Ailemizi biz seçmiyoruz ama ailemiz bizim kaderimizi seçiyor.

Neden buna katlanmak zorundayız? Bedenimizden ve olacağımız kişiden sorumlu olan kişi sadece kendimizken neden bunun için mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz? Aslına bakarsanız böyle bir platforma ihtiyaç duyulması bile çok acı. Keşke bu yazıları yazmak veya okumak için bir sebebimiz olmasaydı. Ama buradayız ve her birimiz ‘ben’ olmak istiyoruz. Tek amacımız olduğumuz kişi gibi görünmek ve öyle yaşamak. Hislerimizin bir olduğunu biliyorum. Baskı altında yetişen diğer kadınların hikâyelerini okurken içimizde beliren burukluk ve umutsuzluk da aynı. Benim hikâyemin de diğer hikâyelerden hiçbir farkı yok.

Ailemin baskısıyla 15 yaşında kapandım ve şu anda 18 yaşındayım. Daha önce, 17 yaşımın başlarındayken babamla konuşup açıldım fakat ailem o kadar hayal kırıklığına uğradı ki onları üzdüğüm için kendimi suçladım. Onlar bu kadar iyiyken benim hiçbirini üzmeye hakkım yoktu. Benim kapanmamı istemeleri gayet normaldi çünkü inandıkları din benim için doğru olanın bu olduğunu söylüyordu. Ailem, açık kaldığım sürenin bir kısmı boyunca bana sorunluymuşum gibi davrandı. Üzerimde fazlalık olan bir ilgi vardı. Sürekli gülümseyip beni dinlemeye çalışıyorlardı. Bu iyi bir şeymiş gibi görünse de normalin dışında davrandıkları için beni rahatsız ediyordu. Sonra ailem ve babaannem-dedem arasında geçen bir konuşmanın ardından yüzüme bakmamaya başladılar. Sanki ben yokmuşum gibi davrandılar. Yemeğe bile çağrılmıyordum. Kendimi kötü hissettim. Ailemi üzen kişi olmak istemiyordum, aksine onları gururlandıran kişi olmak istiyordum.

Yeniden kapandım ama bu kendim için istediğim bir şey değildi. Bunu ailemi düşünerek yapmıştım. Babam kapandığım için çok sevindi fakat ben ilk kapandığımda bile, o gece ağladığım kadar çok ağlamamıştım. Kendimden, isteklerimden, olmak istediğim kişiden vazgeçmiştim. Onları mutlu etmek için kendimi üzmeyi seçtim. Dedem benden utanmasın, babam dedeme karşı mahcup hissetmesin, babaannem benimle gurur duysun, annem benimle konuşsun diye tekrar kapandım. Bunları yazarken bile gözlerim doluyor. Ne olurdu, “Tamam kızım, istediğin gibi yaşa. Biz senin hep yanındayız, seni olduğun gibi severiz” deselerdi? Başka insanların da çocukları var. Onlar bunları söyleyip çocuklarının ellerini ne olursa olsun tutabiliyorken biz neden bunun eksikliğini yaşıyoruz? Tamam; illa o cümleleri kurmalarına gerek yoktu, elimden tutmasalar da olurdu ama bari beni yalnız bırakmasalardı. Çünkü yanlış bir şey yapmadığım halde yanlış yapmışım gibi hissediyordum. Onlara bunu ne kadar çok istediğimi bile gösteremiyordum çünkü ben bunu ne kadar fazla gösterirsem onlar da o kadar üzülüyorlardı. Ama sonra fark ettim ki açık olmam onları sadece bir süre üzerdi. Ben kapalı olan benden nefret ediyorum. Hep de nefret edecektim. Beni böyle bir ikilemde bıraktıkları için ailemden de nefret etmek istiyordum ama tabii ki onlardan asla nefret edemem. Onları suçlarken bile o kadar nankör hissediyorum ki kendimi… Her zaman yanımızda olup bizi koşulsuz sevecek kişiler tarafından üzülmek, hayattan zevk alamamak ne kadar haksızlıksa bizi kendilerinden soğutmaları da o kadar haksızlık. Ben ailemle böyle bir sorun yaşamak istemiyordum. İnsan, keşke uyum sağlayabileceğim bir ailede doğsaydım, diye dilemeden edemiyor. Bu yüzden hayatının hiçbir döneminde böyle bir sorun yaşamamış olan kadınlara çok özeniyorum.

Hikâyemin sonucuna gelirsek eğer, kapalı olmaya daha fazla dayanamadım ama ailemle tekrar konuşmaya da cesaret edemedim. Bu yüzden hem kendimi hem de ailemi mutlu edecek bir yol buldum. Açıldım ama bunu onlardan gizledim. Hiç doğru bir şey değil. Hatta çok kötü bir şey. Yarım yamalak, stresle dolu bir yaşamın oluyor. Ama bana başka bir şans bırakmadılar. Kendi kararımı, olması gerektiği gibi kendim verdim. Bu şekilde çok uzun süre devam edemeyeceğimi biliyorum ve bu bir gün ortaya çıkarsa başıma çok kötü şeyler gelecek… O gün için bana şans dileyin. Ailemizi biz seçmiyoruz ama ailemiz bizim kaderimizi seçiyor.

Son olarak şunları da söylemek isterim; mutlu olmak için biraz bencil olmanız gerekiyor. Hayatınız boyunca kendinizden nefret etmek yerine ailenizin üzülmesine kısa bir süre katlanmak zorundasınız. Biz suçlu değiliz. Bizi suçlu yapan başkalarının sahip olduğu zihniyetler. Umarım kendi yolunuzu çizmeyi başarırsınız. Konuşmak, görüşmek, dertleşmek isterseniz ben buradayım. Kendinizi yalnız hissetmeyin. Sonuçta hepimizin bir hikâyesi var.

(Görsel: Marie Muravski)

Paylaş:

Comments (5)

  1. Konuşmak için mutlaka yaz bana
    Twitter kullanıcı adım kutsalnurr

  2. Yazdıklarında kendi hikayemi okudum sanki. Okadar mutsuzumki. Bende düşündüm gizli gizli acılmayı ama cesaret edemedm. Ben hayatım boyunca aileme hiç yalan söylemedim. Rol yapamam diye korktum açıkcası. En büyük çılgınlığım balkona başı acık cıkmak. Rüzgar estiğinde okadar mutlu oluyorum ki.. açılmak istiyorum aileme nasıl soyleyecegımı bılmıyorum. Nasıl cesaret ederim bilmiyorum. 10 yıldır kapalıyım… ama kapalı kalmayı hic istemedim hep annem mutlu olsun, ablalarım laf etmesin, çevre ayşe neden açık demesin diye kapandım… bana akıl verin ne olur. Kurtulmak istiyorum artık başımdaki bez parçasından.

    • Aslında tek sorun cesaret edememek. İleride ailenden bağımsız yaşayacağını, kendi hayatını kuracağını unutmamalısın. Onları mutlu etmek için, kendi üzmenin kimseye bir faydası yok. Ailenle konuşmanı tavsiye ederim, en azından ileride onlara haber vermeden açıldığında çok şaşırmazlar. Zorluklarla mücadele etmeden kazanamayız.

  3. ben de böyleyim, bazı insanlar beni açık biliyor, ailem ve diğer bazı insanlar kapalı.. büyük bir stres içindeyim ama bana başka seçenek bırakmadılar. iletişim kurabileceğimiz bir yer var mı acaba?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir