İzole edilmiş gibi hissettim.

Herkese merhaba. Benim hikâyem ne başarı ne de başarısızlık hikâyesi, tamamen bir araf.

23 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Ben 8. sınıfı bitirince kendi isteklerim doğrultusunda başörtüsü takmaya karar verdim. Çocukluğum boyunca yazları Kur’an kurslarına gittim. Ailemin bir baskısı olarak değil, arkadaşlarımla beraber karar veriyor ve bir eğitim alıyorduk. Bildiğim bütün duaları bu kurslardan öğrendim. Ailemin radikal şekilde muhafazakâr olduklarını söyleyemem fakat babam Cuma namazlarını kılar, annem de gençlik yıllarında namaz kılarmış. Ben o dönemlerde annemi namaz kılarken veya Kur’an okurken pek görmedim. Üç abim de hiç öyle dinine düşkün kişiler olmadılar. Ama ben hep çok hevesliydim. İlk karar verdiğimde, tabii biraz da yakın bir arkadaşımın gaza getirmesiyle, bir yaz günü “Kapanacağım” diyerek ailemle konuştum. Annem “Daha çok küçüksün, pişman olursun” dedi ama dinlemedim. Babam da heveslendi, “Olur” dedi. Kapandım. Bana başörtüsü almak için hemen annemle beraber dışarı çıktık. Annem, “Artık bunun dönüşü yok” dedi. Zaten benim de öyle bir niyetim yoktu, kararlıydım. Etek giyiyordum, başörtüsünün gerekliliklerine uyuyordum. Zaten kapanmadan önce de kısa kollu giyip sokağa çıkamıyordum, günah olduğunu düşünerek hırkayla çıkıyordum.

Liseyi Kız Meslek lisesinde okumaya başladım ama okula açık gidiyordum, servis kullanıyordum. Okulda zaten açıktım, iki yıl daha bir açık bir kapalı şekilde hayatıma devam ettim. Hala ne yaptığım konusunda emin değildim. Lise 3’te başörtüsü yasağının kalkması ile artık okula örtülü gitmeye başladım ve bu böyle devam etti. Lise son sınıfta sigara kullanmaya başladım ama asla halka açık alanlarda içmiyordum, utanıyor ve bakışlardan rahatsız oluyordum. Başörtülü birinin sigara içmesi bana bile çok ayıp geliyordu.

Ardından Çanakkale’de üniversite kazandım. Orada namaza başladım ama yapamadım, devam ettiremedim ve bıraktım. Sonra araştırmalarım başladı. Allah’a inanıyordum fakat örtünün zorunluluğuna olan inancım zayıflamaya başlamıştı. Kız arkadaşlarım başörtüsü takmayan rahat kişilerdi; sürekli onları uyarıyor ve alkolden uzak durmaları konusunda onları bunaltıyordum. Daha sonra yanımda içmeye başladılar, kendimi bir günaha ortak oluyor gibi hissediyordum. Kapanmadan önce ben de içmiştim ama artık tövbe etmiştim.

Sonra başka yerde tekrar üniversite kazandım, Eskişehir’deydim artık. Her yer öğrenci doluydu, ışıl ışıl bir memleket… Burada okuyacak olmak beni çok heyecanlandırıyordu. Okumaya başlayana kadar… Çanakkale’de hem okuyor hem de harçlığımı çıkarmak için bir kafede baristalık yapıyordum. Burada da devam ederim diye düşündüm ama işler hiç de planladığım gibi gitmedi. Nereye gitsem, tecrübem olmasına rağmen, işe alınmadım. Bilenler bilir, Porsuk’taki tüm kafelerle görüştüm. En son girdiğim kafede bana direkt bir şekilde “Biz başörtülü çalıştırmıyoruz” dediler. O an çok sinirlendim ve eve gidip ağladım. ‘Nasıl ya nasıl? Bunu nasıl küçümseyerek alaycı bir şekilde söyleyebilirler?’ dedim. Uzun bir süre kimseden dönüş alamayınca aslında herkesin böyle düşündüğünü fark ettim.

Okul başladı ve koskoca Güzel Sanatlar fakültesinde sadece 5 başörtülü insan vardı; sınıfımda ise 1. İnanamadım, daha önce hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştım. İnsanlar da karşılaşmamış olacak ki bana hep bir önyargı ile yaklaştılar ve aramıza hep bir mesafe koydular. Kendimi izole edilmiş gibi hissettim. Böyle devam eden bir yılın ardından okuluma bir sene ara verdim.

İşte her şey burada başladı. Başörtülü olmak artık benim için bir yük haline gelmeye başladı. Çünkü buna inanmamaya başlamıştım. Ölçülü örtünmek kavramına uymuyordum. Dar pantolonlar, tişörtler gidiyordum. Bone takmayanlara kızan ben, bone takmıyordum artık. Okula geri döndüm ve kesin bir karar verdim. Açılacağım. Ama nasıl yapacağım? 9 senedir böyleyim, herkes beni böyle tanıdı. “Ben açıldım” dediğimde insanların vereceği tepki beni çok korkutuyor. Ailemin bu konuda bana saygı duyacağına inanıyorum, anneme bahsettim ve bir tepki almadım, kararı bana bıraktı. Yine de sanırım pişman olmaktan korkuyorum. Çevre faktörü beni çok etkiliyor. Bir karara varıp harekete geçemiyorum. Kaygılarım beni engelliyor, güç bulamıyorum.

(Görsel: Hanna Barczyk)

Paylaş:

Comment (1)

  1. İnsanların düşüncesi gerçekten önemsiz, konuşmak istersen instagramdan ulaşabilirsin @betulowski

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir