Emin olamadığım bir temsili artık taşımamayı hayal ediyorum.

İçimi dökmek için sayfalara yazdım onlarca kez, sonra onları okuyup ağladım. Sayfaları parçaladım, annem gizlice okumasın ve beni sevmeye devam etsin diye. Sonra bu platformu gördüm. Anonim olarak paylaşılacak da olsa adımı yazmam gerekiyordu buraya. Düşündüm. Adımı biri görürse. Ya biri görürse. Eğer güçlü olmak, korkmamaksa hayatımda gördüğüm en korkak kişiyim. Ama herkes beni çevresindeki en güçlü, en doğrucu, en mükemmel kişi olarak görür. Muhafazakâr bir ailenin okumuş, dürüst, 13 yaşında ‘kendi isteğiyle’ kapanmış kızıyım ne de olsa. Aileme aykırı olan hiçbir şey yapmadım, açıkçası istemedim de. Çünkü sevilmek çocukluğumun en büyük rüyasıydı. Fakat sonra kendi karakterim ve düşüncelerim oluşmaya başladı. Anladım ki ailem yalnızca onların kölesi gibi davranmamı seviyor. Aksi bir seçim yaptığımda benimle tam olarak çatışmasalar bile sevgileri azalıyor. Bu kadar kırılgan bir duygu için ne mi feda ediyorum? Özgürlük…

Biliyor musunuz, inançlıyım. Tanrı inancım var fakat geleneksel ibadetler ve ritüellere şüpheci yaklaşıyorum. Bu beni kötü bir Müslüman mı yapar, bilmiyorum. Araştırıp öğrenmek, gelişmek beni suçlu mu yapıyor? Bilmiyorum, korkuyorum. Ben tesettürü, hiçbir zaman dini olarak doğru görülen biçiminde yapamadım. Şal taktım, makyaj yaptım, jean ve tunik giydim. Bu mantığıma hiç uymadı. Dine yöneldiğimde doğru yapmamaktan korkuyordum, dinden uzaklaştığımda ailemden…

Geçen yıl anneme açılabileceğimi, böyle bir ihtimal olduğunu açıkladım. Benim delirdiğimi, kafayı yediğimi, onunla yaşayamayacağımı ve defolup gitmemi, dinden çıktığımı ve psikiyatra gitmem gerektiğini söyledi. 22 yaşındayım ve annemi üzmemek için inandım. Psikiyatra gittim. İlaç kullandım. Anksiyete ve panik atağım hala devam ediyor. Geceleri saatlerce süren ağlama krizlerine giriyorum. Anneannem üzülmesin. Annem el âleme ne der… Dayım ne düşünür? Teyzem çok laf eder. Ben ne olacağım? 23’üme gireceğim yakında. Açılmak benim için saçlarımı savurmak, gönlümce giyinmek demek değil. Sevgisini kazanmak için tüm benliğimi verdiğim kocaman bir emeğin çöpe gitmesi demek. Çok acı ama biliyorum. Yapabilir miyim, bilmiyorum ve çok korkuyorum. Bazen odamda açık halime bakıyorum. Koluma güneş geldiğini, rüzgârı boynumda hissettiğimi hayal ediyorum; ikiyüzlü hissetmemeyi, emin olamadığım bir temsili artık taşımamayı, çekinmeden koşabilmeyi, ne düşünürler demeden erkek arkadaşlarımla oturmayı, çimlerde yatmayı…

Korkuyorum. 23’üme gireceğim. 10 yılın ardından yapayalnız ve sadece kendim mi olacağım, hapsolarak devam mı edeceğim, aynalardan mı kaçacağım? Antidepresanlara bağımlı, özgüvensiz, huzursuz… Korkuyorum, tek istediğim sevilmekti ve kaybetmekten çok korkuyorum.

(Görsel: John Bauer)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Benim gibi 29 yaşına geldiğinde bu hisleri hala yaşamak istemiyorsan bir an önce içinden gelen şeyi yap. Zamanla daha kolay olmuyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir