Ben Allah için kapanmadım; babam kızar, belki döver ama beni daha çok sever diye kapandım.

Din baskısı yüzünden kötü sözlere, küfürlere, ağza alınmayacak onca hakarete maruz kalan binlerce kadın var. Daha çocuk yaştayken zorla başlarını kapatmalarını isteyen ailelerinin ve çevrelerinin baskısından bahsediyorum. Keşke sihirli değneği olan bir peri olsam da değiştirsem hayatlarını, hayatımı. Çoğu insan “Bunlar dinden çıkmış, kâfir, münafık” dese de. Yolunuzdan asla dönmeyin güçlü kadınlarım. Yolunuza elbette taş koyan olacak. Sizi küçümseyen bakışları ve sözleri aynı karşılıkla onlara yansıtın ki biraz anlasınlar, kalplerinde belki de var olan vicdanları ortaya çıksın. Üzmeyin kendinizi, biliyorum çok zor bu yaşadıklarımız; diğerleri gibi giyinememek, saçlarımızı rüzgârda savuramamak ya da istediğimiz gibi konuşamamak. Vazgeçmeyin, her şey aydınlığa kavuşacak; yüzümüz gülecek, rüzgâr saçlarımızı savuracak, biz istediğimiz kadar kahkaha atacağız.

Regl olduğumda daha 9–10 yaşlarındaydım. Tabii bunu her kız çocuğu gibi önce anneme söyledim. Aldığım tepki şimdi bile tüylerimi diken diken ediyor; “Kızım, artık günahların yazılıyor, sen de namazını kılıp orucunu tutacaksın”. O yaşta bir çocuk ne anlasın günahtan, ne anlasın sevaptan ya da cehennemden? Gerçekten ailem ne kadar bağnazmış; beni Allah’la, dinle o kadar korkuttular ki şimdi bile zorluğunu yaşıyorum. Her neyse, gel zaman git zaman, arada kapanıyordum ama kendimi böyle baskı altında hissetmiyordum. Yaşım küçük o zamanlar; annem kapalı, ablam kapalı, bu böyle devam etti. Ta ki babam regl olduğumu öğrenene kadar. Bana uzunca bir nutuk çektiler. Dini anlattılar ama zaten bu yaşıma kadar dinle iç içe yaşamıştım ben. Babam imamdı, annem ev hanımı. Neyse, dediğim gibi babam öğrendi. Artık dışarı kapalı çıkıyordum. Bu ne kadar kapalılıksa; okulda açıktım, dışarıda kapalı. Ama etrafımda başörtülü olan tek insan bendim. Yaşıtlarımda benim gibi hoca kızları da vardı ama onlar kapalı değillerdi. Onları içten içe kıskanıyordum, çocuksun-çocuğum çünkü daha; “İnşallah siz de regl olursunuz, babanız sizi kapatır” diyordum. Ne kadar acınası, aptalca ve acı bir gerçekle yüzleştim; baba kapatır seni, bu işte, kısaca bu. Ben Allah için kapanmadım; babam kızar, belki döver ama beni daha çok sever diye kapandım, yani zorla. Artık arkadaşlarımı o kadar kıskanmıştım ki bir gün çıkıp babama “Ben de açık olacağım” dedim, babam bağırdı, kızdı. Hiç unutmam, o gün bana okkalı bir tokat attı. Ya sen babasın, nasıl kendi canından kanından olan küçücük şeye kıydın bir din için? Her neyse bu günler de geçti, okul zamanı geldi.

7. sınıftayım, o zamanlar dışarıda kapalı ve okulda açık geziniyorum. Yeni sınıf, yeni arkadaşlar. Arkadaşlarıma gururla “Ben aslında kapalıyım normalde, babam da imam” diyorum. İlk önce şaşırdılar bu dediklerime, sonra yadırgadılar. Aralarına almadılar. Çünkü aralarında kapalı olan bir tek ben vardım. Bu böyle devam etti. 8. sınıfa geldim. Her şey iyiydi, hoştu. Ben tabii iyice dine bürünmüşüm; artık tüm yaş gruplarındaki öğrenciler okula başörtülü gidebilir diye yasa da çıkmış. Mutluyuz ailecek. Yani onların mutluluğunu kendi mutluluğum sanıyorum. Artık ev dışında hiçbir yerde açık değilim. Okulda hep örtülüyüm. Neyse arada kendime “Açık olsam benim de çok arkadaşım olur muydu?” diyorum ya da belki sevgilim. Sonra hemen tövbe ediyorum, düşüncesi bile o kadar günah geliyor ki. Öyle yetiştirilmişim o zamana kadar, ne hastalıklı düşünce ama. Keşke diyorum o kadar sıkmasaydım kendimi, özgür olmak için biraz çabalasaydım.

Liseye geçtim. Yeni arkadaşlar, yeni çevre; haliyle değişiyorsun, ufkun genişliyor. Artık o mümine kız modundan çıkmıştım. Ergenim bir de, her şey o kadar boş geliyor ki. Arkadaşlarımla gezip tozmak istiyorum ama ya babam görürse diye korkuyorum. Çünkü biliyorum ki o tip kişiler babamın gözünde ahlaksız kimselerdir. Kendim de onlar gibi olacağımı sanıyorum. Korkuyorum çünkü yaparsam, yani bu küçücük bir gezinti bile olsa kim bilir neler yapar bana babam. Arada sınıfta erkek arkadaşlarımla konuşuyoruz. Dışarıda nadiren kız arkadaşlarımla buluşuyorum. Kendimi iyi hissetmiyorum, kendim gibi hissetmiyorum.

İçimdeki özgürlük hissi tekrar peydah oluyor ve bir karar veriyorum. Yaş 15, gidiyorum babama; “Ben açılmak istiyorum” diyerek biraz konuşuyorum. İlk başta algılayamıyor tabii ya da anlamıyor. Kısa bir sessizlik oluyor evde, herkes suskun; gören de birini bıçaklamışım ve onu açıklıyorum sanır. Öyle bir tepki. Babam önce dalgaya aldı, gıcık bir şekilde konuştu ya da kızdı; hatırlamıyorum. O kadar umutluyum ki… O izin verecek ve ben kozasından çıkan bir kelebek gibi özgürlüğe uçacağım. Ta ki yere çakılana dek. Babamın bağırışı apartmanın en üst katından bile duyulurdu. Üzerime geliyor ama korkuyorum ve sesim çıkmıyor. Keşke diyorum, keşke hiç demeseydim. “Odana git” diyor annem, onu zar zor duydum ve gidip kendimi odaya kilitledim. Bu sırada 1- 2 hafta geçti, tabii küsüz. Gittim ve aptal gibi özür diledim, hiçbir suçum olmadığı halde. Yüzüme bakmadı, o sırada ben sanki görünmeyen bir şeydim. Sanki aralarında yoktum. Beni takmıyorlarsa ben de açılırım dedim, sonra dedikleri şeyler aklıma geldi; “Eğer açılırsan seni silerim, okuldan alırım, okuyamazsın”. Tabii hayallerim yine suya düştü.

Gel zaman git zaman, ben lise sona geldim. Hastalandım ve tabii okuldan ayrıldım. Okuldan ayrılmamın babamla alakası yok ama hastalığımın onunla alakası var. Açıktan okudum liseyi. Bu 3 sene boyunca arada yokladım onu. Kızdı, bağırıp çağırdı. En son bu konuyu açtığımda üstüme yürüdü, belki de vurdu, itti; çok hatırlamıyorum.

Şimdiye gelelim, ben hâlâ açılmak istiyorum. Hâlâ içimde bir umut var. Ben özgür biriyim. Dinin getirisi olduğu söylenen sözde özgürlüğü hiçbir zaman istemedim. Neden açılmak istediğimi anlatıp uzatmayacağım konuyu. Bakalım, bu sene üniversiteye gidersem tekrar denerim konuşmayı. Ne yapacağımı bilmiyorum. Aslında çok zor geliyor bu yaşadıklarım, daha anlatamadığım birçok şey var. Umarım bu zifiri karanlık tünelden bir çıkış yolu bulup en yakın zamanda aydınlığa kavuşuruz.

(Görsel: Lisa Wright)

Paylaş:

Comments (2)

  1. O kadar güzel yazmışsın ki.. Bu yola baş koyup hiç dönmemen de ayrı güzel, ayrı mükemmel. Emin ol üniversite çoğu kadının tek umudu. Hem belki de üniversiteye gittiğin zaman açılıp bir mesajla babana haber vermek senin için daha iyi olur. Umarım istediğin gibi görünmeyi başarırsın, bol şans!

  2. Yalnız olmadığını bilmeni isterim senin gibi binlerce kız çocuğundan sadece birisiydim 🙂 sen olanları çok erken sorgulamişsin, farketmissin bunun için çok şanslı olduğunu sakın unutma. Daha çok gençsin ileriki yıllarda her şey senin için çok daha güzel olacak buna inanıyorum 🙂 bir sene iki sene kaç sene de olursa olsun sadece severek yapmak istediğin mesleği bulmaya çabalamalı ve hedefine odaklanmalısın.derslerine odaklanmalisin.bu zamanlarını ailenle catisarak ve kendini bunalıma sokarak geçirmemelisin çünkü geçecek olan bir surectesin şuan 🙂 evet malesef herkes iyi ebeveyn olamıyor bunu kabullenip bizler iyi evlat olup doğru olanı yaymalıyız 🙂 ileride sadece sevdigi mesleği yapan mutlu ve özgür bir kadın olman dileğiyle yolun aydın olsun gönlü güzel insan 🙏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir