Kapalılar için kullanılan ‘Sümeyyeler’ hitabı sinirimi iyice bozmaya başlamıştı.

Selamlar, aslında benim hikâyem de birçoğunuzunki gibi. Çocukluğum boyunca bazen babam bazen de dayım kafama bir örtü koyar ve “Ne de güzel oluyorsun” diyerek bana sürekli bu fikri empoze ederlerdi. Annem hep ‘Liseye gelince mutlaka kapan’ diye baskı yapardı. Ben de haliyle kendimi buna hazırlamıştım. Bir aralar ‘Acaba bunu üniversitede mi düşünsem’ diyordum ama şimdi yapamazsam o zaman asla yapamayacağımı düşündüm. 8. sınıfta sınava çalıştığım dönemdeyken annemin baskısı ve diğer baskılar derken bir şekilde kapandım. İlk senem çok iyiydi, gerçekten mutluydum ama ikinci senemde bir anda bazı şeyler patlak verdi. Açılmak istiyordum; küpeler takmak, bir şeyler yapmak istiyordum. Toplumda kapalılar için kullanılan ‘Sümeyyeler’ hitabı sinirimi iyice bozmaya başlamıştı. Kapalıyım diye ne makyaj yapabilirdim ne de başka bir şey. Uzun süre düşündüm, arkadaşlarımla konuştum. Ben açılmayı düşünmeye başlamadan 2- 3 ay önce de ablam açılmıştı. Ablam uzakta olduğundan babam önce onu resmen evlatlıktan reddetti ama uzak olduğu için bazen konuşuyorlardı, ona olan sinirini tam atamamıştı babam. Ben de korkarak bu konuyu önce anneme açtım, annem zaten ablamdan sonra bana da defalarca ‘İçinde varsa açıl’ demişti ama bunun lafın gelişi bir söylem olduğunu bildiğimden cesaret edememiştim. 2 abim annemi doldurdular ve biraz bile yanımda durmadılar. ‘Açılırsan pantolon giyemeyeceksin, öyle istediğin şekilde giyinemezsin’ diyerek bana babammış gibi bana şartlar koştular. Tamam, dedim; ne kadar kötü olabilir ki? Benim derdim bu örtünün ağırlığından kurtulmaktı, istemediğim bir şeyi taşımayı istememekti.

2- 3 hafta uğraştım, bir gece babam sahurda bunu öğrendi, bağırdı; ‘Okula yollamam onu’ diyerek klasik aile tehdidini etti, bilirsiniz. Ben uyuyordum o sırada, babamın bunları söyleyen sesiyle uyanmak beni çok kötü yapmıştı. Bir çıkmazın içinde hissettim ve dediğim gibi; diğer ablam açıldığında, babam sinirini tam olarak atamadığı için her şey bana patladı. Babam ‘Seni keşke aldırsaydık, en azından günahını çekerdim, sonra melek olup giderdin’ dedi, hem de defalarca… İnsanın en sevdiği insanın onun yanında olmaması çok kötü bir şey. Neyse, bir süre sonra 2-3 gün boyunca babam bana iyi davrandı, sanki bu olayı unutturmaya çalışıyordu. Korktum, yapamayacağımı sandım. Yanıma geldi, parayla gözümü boyamayı denedi. İstemiyorum, benim istediğim şey belli, dedim; kızdı, bağırdı, gitti. Aynı akşam diğer ablamla yürüyüşe çıkmak için giyindim, ‘Ben böyle açık çıkacağım’ dedim. Dövseler ya da kızsalar en kötü kapüşon takarım, dedim. Annem ‘Babana sor’ dedi, babam da ‘Ne halin varsa gör’ dedi.

O gün 2 senenin ardından ilk defa dışarı açık çıktım. Her şeye değdi. Benim işim biraz zordu ama bu zorluklara değdi. Özgürlüğünüz için gerekeni yapın. Biliyorum ki her biriniz özgürlüğüne düşkün kişilersiniz ve birilerinin himayesi altına girecek insanlar değilsiniz. Lütfen, en fazla 1-2 yılı birlikte geçireceğiniz aileniz istedi diye herhangi bir şey yapmayın. Saçlarınızı salın; bırakın özgürleşsin. Akrabalardan, ondan bundan korkmayın, 10 dakika boyunca dedikodunuzu yapar ve sonra başka bir konuya geçerler. Yapacakları 10 dakikalık dedikodu için hayatınızın tamamını çöpe atmayın, güzellerim.

(Görsel: Tom Hammick)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Merhaba, senin adına çok mutlu oldum. Gerçekten de cesaretli bir insansın hep böyle kal. Ben de senin gibi söylemek istiyorum ve söyledim. Olmadı, ikincisinde söylediğimdeyse daha kötü oldu. Ailemle aram daha kötü oldu ama yine izin vermediler. Bir gün herkesin özgürleşmesi dileğiyle..

  2. Seni tebrik ederim, adına çok sevindimm. Lütfen kötü yorumlara kulaklarını tıka. Yolun açık ve aydınlık olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir