Tanrıya inanıyorum ama bazen sanki inanmıyormuşum gibi geliyor.

Artık o kadar yorgun hissediyorum ki kendimi… Benim hikayem biraz daha farklı sanırım. Anlatmaya nereden başlayacağımı bilmiyorum ama içimdekileri dökmek bana tarif edilemez bir mutluluk verecek.

Ben muhafazakar bir ailede büyüdüm. Babamın tarafında neredeyse herkes cemaat yurtlarında kalmış. Annem bunun için ne kadar ısrar etse de babam beni oralara göndermedi. Ona minnettarım. Küçüklüğümden beri hayalimdir; üniversiteye gitmek ve okuyup kendi ayaklarımın üzerinde durmak. Babam bunu bildiği için ve bunu gerçekten yapmamı isteyip beni desteklediği için oldukça mutluyum. Bu yüzden göndermedi beni o yurtlara. Orada dışlanacaktım, kendim gibi olmayacaktım. Biliyorum, ailem beni çok seviyor.

7’nci sınıftayken kapandım. Annem ilk başta izin vermemişt;  alışamayacağımı söyleyip biraz daha beklememi istedi, ben onu dinlemeyip kapandım. Şu an 10’ncu sınıftayım. 3 senedir de kapalıyım. Aslında bu durumdan hoşnutum. Hiç kimse beni bunun için zorlamadı; kendi isteğimle yaptım, gücümün yettiği yere kadar da sürdüreceğim. Fakat üzerimde dini bir zorunluluk hissediyorum, bunu yapmazsam asla olmaz gibi sanki. Evet, çıkarmak istemiyorum fakat şu aralar bir boşluğa düştüm. Dinden uzaklaştığımı düşünüyorum. Namazlarımı isteyerek kılmıyorum. Yine kimse beni bir şey için zorlamıyor. Bu dini bir zorunluluk ve yapmadığım zaman içim rahat etmiyor. Ama tanrıya dua ederken şüphe içinde olduğumu düşünüyorum. İçimde bir hoşnutsuzluk var. Tanrıya inanıyorum ama bazen sanki inanmıyormuşum gibi geliyor. Bunu düzeltmek için çok uğraştım. Sürekli Kur’an okuyup Kur’an dinliyordum. Namazlarımı eksiksiz ve uzun uzun kılıyordum. Ama bunları bir türlü içimden gelerek yapmıyordum. Bazen demek ki bana nasip değilmiş bu iman, diyorum. Fakat doğru olanı yapmak istiyorum ve zorlanıyorum. Kimi zaman doğru olan gerçekten bu mu diye düşünmeden edemiyorum. Evde dini bir soru ortaya atıldığında kendi fikirlerimi belirtiyorum fakat bana yalnızca itiraz ettiğimi ve böyle yapmamam gerektiğini öğütlüyorlar. Sorgulamadan her şeyi kabullenmemi istiyorlar. Ne yapacağımı bilmiyorum. Şu an hoşlandığım biri var. O da benim gibi kendini geliştiren ve çabalayan biri. Ama yine bir engel var, o da bunun da yanlış olduğu… Gerçekten yanlış mı birini sevmek? Ailem buna çok karşı. Asla böyle bir şey yapmama izin vermezler. Oysa ben içten içe bunu istiyorum.

(Görsel: Jean-Pierre Cassigneul)

Paylaş:

Comments (4)

  1. Benim fikirlerim de tıpkı seninki gibi. Din araştırılması gereken bi şey çünkü insan inanacaksa kalpten inanmalı. İnanıyorsan nedenlerini bilmelisin. “Namaz kılıyorum çünkü farz, kapalıyım çünkü zorunlu” demekle insan bir yere kadar gidiyor. Ben de araştırmaktan çok korktum. Ailem hep olması gerekenin belli olduğunu ve boşuna sorgulamamam gerektiğini, sorgularsam kafamın karışacağını söylerler. İyi de zaten din eğer olması gerekeni söylüyorsa kafam karışmamalı değil mi? Eğer kafamı karıştıran ve bana uymayan bir şeyler varsa yanlış giden bi şeyler var demektir. Üstelik dinde de sevmek güzel bir şey olarak geçer. Malesef kuranın gönderildiği zamanlarda sapıklıklar fazla olduğu için bunun önüne geçmek için sevgililik, kız erkek sohbet etmek gibi şeyler sapıtılmasın diye yasaklanmış. Ama sevmek her zaman güzel bir şey olarak kuranda da geçiyor. Yeterki yanlış bir şey yapma. Dini de araştırmaktan korkma. Zaten kapanmak, namaz kılmak gibi şeyler gerekliyse ve doğruysa bunun sebeplerini öğrenecek ve en azından neden ibadet etmen gerektiğini bilip ona göre yapacaksın. Din de zorlama yoktur. Niyetsiz bi şekilde yaptığında da fayda vermez. Kim ne derse desin, eğer sevdiğin de bu konuda sana yardımcı oluyorsa birlikte araştırıp kendiniz için en iyisini yapacağınıza eminim, sadece korkmadan kalbini dinle 💜

  2. Dini araatirip sorgulayan zaten dinden cikiyorlar.Dinin gercek oldugunu ,tek gecerli dinin bu din oldugunu iddia edenler zaten dogdugu topraktakiler bu dinden olduklari icin inanan, belki bir kere bile Kurani bastan sona Turkce okumamis insanlar.Istisnalar vardir elbet ama genel olarak oyle .cogu insan bile sehadetin anlamini bilmiyor.Gercekler acidir

  3. Sorgulamaktan ve araştırmaktan korkma. Sana tavsiyem müslümanken ateist/deist/agnostik (işte ne olursa) olan ve ateistken müslüman olan insanların hikayelerini dinle. Her iki görüşün de savunmalarına bak. Hangi taraf sana daha mantıklı geliyor ona bak. Sonra sen kendi inandığın veya inanmak istediğin değerleri savunmaya çalış bakalım ne kadar konuya hakimsin(bunun için karşında birisinin olması gerekmiyor). Kalbinde ufacık bir şüphe bile kalmasın. Yoksa ilerde büyür seni çok yorar.

  4. Hiç dindar bir ailem olmadı ama ona ragmen çocukken etrafımda konuşulan, bana dikte edilen bir din hep oldu. Orta okulda çok derin duygularla boğuştum ve o kararı verdim.çok özgür bir ben yarattım, akabinde harika bir lise hayatı, mükemmel bir üniversite hayatı. Sonrası harika bir iş ve özgür bir genç kadın olarak harika bir kariyer. Sevgililerim oldu, ülke ülke gezdim, sevdim, sevildim, ayrıldım, üzüldüm, depresyona da girdim, içtim, dagıttım, sevindim , üzüldüm. İstediğimi giydim, istediğim saatte döndüm evime. Ve en sonunda aşık olup evlendim, 3 yaşında ikiz bebeklerim ve çok sevdiğim çok açık fikirli Alman bir eşim var. Bebeklerimi öyle dikkatli büyütüyorum ki, birşeyler dikte etmeden, bağırmadan, özgürce, sevgiyle, koşulsuz,,, Orta okulda darmadagın olmuş o ailem, ve beni etkisi altına almaya çalışan din hocalarına inat kendimi yaratabildiğim için, 18 yaşında Londra’da çılgınlar gibi eğlenip, 25 yaşında tüm Latin Amerika’yı dolaşabildiğim için , kendim olabildiğim için, asıl ben kendimi şuan Daha yakın hissediyorum Allah’a ,, umuyorum herkes kendi zihninin hapishanesinden kurtulup kendi hikayesini yaşar , dünyayı ancak güzel insanlar değiştirir. Yolunuz açık olsun,, ben hep iyi ki ortaokulda o kararı vermişim diyeceğim. Hepinizi öpüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir