Tesettürün ne tacizi ne de toplumsal ayrışmaları engellemediğini anladım.

Merhaba. Her kimsen bugün sana kendimi anlatmak istiyorum çünkü içimde anlatılmamış çok şey var. Ve eğer sen de beni kendine yakın hissedersen seninle dertleşmekten mutluluk duyacağım, lütfen yorumlarda bunu belirt.

Şeriatçı ya da radikal İslamcı bir aileye sahip olmadım; annem kendi çapında dindar bir kadındı, babamsa küçüklüğümden beri sinir problemleri olan ve kıyafetlerime daha çok kültürel sebeplerden karışan birisiydi. Çocukluğum boyunca bana, kardeşlerime ve anneme pek çok kez psikolojik şiddet uyguladı. Anneme gösterdiği bariz bir şiddet olmasa da kardeşlerime yoğun bir şiddet uyguladı fakat bu sırada çok küçük olduğumdan ve kız olduğumdan nispeten daha az şiddete ve baskıya maruz kaldım. Şiddet konusunda talihli olsam da anaokuluna geçmemle birlikte babamın kıyafetlerim konusunda baskısı başlamış oldu. O yaşta tesettüre girmeye zorlayacak bir aşırılıkta olmasa da çocukluğum boyunca pantolon giymeme izin vermedi ve giydiğim tişörtlerin de muhakkak bir sınırı vardı, etek giymem zorunluydu. Eteğin boyu dizimde olduğunda ya da dizimin üstüne azıcık çıkacak olsa bu, babamın öfkelenmesine sebep oluyordu. Zaten ailemde sürekli yaşanan tatsızlıklardan dolayı babamdan korktuğum için ağlaya ağlaya giyerdim. Çocukken bile ileride kapanacağımı biliyordum fakat kendimi böyle hayal edemiyordum. Her zaman arkadaşlarını kıskanan bir çocuk oldum.

Ortaokula bir İmam Hatip ortaokulunda başladım. 5. sınıfın ilk birkaç ayı içerisinde ortama ayak uydurdum ve okula bir hevesle başımı örterek gitmeye başladım, kapalı değildim ve ailem de buna engel olmadı. 6. sınıfa geçtiğimde örtünmeye dair hevesim devam ediyordu fakat babam inceden inceye tamamıyla kapanmamı salık vermeye başladı. Başım ve boynum hariç bedenimde açık bir yer olmamasına rağmen yine de babamın gözüne batıyordum ve başörtüsüne hevesli olmama rağmen bana söylediği sözlere nasıl üzüldüğümü hala hatırlıyorum. 7. sınıfa kapanmış bir şekilde başladım. 8. sınıfta tesettürsüz olan arkadaşlarımın giyimine hala özenerek bakıyor da olsam tesettürün bizleri korumak adına verilmiş olması benim için mantıklı bir açıklamaydı. Regl olduğumdan beri kendi isteğimle beş vakit namazımı da kıldığımdan bu dindar profilin dışına çıkmak işten bile değildi. Ama dinimi daha iyi öğrenmeye ve daha fazla sorgulamaya başladıkça kafamdaki soru işaretlerinin cevaplarını ne kadar ararken çözemediğim koca bir bilinmezin içinde buluverdim kendimi.

Bu soru işaretleri liseye geçmemle ve bir Anadolu lisesine başlamamla daha fazla güçlendi. Tesettürlü olduğum süre boyunca tesettürün ne tacizi ne toplumsal ayrışmaları engellemediğini anladım. Öyle ki bir kadının başını örtme şeklinden hangi tarikatın mensubu olduğunu anlamak dahi mümkün. Tesettürlü insanlarla konuşmalarımda neden kapandıklarını sorduğumda cevapları ‘Allah’ın emri’nden öteye geçemiyor. Sürekli insanların düşüncelerini dinlememe ve okumama rağmen tesettürü mantık çerçevesine oturtabilmiş değilim, fıtrattan geldiğini söylemek de bana inandırıcı gelmiyor. Fıtratımızda olan bir şeyi bize farz kılınmadan da yerine getirebilirdik, bunun neden farz olduğunu anlamıyorum. Tesettür bizi korumak içinse ya da biz değerliyiz diye bize farz kılınmışsa neden erkekler değersiz görülüyor? Erkeklerin daha fazla taciz edildiği bir sürü toplum var. Anaerkil toplumlar da mevcut fakat İslam evrensel olmasına rağmen neden erkekleri tacizden korumak istemiyor? Ki biraz önce de söylediğim gibi tesettür tacizleri de engellemiyor. İlgili ayetleri okumuş olmama rağmen hala anlayamıyorum.

Şu an 10. sınıfa gidiyorum ve geçirdiğim tüm bu zaman zarfında ‘Tesettür özgürlüktür’cülere inanamadığımı belirtmek istiyorum. Erkek olmasına ve başını bir kere bile örtmemiş olmasına, hatta dini sorumluluklarını dahi yerine getirmemesine rağmen kadınların kıyafetlerini yaftalayan birilerini görmek beni gerçekten tilt ediyor. Bu sene evdeki sorunlara tahammülüm kalmadığı için okulun rehberlik servisine başvurdum. Rehberlik servisindeki kişi bir psikolog. Birkaç seans devam ettim ve ona anlattıklarım doğrultusunda bana bir travma yaşadığımı söyledi. Başka sorunlarım olduğunu da düşünüyorum, çoğunluğu babamla alakalı. Babamın ciddi sinir bozuklukları var. Annemi psikolog için ikna ettim ve virüs olaylarından sonra psikoloğa gidip açılmak istediğimi de anlatacağım. Rehberlik servisindeki kişiye bunu açıkladığımda ailedeki otoriteden kaynaklı olarak insanların dini konularda hatta cinsel yönelimleri konusunda bile ayrılıklara düştüğünü ve bir kalıba dâhil olmak istemediklerini anlattı. Yüksek ihtimalle baskıdan kaynaklı olarak açılmak istediğimi düşündü fakat bu benim 2 senedir kafamda dönüp duruyor. Başımdaki örtüden nefret ediyorum, sürekli bende bir ayıp varmış da onu gizlemek zorundaymışım gibi hissediyorum. Anneme bunu anlatmayı denediğimde “Cehenneme mi gideceksin?” diye cevap verdi. Ve babam ondan daha büyük bir sorun teşkil ediyor. Fakat ne olursa olsun ya da ne zaman olursa olsun bunu yapacağım. Artık tahammülüm kalmadı ve en yakın zamanda yapacağım. Tek istediğim; yaptığımı onaylamasalar da beni olduğum gibi kabul etmeleri. Onlar yüzünden en küçük şey için kendimi suçlar hale geldim. Babamın ne bana ne de ailemizden herhangi birine karşı bir sevgisi olduğuna da artık inanmıyorum, umudum vardı fakat bu adam beni ne kabul edecek ne de sevecek. Bunu artık biliyorum.

Bunu buraya kadar okuduysan çok teşekkür ederim. İster tesettürlü ister tesettürsüz, ister erkek ister LGBTİ+, her kimsen ve neysen lütfen kendini sev. Çeşitliliğini ve zenginliğini kaldıramayan kişiler de olsa her birimiz ayrı ayrı çok özeliz. Seni sevmeyen ya da olur olmadık eleştiren insanların yargılarıyla kendini yargılama. Ve lütfen ne hissediyorsan ya da ne düşünüyorsan benimle paylaşmayı unutma. Benim de sana ihtiyacım var. Sevgiyle kal.

(Görsel: Selma Gürbüz)

Paylaş:

Comments (4)

  1. dpressed

    merhaba seninle dertleşmeyi gerçekten çok isterim o kadar aynı durumdayız ki lütfen benimle iletişime geç

  2. melek ♡

    canim merhaba.. suan instagramda yalniz_yurume sayfasında yayinlandi yazın eger goruyorsan oraya bakman gerekiyor bence.. senle konusmak isteyen insanlar gordum yorumda 🙂 sevgiyle kal..

    • Sorgulamalarına yürekten katılıyorum. Öyle bir toplumuz ki soru sormak yasak gibi. Bu yüzden ailelerimiz bizi hiç tanıyamıyor çünkü hiç sormuyorlar. Neyi severiz, ne isteriz. Bir anne olarak söyleyebilirim ki anne baba çocuğu için hep en iyisini istiyormuş. Benim annem başımı açtığım için hala ağlıyor 1 yıl geçti. Ama eskisi gibi kızamıyorum ona. Varolduğunu düşündüğü cehenneme gitmemden korkuyor. Benim için en iyisini istiyor. Ben ateistim artık. Tamamen farklıyız ama 55 yaşında bir kadını bunları tartışıp üzemem. Namaz kıl kuran oku bari diyor. Yapıyorum diyorum. Şuan oruç tutuyorum sanıyorlar. Evet bişey yiyip içmiyorum. O üzülmesin diye namaz kılar gibi yapıyorum. O üzülmesin. Çünkü cennet yok, öldüğünde bida onu bulamayacağım. Sana gelince kardeşim. Sorunların çoğunluğu babandan kaynaklı. Bazı insanlar elalem ne der tanrısına tapıyorlar. Çoğu aile bu yüzden hayatı zindan ediyor. Elalem ne der diye diye kendi hayatlarını da mahvediyorlar. Ama üzülme herşeyin bir yolu vardır. Yok gibi gözükse de vardır. Onları değiştirmen mümkün değil ama sen değişirsen dünya değişecek. Güçlü ol. Sevgilerimle.

  3. şeyma nazlı olabilir

    şeymanazlıerden
    instgram üzerinden konuşabiliriz,galiba az önce sizinle dertleşebilmek için bir hesap açtım
    Ayrı ayrı hepimizin yalnız yürümediğimizi bilmek adına hem anlatmaya hem dinlemeye ihtiyacımız var galiba.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir