Biricik XY kromozomlularımız saç tellerinden tahrik olursa ne yaparız?

Evet; ben de şu “Ergenliğe giren kızlar başını kapatsın; hafazanallah biricik XY kromozomlularımız onların saç tellerinden tahrik olursa ne yaparız?” diyen güruhun oyununa gelen ve henüz 14 yaşında başını kapatanlardanım. Aslında benim için bu olay çok daha derin.

Küçüklüğümden beri amacım ailemin beni herhangi bir konuda tebrik etmesi oldu. O sihirli sözcüğü, aferin’i, duymaksa en büyük tutkumdu. Bu ihtiyaç, bir çocuğun küçük yaşlarında karşılanmazsa, yani ailesi onu yüreklendirmezse bunun etkileri sonradan farklı şekillerde ortaya çıkıyor. İşte bu sebeple ben de önce okulda derslerim mükemmel olduğunda ‘Aferin kızıma’ diyeceklerini sandım. Okulda basbayağı 1. oldum, ‘Aferin’ demediler. Sonra olimpiyatlar, yarışmalar derken başarılı olduğumu daha çok kanıtlamaya çalıştım ama bu süreç yine o kadar da umurlarında olmadı. Sadece ‘Benim kızım tıp okuyacak’ havasına girmelerine yaradı. Merak etmeyin, onu da aştım; şu an çok iyi bir üniversitede bilgisayar mühendisliği okuyorum. Neyse, benim iki de ablam var; maşallah ikisi de dini bütün Müslüman kapalı iki hanım kız! Bana açıkça ‘Kapanacaksın ulan’ demediler ama bunu hep hissettirdiler. Ben de belki anahtar kapanmaktır, dedim ve bir akşam, liseye başlamadan bir ay önce, ansızın kapanıverdim. Aldığım ilk tepkiler ‘Sen durmazsın, 1 haftaya açılırsın’ yönünde oldu; bu beni daha da hırslandırdı ve liseye böylece başladım.

Gittiğim okul İstanbul’un nezih bir semtindeydi ve bir takım zengin çevrelerin çocuklarını gönderdikleri bir okuldu. Sınıftaki tek kapalı kız bendim. Bu insanlar başka bir diyarda yaşıyorlarmış gibi bir hava vardı. Bu sınıfta öyle çok dışlandım ki… Yani gerçekten ben sanki bir radikal İslamcı örgütün şeyhiymişim gibi bir tavır takındılar. Hâlbuki ben hiçbir zaman öyle biri olmadım, okumaya ve araştırmaya her zaman meyilliydim. Kapandıktan 5-6 ay sonra da artık inanmadığımı kabul ettim, bu başka bir konu. Neyse; en yakın arkadaşım, bu okulda beni yargılamayan tek insandı ve agnostikti. Onunla hala çok yakınız, görüşüyoruz. Okulda aldığım bu tepki beni gerçekten çok zorladı. Derslere duyduğum ilgi zamanla azaldı, lisenin sonunda bir yıl mezuna kaldım. İyi ki de kaldım çünkü o yıl açıldım. İnsanların sırf kafanızdaki bir bez parçası yüzünden sizden nefret etmesi, size önem vermemesi ve saygı duymaması çok korkunç bir şey.

Aklıma gelmişken, Kur’an’da “Gerdanınıza kadar örtünün” diyor; hala inananlar için söylemiş olayım. Bizim “Ey cemaat-i müslimin, tırnağımıza varana dek kapatalım!” diyen birtakım insanlarımıza duyurulur. Her tarafı sarıp sarmalamak tamamen Arap kültürüyle ilgili ve Arap kültürüne de Antik Roma’dan geçen bir uygulama. Özgür kadınlarla kölelerin ayırt edilebilmesi için köleler örtünürmüş. Bu eylemin kökeni böyle. Kısacası, sizin yalnızca bir tane hayatınız var. Anne-baba baskısı bir yere kadar, bazı durumları kendi içimizde o kadar büyütüyoruz ki o artık bir bez parçası olmaktan çıkıp kocaman bir örümcek ağına dönüşüyor ve bizi yutar hale geliyor. Kendinize bunu yapmayın. Freud, psikolojik rahatsızlıkların 4 büyük belirtisinden birinin başka insanları memnun etmek için kendi hayatından vazgeçmek olduğunu söylüyor. İş bu kadar ciddi arkadaşlar. Şu evrende sorgulayamayacağınız hiç ama hiçbir şey yok. Zihnimizin sınırı yok. Fakat bunları dile getirmekte özellikle Türkiye’de epey sıkıntı var. Ne demişler; herkes kendi zihninin esiridir, lütfen artık başkalarının zihninin esiri olmayın.

(Görsel: Lucy Almey Bird)

Paylaş:

Comment (1)

  1. inmood60@gmail.com

    Merhaba arkadaşım, insanın dilediği gibi yaşaması, özgür olması büyük bir olay ve sen bunu başarmışsın. Öncelikle tebrik ederim.. Fakat okuduğunda farkettim bilgi eksikliğini düzeltmek isterim. Köleler değil asiller örtünürmüş.
    Sevgiyle kal..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir