Kızlara yapılan bu zulmün sorumlusu asla İslam değil.

Merhaba. Ben tek olduğumu sanırken meğer benimle aynı dertten mustarip ne çok kız kardeşim varmış. Benim hikâyem biraz uzun, okuyan olur mu bilemem ama lütfen yayınlayın.

Muhafazakâr bir ailenin ve din görevlisi bir babanın kızıyım. Kapanacağım küçüklüğümden beri belliydi, aksini düşünemezdim. Ama bir yandan da istemezdim. Yani hep ‘Namaz kılacağım, oruç tutup Kur’an okuyacağım’ derdim ama kapanmayı hiç düşünmezdim, içimde yoktu. Ortaokul yıllarım çok güzeldi, açıktım. Derslerim de gayet iyiydi ve hedefim tıp okumaktı. Bunu yapabilecek kapasitede biriydim.

8. sınıfta babama sürekli “Ben Anadolu lisesine gideceğim” derdim. Karşı çıkmazdı, ben de gerçekten öyle olacağını sanmıştım. Daha sonra yaz geldi. Tercihler yapılacaktı. “İHL’ye gitmezsen seni okuldan alırım” tehdidi ile karşılaştım. O gün o kadar çok ağladım ki… Hatırladıkça hala çok üzülürüm. O güzelim puanla mecburen İHL’ye gittim. Kapandım, herkes çok şaşırmıştı kapanmama. Ama alıştım kapanmaya ve hatta sevdim de. Ama İHL berbattı, eğitim kalitesi çok kötüydü. Sonra hayatımın hatasını yaptım ve liseyi bırakıp bir cemaat kursuna gittim. Orada beynim yıkandı, ‘Kızlar okumaz, kadın evde oturur’ mantalitesine sahip birine dönüştüm. Lise 2’de okulu bırakıp hafızlık yapma kararı aldım. Bu dönemde bir ara peçe bile taktım, inanır mısınız? Sonra 2 senede hafızlığımı bitirdim -tabii peçeyi çoktan çıkarmıştım- ama bu süreçte aklım yavaş yavaş başıma gelmeye başladı. Liseyi bıraktığıma pişman oldum. Kurstan çıkınca üniversite sınavına hazırlanmaya karar verdim. O dönemde açık kızlara çok özenirdim ama başımı açmak gibi bir düşüncem yoktu; cesaret edemezdim, günahından korkardım.

19 yaşımdayken şu anki eşimle tanıştım. O, doğru İslam ile tanışmama vesile oldu. Kur’an’ı ezberlemiş biriydim ama anlamını tam manasıyla okumamıştım. Okumaya başladım. 3 sene önce evlendik. Açık olmaya artık iyice özenmiştim ve kapanmak bana ağır geliyordu. Üniversite sınavına hazırlık kursunda sınıftaki tek kapalı bendim. Bu durum iyice canıma tak etmişti. Durup durup ağlıyordum. En sonunda eşim bana ne olduğunu sorunca ona açıldım. “Başkasının seçtiği hayatı yaşamaktan bıktım” dedim, döktüm içimi. Bana “Yanmayı göze alıyorsan açıl” dedi, şok oldum. Daha sonra konuştuk konuştuk… Ben İslam’da örtü emri olduğuna inanmadığımı ve bunun gerekçelerini anlattım. Birlikte araştırdık. Bu böyle birkaç gün sürdü. Onu ikna edemedim, açılmamı asla istemiyordu. Bana “Nefes aldığım sürece asla böyle bir şey olmayacak” dedi; bunu söylerken sesi titredi, acısını hissettim. Evet; belki kendince doğru olan buydu, beni koruyordu ama yapamazdı bunu. Ben de ona “Bundan önce babamın isteğiyle kapandım, şimdi de benim adıma sen karar veriyorsun” dedim. Çok kırılmıştım, çok ağladım, o örtüyü nefret ede ede taktım.

O gün ‘Ne olursa olsun açılacağım’ dedim ama hala yapamadım ve yapacağımı da sanmıyorum. Çünkü ailem beni düşünmese bile ben onları düşünüyorum. Benim babam imam ve açılırsam insanlar ona çok yüklenecekler, biliyorum. Ama ben kapadığımdan beri hayata küsmüş, içime kapanmışım meğer. Asla kendim gibi hissetmiyorum. Hep şunu derim; “Rüzgârın saçıma değmesini o kadar özledim ki…”. Meğer ne çok kız varmış aynı özlemle yanıp tutuşan. Bana en çok dokunan şey de şu; bundan 9 sene önce sırf örtü yüzünden istediğim okula gidemedim. Erkek olsaydım belki de şimdi tıp okuyordum. Bunu her düşündüğümde içim o kadar acıyor ki tahmin bile edemezsiniz. Üniversite okuyamadığım için kendimi çok ama çok ezik, cahil, yetersiz görüyorum. Dinime olan inancımda bir sorun yok, Müslümanım. Kızlara yapılan bu zulmün sorumlusu asla İslam değil. Bir kadının da sırf başını örtmediği için yanacağına ben inanmıyorum.

Şimdi 7 aylık bir kızım var. 23 yaşındayım. Benim yaşadıklarımı kızımın yaşamaması için elimden gelen her şeyi ama her şeyi yapacağım. Nasıl isterse öyle yaşayacak. Kim bilir, belki rüzgâr bir gün benim de saçlarımı okşar.

(Görsel: Marie Muravski)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Çok güzel bir yorum. Ama bana sorarsanız elalemin babanıza/eşinize nasıl davranacağını düşünmeden kendiniz olmalısınız. Bu hayatı sadece bir kez yaşıyabiliyoruz. Sonucu ne olursa olsun neden elalem için kendimizi mutsuz edelim?

    • Babası imam olan biri olarak yazıyorum. Bir polisin çocuğu hırsızlık yapabilir. Bir öğretmenin çocuğu işsiz güçsüz serseri olabilir. Hayat kurtaran doktorun çocuğu katil olabilir. Bir hakimin çocuğu hapse girebilir. Bütün bu meslekler tanımlar inaan içindir ve insan olduğunu değiştirmez. İster imam olsun ister başka bişey. Kimse kimsenin günahını yüklenemez. Babamızın imam olmasını topşumda o rolü üstlenmesini biz seçmedik. Evet ben başörtümü çıkardım babam üzüldü mü evet. Ama dünyanın sonu olmadı. Evli barklı artık benden çıktı demiş soranlara. Beni kuran kurslarında büyüttü elinden geleni yaptı. Ama olmadı. Başörtümü çıkarmam babamın imamlığından bişey götürmez. Beni de kötü hayırsız evlat yapmaz. Ben onun cemaati değil çocuğuyum. Evliyim ve 2 buçuk yaşında kızım var. Eşimle 2,5 yıl savaştım. Önce dikkatw almadı. Sonraları kızıp bağırdı. Yine sinmedim sonraları sadece susmaya başladı. Ben sadece bu konuda çok bilgilendim. Sanma ki eşim tamam aç başörtünü dedi. Hayır demedi. Ondan uzaktayken yaptım. Eve başörtüsüz döndüm. Çünkü kabullenmişti açacağımı biliyordu. Sana da bunu tavsiye ederim. Ne ailen ne eşin tamam bu kapıdan istediğin gibi çık demeyecekler. İkna yolu kapalı. Gerçekten istiyorsan yap ve sonuçlarına göğüs ger. Ama değecek. Heekes hala arkamdan konuşuyor. Yüzüme söyleyebilen yok. Zor oluypr Ama değiyor….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir