmış şekilde yazıyorum. Platformunuzu yaklaşık 2 senedir takip ediyorum. Hatta bir defasında ben burayı okurken babam da görmüştü ve bu tarz şeylerin yalnızca algı operasyonu amacı güttüğünü söylemişti, tartışmıştık. Burada yazılanların asla gerçek olmadığını; ateistlerin ve deistlerin, gençlerin akıllarını kurcalamak için uydurdukları şeylerle dolu bir site olduğunu da eklemişti. Tabii bu siteden tanıştığım ve bana ilham olan, bana yalnız olmadığımı hissettiren arkadaşlara sahip olduğumu bilmiyordu.

2 sene önce, 13 yaşımda, regl oldum. Bu benim için gerçekten önemli bir durumdu çünkü bunun hayatımı değiştireceğini az çok biliyordum. Annem öğrendiğinde, babamın bu duruma nasıl bir tepki vereceğini bildiği için ‘Biraz saklayabiliriz, henüz küçüksün’ demişti. Annem de erken yaşta ondan yaşça büyük olan yani babamla evlendirilmiş ve çok şey çekmiş, gece gündüz çok ağlamış. Sonra bir şeyleri bir şekilde öğrenmiş. Öğrenmeden önce; ben küçükken, sürekli çarşaflı ya da kapalı kadınları bana gösterir ve ‘Sen de büyüyünce öyle olacaksın’ diyerek beni ağlatırlardı. 11–12 yaşında bir çocuğa böyle muamele edilirse o çocuk elbette ağlar. ‘Boşuna ağlama’ derlerdi. Dar kıyafetleri, kot pantolonları giymeyi 11 yaşından sonra bırakmıştım. Kıyafetime ilk kez karışıldığı zamanı hiç unutmam… 11 yaşımdaydım, babam işten geliyordu ve ben de koşarak babamı karşılamaya gidiyordum, yanımda da annem vardı. Parkın içinden geçtik, ben önden yürüyordum. Üstümde tişört ve altımda bol bir kot pantolon vardı. Babam, anneme ‘Bu niye böyle çıktı, bir dahakine daha uzun şeyler giysin. Parka hep böyle mi çıkıyor bu?’ demişti, sanki ilk defa görüyormuş gibi! O gün eve giderken bana ‘Uzun ve düzgün kıyafetler giymek şartıyla parka gidebilirsin, bunun haricinde seni bir daha asla böyle görmeyeceğim.’ demişti. 11 yaşındaki bir çocuğa bir şartı yerine getirdiği takdirde parka gidebileceğini söylemek ve birden kıyafetlerini değiştirmesini istemek ne kadar mantıklı? Ben zaten istediklerimi giyemiyordum ki.

Ortaokulda İmam Hatip’e gönderildim. Babam, başımı kapatmam konusunda sürekli konuşuyordu fakat annem onu biraz da olsa oyalıyordu. Ortaokuldayken arkadaşlarım bile ‘Sen niye kapanmıyorsun? Zaten kıyafetlerin kapalı birinin kıyafetleri gibi, çok absürt duruyorsun’ derdi. Bizimkiler yetmiyormuş gibi bir de İmam Hatip’teki arkadaşlarımla uğraşıyordum. Sanki o bol pantolonları ve tunikleri keyfimden giyiyorum ben! Ben çok uysal bir kızım; fazla karşı gelmezdim, korkardım ve saygılıydım. Beni, ‘Lisenin ilk günü kapanacaksın’ diyerek 3 sene boyunca buna alıştırdılar. Ben de bundan başka bir seçenek görmediğim için ve karşı çıksam da çıkmasam da eninde sonunda kapanacağımı bildiğim için kapandım. Zaten istemeyerek yapıyordum. Bir de onların istedikçe daha çok istemeleri, beni kapatmak için çok daha fazla uğraşmaları benim için iyice çekilmez olmuştu.

1, 5 sene kapalı kaldım. Yine de benden hoşnut olmuyorlardı, oysa sürekli dizlerinin dibindeydim ve hâlâ öyleyim. Hiçbir zaman rahat rahat gezip tozmadım. 1,5 sene sonra kendim gibi olmadığım için, dış görünüşümün ve içimin birbirinden ne kadar farklı olduğunu bildiğim için; hem kendimden hem çevremden hem de, kimse kusura bakmasın, kapanma emrinden nefret ettim. Feminizme yöneldim. Başka bir din değil; feminizm, yalnızca kadın-erkek eşitliğine dair bir görüş. Ben ve annem evin hizmetçisi gibi her işi yapıyoruz ve bir de üstüne ‘Bunu neden böyle yaptın?’ diye azar işiyoruz. Hadi beni azarlıyorsun, tamam ama sen kimsin de ‘Beyinsiz geri zekâlı, senin kafan basmıyor’ diyerek eşine hakaret edebiliyorsun? Doğrusunu bu kadar iyi biliyorsan yardım et. Annem bu duruma alışmış, 35 senedir tek kelime etmiyor. Babam gerçekten çok dindar ve muhafazakâr bir insan, acaba hakaret etme ve insanları ezme yetkisini ona kim verdi? Çok şey bildiğine inanıyor. Bizim ona muhtaç olmamız, ondan bir şey istememiz o kadar hoşuna gidiyor ki bunu anlayabiliyorum. Evden çıkmadan önce giyinirken acaba hangisini giysem, babam buna kızar mı, bir şey der mi, diye içim içimi yiyor ama abim pantolon ve kısa kollu tişört giyip rahatça dışarı çıkabiliyor. Senelerce şehir dışında okudu. Ben daha 9. sınıftayken ‘Seni asla şehir dışına yollamayız, boşuna heveslenme’ muhabbetleri başlamıştı. Dört duvar arasında asla durmayan bir psikoloji baskı altındaydım. Erkekler yaz mevsiminde o sıcakta istediği gibi gezerken biz vücut hatlarımız belli olmasın diye ya da saçımız gözükmesin diye şekilden şekile giriyoruz, peki neden? Aman erkekler tahrik olmasın; komik, ben buna ancak gülerim. Milletin tatminsizliği ya da fesat aklı yüzünden benim kendimi kısıtlamam gerekiyor. Hem bana günahmış hem de başkalarının günahına giriyormuşum. Fıtrat olarak kadın cazibeli, erkek ise şehvetli yaratılmış. Yaratılış gereği kapanmamız gerekiyormuş. Bunlara kesinlikle katılmıyorum, bu tamamen kişinin karakteriyle ilgili bir durum. Kadınların da duyguları var ama erkek istediği gibi gezebiliyor. Ayrıca bu dünyada yalnızca kadınlar tacize uğramıyor. Tacize tecavüze uğramış birçok erkek var; erkeği ya da kadını geçtim, hayvanlar bile tecavüze uğruyor. Onlara da bir şey mi örtmemiz gerekiyor? Bu tesettür özelinde olan bir konu değil, erkeğin kadından üstün olduğu iddiası İslam’da apaçık görünüyor ama sorsanız herkesin eşit olduğunu söylerler. Erkeğin mirastan daha çok pay alması, iki kadının şahitliğin bir erkeğin şahitliğine denk düşmesi, belli bir kilometreden sonra yanında mahremi olan bir erkek olmadan kadının yolculuk yapamaması… Bunları birine sorarsanız size muhtemelen şunlara benzer şeyler söyleyecektir; “Kadın değerli bir varlıktır ve değerli şeylerin herkese gösterilmemesi gerekir, değerli şeyler örtülmelidir.”. Peki, burada da erkeği eziyorsun, kadın erkekten daha mı üstün? Erkek değersiz mi, onlar neden açık gezebiliyor? Bu eşitsizlik ve üstünlük konusu her şekilde çıkmaza varıyor. Ben bu fikre katılmıyorum; açık ve net bir şekilde erkeğin arzularının daha fazla olduğunu ve kendine engel olamayabileceğini söyleniyor. Kadın sadece cinsel bir obje olarak görülüyor ve üstü kapatılmazsa cinsel istekler uyandıracağı düşünülüyor, bu nedenle kapanması isteniyor. Bu gerçekten çok aşağılayıcı bir durum ve ben bunu hakaret olarak görüyorum.

Şu an 17 yaşındayım ve geçen sene açıldım. Ailemle bu olaya dek hiç bu kadar çok kavga etmemiştik. İlk defa bu denli özgüvenli hissettim, başarabileceğime inandım. Konuyu ilk açtığımda ve açmaya devam ettiğim süreçte kimse yanımda olmadı. 3 ay boyunca evde yok gibiydim, benimle kimse muhatap olmuyordu. Abilerim, ablam, annem ve babam… Hem kendi halime hem de bana yabancı gibi davranmalarına üzülüyordum. Psikolojim gerçekten dağılmıştı. Annem beni uyandırırken elindeki bezi bana sürterek ‘Kalk’ deyip gidiyordu, bundan daha kötüsü var mı? Evde istenmeyen bir düşman gibiydim, yalnızdım. Bu konu ailemi bana karşı bu denli düşman ettiği için fikrimin değişeceğini düşünmeyin, aksine zamanla daha da nefret ediyordum. İnsan sırf başörtüsü için 3 ay boyunca çocuğuna bir düşman gibi davranır mı? İleride kapanacağım varsa da bu saatten sonra kapanmam. İçim resmen nefretle ve kinle doldu. Baktım ki beni kimse önemsemiyor, herkes bana kötü davranıyor ama ben hâlâ birilerinin iznini alarak açılmaya çalışıyorum. Yeter artık, dedim. Okula gittim, saçımı bir açtım; açış o açış… Tabii bir de İmam Hatip lisesindekilerin ıstırabına uğradım.

1 hafta boyunca okulda açtım ve okuldan sonra kapattım. Fakat insan bir süre sonra kötü hissediyor çünkü okuldakiler daha önce hiç böyle bir durumla karşılaşmamışlar. Okula kapalı giriyorum, orada açık geziyorum ve sonra tekrar kapalı çıkıyorum. Komik ve dalga geçilmeye açık bir duruma düşmüştüm. Gittim, aileme açıldığımı söyledim. ‘Seninle samimiyetimiz eskisi gibi olmayacak’ lafları, uzun uzun konuşmalar ve tartışmalar… Biraz pişman oldum, ailenin karşısına çıkıp açıldığını söylemek gerçekten zor bir durum. Tekrar kapanamıyorsun da çünkü okulda 1 hafta boyunca açıktın.

Pişman olmuştum ve ne yapacağımı bilmiyordum. Benimle 1–2 ay daha konuşmadılar. Bu süreçte telefonumu da benden aldılar, aylarca onlarda durdu. Okuldan eve ve evden okula şeklinde bir hayatım vardı. Evde düşmanları gibiydim, iyice bunalmıştım. Yavaş yavaş benimle konuşmaya, muhatap olmaya başladılar. Ablam ve abim hariç! Açıldım açılalı onlarla konuşmuyoruz, muhatap olmuyoruz; samimiyetsiziz. İkisi de aşırı dindar insanlar ve araya bir kere soğukluk girince bir daha eskisi gibi olamadılar. Şimdi bir ablam ve abim yok gibi. Bu gerçekten insana çok dokunuyor. İçten içe çok üzülüyorum; onlar, annemle ve babamla sahip olduğumdan daha samimi ilişkilere sahip olduğum kişilerdi.

Bütün bunlara rağmen ben kararımın arkasındayım. Hâlâ bazı konularda sıkıntı yaşıyorum, evet; saçımın şekline, modeline, kıyafetime karışmaya devam ediyorlar. İnsan saçını açınca kapalı olduğu zamanlardaki gibi giyinemiyor. Bunları yaşamak istemiyorum, ben tam olarak özgür olmak istiyorum. Bir kıyafetin, bir bez parçasının seneler boyunca hayatım için bu kadar önemli kılınması ve bana çocukluğumu ve gençliğimi yaşatmaması canımı artık çok sıkıyor. Arkadaşlarımda kalmayı, onlarla gezmeyi, pikniğe gitmeyi, eğlenebilmeyi ben de çok isterdim. Fakat saçımı açtığım için şu an yapabildiğim tek şey sadece kapının önüne çıkabilmek. Üniversite sınavına girmeme 1 sene kaldı. Bizimkiler, beni yatılı Kur’an kursuna yollama planı yapıyor. Bu da benim için yeni bir maraton macerasının başlamak üzere olduğunu gösteriyor. Annemle ve babamla konuşuyor olsak da ailede yabancı gibi gözüktüğümü ve dışlandığımı hissedebiliyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Hevesimi öyle kırıyorlar ki ders bile çalışmak istemiyorum.

(Görsel: Pamela Phatsimo Sunstrum)

Paylaş:

Comments (4)

  1. Kesinlikle çok ders çalışmalısın kendini asla bırakma ve bi çok şeyi başarmışsın tebrik ederim umarım mutlu olursun konuşmak istersen ista hesabım lonely_wolf693

  2. Bu olanlardan sonra ders çalışma hevesinin kaçmasını çok iyi anlıyorum. Benim de aynı şekilde çok dindar ablam ve abim var ve aslında daha çok onlar yüzünden açılamıyorum ve en azından bi yıl sabretmeye çalışıyorum. Sen de bunlara üzülmektense daha çok geleceğini düşünüp çalışmalısın ve özgürlüğünü daha rahat yaşamak için çabalamalısın. Şuan bile bu kadar çok şey yapabilmen, direnmen çok güzel. Yolun açık ve aydınlık olsun ♡

  3. İstediğin bir şekilde yaşamak istiyorsan öncelikle ders çalış ve bu seneyi en güzel şekilde bitirmeye bak. Ailenin dediklerine şimdilik kulaklarını tıka ve kendini kitaplara ver. Biliyorum, biraz zor olacak ama onları duymamaya çalış lütfen. Abin ve ablanı da umursama, seni kafandaki örtü için seven kimseyi umursama. Bol şans!

  4. Ailenle yakın ol abin ve ablanla samimi olmaya çalış çünkü bu böyle gitmez sende biliyorsun. Ailen dindar olabilir görevlerini yerine getir 5 vakit namazını kıl senin dinle bir bağın oldugunu hissetsinler sana bir adım atacaklar. Senin kötülüğünü istemem benimle aynı yaştasın inşallah senin için iyi şeyler olur. Kalbin de ne hissediyorsan doğrusu oysa onu yap içinde burukluk olmasın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir