Annem de istediği gibi giyinebilmek için savaşmıştı.

Bu hikâye ertelenmiş bir hürriyetin hikâyesidir.

Eğitimci bir anne-babanın evladıyım ancak birçok kadının hikâyesinden farksız benimkisi de. Hayallerimde bile özgür olamadığım bir çocukluk geçirdim ben de. Daha on yaşımdayken ne zaman pardösüye gireceğimi soran sözüm ona eş dost akrabaların baskıları, liseye başlayacak olmamla birlikte babam ve annemin bir gün bir şekilde alacağımdan zaten emin oldukları kararı almamdaki ısrarlarına dönüştü. Esaretimin ilk gününü hiç unutmuyorum. Lisenin kayıt günü annemin örtülerinden birisi başımda, müdür odasının önünde beklerken kısa sarı saçlı bir kıza bakmış ve onun kadar özgür olmayı dilemiştim.

Hem aile dostlarımızın hem de ailemin takdirini kazanmış, kendimi de bunu istediğime ikna etmiştim. Ama arkadaş olmayı istediğim birçok insan için yalnızca sınavdan sınava dua istenilen bir kız olarak kaldım. Sanal platformlardan birisinde anonim olarak vakit geçirmeye başladım en nihayetinde. Sosyal hayatımda olamadığım kadar ben olmayı başarabildim. Hayatımda ilk kez kabul gördüm, yobaz ya da fahişe olarak yaftalanmaktan korkmadan ne düşündüysem yazabildim. Kendim olabilmeyi arzuladım hep. Bir gün bir mucize olur da başka bir yerde uyanırım belki, dedim. Hiç kimseyi bilmediğim, hiç kimsenin beni bilmediği bir yerde, hiç kimse olarak uyanmayı düşledim.

Ne vardı ki dinle olan bağım başından beri yok sayılmazdı. Üç sene boyunca başörtüsünü benimsemeyi çok içten şekilde diledim. İbadetlerimi asla aksatmadım bir süre için. Lise son sınıfta annemi kanserden kaybetmem sonrası, beş yaşındaki erkek kardeşim ile babamın üniversite sınavından daha büyük sorumluluklarının omuzlarıma yüklenmiş olmasıyla içimde yalnızca isyan hissi belirdi. Bu kadar zaman boyunca içimde kalan tüm heveslerim nefret olarak çıkageldi.

Tam burslu olarak muhafazakâr bir üniversiteye kaydoldum. Hiç kimse olma hayalim beni bulana dek, sanal platformdaki arkadaşlarımla başımı açarak buluştum birkaç kez. Kampüs içerisinde ise örtülüydüm ancak fikirlerimi açığa vurmaktan çekinmiyordum artık. ‘Kapalı ama kâfir’ olarak anıldı adım üniversitedeki arkadaş ortamlarında. Tamamen açılmayı yine de reddettim çünkü babamı üzmekten, ona yalan söylesem de ihanet edecek olmaktan çekindim. Kendimi üzmekten, benliğime saygısızlık etmekten hiç çekinmedim ama…

O gün geldi, Erasmus öğrencisi olarak Avrupa’ya gittim. Yıllar sonra ilk defa saçım rüzgâra karıştı Viyana sokaklarında. İlk defa kollarıma güneş dokundu. Ortaokulda babam akla gelebilecek her giysiyi yasakladığı için erkek formasıyla gezerdim, futbol oynardım sonra. İlk defa maxi boy olmayan bir eteğin bana yakıştığını öğrendim 21 yaşımda. Kimliğimi ararken kaybettiğim her parçamı tek tek buldum çıkardım. Gidemediğim mezuniyet partilerini, karma sınıf gezilerini, dans gösterilerini, tiyatro oyunlarını… Sahneye çıkıp şarkı söylemek günahtı ya, özgürlüğün şarkısını söyledim ilk defa.

Babamı bu kararıma ikna etmem aylarımı aldı. Her gün mesaj atıp hislerimi anlattım bu süreçte. Sınırlarımı bildiğim sürece bu hayatın benim olduğunu söyledi, sonra bir gün “Annenin davasını terk ettin ama bilesin” diye ekledi. Saçlarım açık ilk fotoğrafımı koydum “ben” olarak hemen sosyal medyaya. Yanlışlıkla paylaştığımı düşünüp ikna olmak istemeyenler oldu, ‘Hayırlısı olsun’ gibi içten içe kınandığımı bildiğim temenniler duydum. Türkiye’ye, kendi üniversiteme bir yılın sonunda döndüğümde de “Avrupa’ya gitmiş, orada özenmiştir” dediler arkamdan. Hiç de kırılmadım buna, zira başka türlü bu cesareti gösterebilir miydim; bilmiyorum. Hiç kimse olmadığım bir yerde kendim olmaya cesaret edebildim ancak.

Yıllardır geç kaldığım hürriyetime kavuştum ve annemin davasını da terk etmemiş oldum böylece. O da istediği gibi giyinebilmek için savaşmıştı ne de olsa… Esaret sizden her an bir parça alır götürür ve geriye bir şey kalmayınca dek tüketir. Ne var ki o parçalar özgürlüğün altında saklıdır ve cesaret rüzgârının gelip kendisini bulmasını bekler…

(Görsel: Israel Kantor)

Paylaş:

Comment (1)

  1. O kadar güzel yazmışsınız ki insan okumaya kıyamıyor, sevgilerle <3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir