Açılacağım ve aileme, onlar gibi Hanefi mezhebinden olmadığımı söyleyeceğim.

Merhaba… Benim hikâyem çoğunuzun hikâyesinden daha basit belki ve çoğunuzdan daha küçüğüm ama benim için gerçekten zor olan bu hikâye yazılmaya devam ediyor, anlatıcısı da benim. Sonunun nasıl olacağını göreceğim… İsmimin veya yerin bir önemi yok hikâyemde. Sadece okuyup benimle empati kurmanızı istiyorum.

Ben beşinci sınıfın sonunda kapandım. Kendi isteğimle oldu bu ama tabii o yaştaki bir çocuk ne kadar kendi isteğiyle kapanabilirse o kadar kendi isteğimle… Bizim ailemizde herkes kapalıydı ama öyle çok muhafazakâr bir aile değildi benim ailem. Dindarlardı ama baskıcı değillerdi. Mesela pantolon ve tişört giymeme izin vardı, tabii tişörtün uzun kollu olması şartıyla. Başım kapalı olacaksa istediğim gibi süslenebilirdim lakin böyle şeylere de benim pek ilgim yoktu. Kapandığımda bunun nedenini bilmiyordum, annem kapalıydı ve ben de ona özenerek kapanmıştım. Hiçbiri karşı çıkmadı, ‘Nasıl istiyorsan’ dediler. Keşke karşı çıksalarmış o zaman.

Benim sorgulamam sekizinci sınıfta başladı, bu senenin başında yani. Bazen dinimden uzaklaştığım oluyordu ama kalbimde bir yerlerde İslam’a hep inanıyordum ben. Sıkıntım daha çok başörtüsü ile ilgiliydi. Yine sekizinci sınıfta okula yeni bir öğretmen gelmişti. Fen bilimleri öğretmeniydi esasında ama aynı zamanda matematik mezunuydu ve açıktan tarih okuyordu. Düşünce yapısını da sevdiğim bir insandır. Benim şimdi inandığım yola gelmemi sağlayan da sanırım o oldu. Her neyse, öğretmenime sonra tekrar döneceğim. Sekizinci sınıfta başörtüm canımı çok sıkmaya başlamıştı. Sınıfta bana yönelik bir ayrımcılık vardı bir kere, kimse benimle arkadaş olmuyordu. Bunun başka sebepleri de vardır belki ama bir sebebi de buydu. Bunlar aslında benim için çok büyük bir sıkıntı oluşturmazdı, sıkıntı yaratan benim içimdeki histi. Bunun neden günah olduğunu sorup duruyordum kendime. Defalarca kitaplarda, internette araştırdım. Bulduklarım hep erkeklerin tahrik olmasıyla ilgiliydi. Onların da saçı yok muydu? Benim kendime sorduğum bu soru belki şimdi size komik gelebilir ama o zaman benim içimde büyük bir karmaşa vardı. Ayrıca bazı sitelerde okuduklarım öyle ağır şeylerdi ki… Başım örtülüydü, evet ama kapkara giyinmem gerektiğini ailem bana asla söylememişti. Okulda sahne etkinliklerine en çok ben katılırdım. Şiir okurdum, anlatıcılık yapardım, tiyatrolara katılırdım… Bunların hepsinin kadınlara günah olduğu yazıyordu. Yine de inanıyordum ben. En sonunda anneme açtım düşüncelerimi. Beklediğimden daha iyi karşıladı beni. Açılmamı istemediğini, bunun için düşüncelerimi ona göre doğru olan yöne çekmeye çalışacağını ve ne olursa olsun arkamda olacağını söyledi. Bunun vesvese olduğunu ekledi. Ama vesvese değildi. Kötü bir şey değildi saçımı göstermem. Beni daha muhafazakâr bir arkadaşıyla konuşturdu. Ona, saçın neden erkekleri tahrik edeceğini sordum. Bana saçın çok güzel olduğunu söyledi. İyi de bu tahrik mi ederdi, estetik zevk mi verirdi? Burası sıkıntılıydı işte. İkna olmadım ama olmuş gibi yaptım ben de.

Öğretmenime döneceğim tekrar. Okulda bazı derslerde bize kendini ‘hoca’ diye tanıtanların konuştuklarının ne kadar saçma olduğundan bahsederdi. Açar, izletir ve yanlışlarını söylerdi. “Kur’an’ın dini bu değil” derdi. “Ben bu hocalara değil, Kur’an’ın dinine inanırım.” derdi. Daha pek çok şey söylerdi tabii. Dedikleri bana öyle mantıklı gelirdi ki… Bir defa mezheplerin saçma olduğundan, tek bir Kur’an olduğundan bahsetmişti ve tabii Kur’an’da “Bölünmeyin” yazdığından. Söylediği şeyleri araştırdım ve o sırada belki de hayatımı olumlu yönde etkileyerek tamamen değiştiren bir şeyle karşılaştım; Kur’an Müslümanlığı. Aslında sadece Müslümanlıktı bu fakat mezheplerin, hacı-hocanın dediklerini değil sadece Kur’an’ın dediklerini esas alan bir Müslümanlıktı. Ayrıca ‘İslam kolaylık dinidir’ fikrine de uyuyordu. Benim için, gerçek Müslümanlardı yani onlar. Biraz daha araştırdım bu konuyu ve hadislerin de çoğunun uydurma olduğunu öğrendim. Anneme bununla ilgili şeyler anlatıyordum çaktırmadan ama onun düşüncelerinin değiştiğini pek sanmıyorum. Başörtüsü konusunu ise tekrar açmamıştım henüz.

Kur’an Müslümanlığını araştırırken tesettür konusunda hala kafam karışıktı. Bir sosyal medya platformunda tesettürün gerekliliğiyle ilgili paylaşım yapan birini gördüm ve bir de o paylaşımın yorumlarında benim gibi kafası karışık birini. Oraya verilen yanıtlardan başka bir yere gittim ve sanırım benim başörtüsü ile ilgili kesin kararımı vermemi sağlayan şeyi buldum; Samina Ali’nin TEDx’teki konuşmasını dinlemiştim. Çok mantıklı gelmişti söyledikleri. Bunun doğru olduğunu düşündüm. Kur’an Müslümanlığında başörtüsünü araştırdım. O zamana kadar bana hep tefsirle okuttular o ayetleri. Tefsirsiz okuduğumda daha farklı bir anlama gelebildiğini (geldiğini) gördüm. Bu konuda hâlâ araştırma yapıyordum ve sorgulamanın; onların söylediklerinin aksine inancı zayıflattığını değil, güçlendirdiğini gördüm. Şahsen benim için böyle olmuştu. Artık karar vermiştim, Kur’an Müslümanıydım ve başörtüsü konusunu aileme tekrar açacaktım.

Bu kez, ilki kadar iyi gitmedi. Annem güldü ve hâlâ orada mı olduğumu sordu. Bu benim için önemliydi fakat ona göre önemsizdi, yıllarca böyle yapıldıysa doğruydu onun için. Oysa Kur’an’da “Atalarınızın dinine mi uyacaksınız?” denmiyor muydu? Konuştum onunla ama ikna edemedim. Biraz sinirlenmişti ve benim çok takıldığımı, arkadaşlarımın beni kötü etkilediğini söyledi, başörtülü bir arkadaşım olup olmadığını sordu. Oysa ben arkadaşlarımdan etkilenmemiştim, bu ruhumun bana seslenişiydi. Bu araştırmalarımla inancım iyice güçlendi.

Açılacağım ve aileme, onlar gibi Hanefi mezhebinden olmadığımı söyleyeceğim. Belki annem değil ama akrabalarım yoldan saptığımı düşünecek fakat bu umurumda değil artık. Ben doğru yolu buldum, bunu hissediyorum. Rabbimin yolundayım ve o bana küsmedi, bana darılmadı da. Hâlâ endişeliyim biraz fakat bu sorun değil artık. LGS sınavına gireceğim yaklaşık bir ay sonra. Sınav sonrası konuşacağım ailemle ve söyleyeceğim bunları. Doğru yolu bulduğumu söyleyecek ve saçlarımı rüzgârla tanıştıracağım. Belki hepinizin ailesi benimki gibi değil ama savaşmaktan, mücadele etmekten asla vazgeçmeyin. Ne olursa olsun, kendiniz olun. Bir gün savaşınızı kazanacaksınız, hepimiz bir gün savaşımızı kazanacağız. Başardığımda tekrar yazacağım buraya, o zaman tekrar görüşmek dileğiyle… Sağlıcakla kalın.

(Görsel: Mike Worrall)

Paylaş:

Comments (6)

  1. İnan ki bizim gibi koca birer kadın olduktan sonra bu örtü çıkarma mevzusu çok daha meşakkatli olacak, lütfen pes etme ve bu yıl hallet. Seçtiğin kelimeler de yaşına göre ne kadar olgun bir kız olduğunu gösteriyor, yapacağına inanıyorum. Lisene istediğin gibi bir görüntü ile başlaman dileğiyle, yolun açık ve aydınlık olsun

  2. Kesinlikle doğru yolu bulmuşsun, vesvese falan diyecek olanlar olursa onları dinleme. Müslümanlık aslında gerçekten kolaylık dinidir ve insanları niyetleri olduğu şeyleri yapmaya teşvik eder. Sen de neyin doğru olduğuna inanıyorsan onu yapmalısın. Bu kadar erken zamanda bunları araştırman ve kararını vermen gerçekten çok iyi. Başaracağına inanıyorum ve senden de bir başarı hikayesi bekliyoruz ♡

  3. üniversite sınavına gireceğim ben de bu sene. baş örtüsüne, hadislere ben de inanmıyorum. sadece Kuranı takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
    benden 4 sene erken bunu yapabilmen çok hoş. giden zamanın telafisi olmuyor. umarım inandığın gibi yaşayabilirsin artık. varlığın beni mutlu etti♡

  4. Yalnız biri

    Yazının her bir kelimesinde kendimi buldum ne güzel yazmışsın ama benim ailem bu konuda çok baskıcı ve annem beni bir hiç takmıyor sanki onun kızı değilmişim gibi gerçi bu durum beni pek etkilemiyor umarım hepimiz hayatımız boyunca hep mutlu oluruz kendinize iti bakın

  5. Şaşkınım..

    Bana bazi seyler ters dustu yazdiklarinizdan. Kuran’a inanan insan icinde yazanlarada inanmali. Kuran da basinizi ortun yazar kadinlar icin. Simdi soyle bir sey var. 14 yasimdayim bircok seye aklim eriyor. Bir kapali bir açığa kötü sözler soylemez. Ama açıklar sokakta türbanlılara saldırıyor. Sizin ne kadar türban zorunuza gidiyorsa benim de açiklarin, ünlülerin kapalilara laf soylemesi zoruma gidiyor. Ben kapalıyım. Mutluyum. Allah bana o sevgiyi verdi ve ben kapandım. Tabii ki de heves meselesi. Ama insan dogdugundan beri Islama egilimli dogar. Fıtratımız bu. Ama içimizdeki şeytan, nefis bizim 2 gunluk dunya icin ebedi dunyamizi terk etmemizi istiyor. Kimsenin kararına saygisizlik yapmam ama uyarmak isterim. Islam ne kadar da huzurlu bir din.. Tam manasıyla yaşamak hepinize yer var… 🖐

  6. Benim ailem senin ailenden daha da baskıcı bende 14 yaşındayım 3 sınıfa kadar okudum sonra zaten okuldan alındım 8 yaşında kapandım bu sayfada benim gibi olan birini görmedim açıkçası yaşıtlarım bugün lgs ye girdi ama ben sadece oturup okula gitmediğim icin özgür olamadığım icin ağladım neyse zaten senin derdin sana yetiyor inşallah ikimiz de istediğimiz hayata kavuşuruz bu arada instagram hesabım acelyasuu_ istersen konuşabiliriz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir