Kadınlar kıymetliymiş, ondan kapatılmalıymış… Ben bu kıymetten mutsuzum, ne biçim bir kıymet bu?

İmla hatalarımı hoş görün, Türkçe öğrenmiş bir yabancıyım ve anlatım bozukluklarım olabilir. Bu sitede kapanmak ve açılmak ile alakalı kendi hikâyemi anlatmak istiyorum.

Dindar bir ailenin kızıyım ve üniversitenin son sınıfına geçtim. 23 yaşındayım. Şöyle bir şey vardı; 8-9 yaşındayken acayip dindar bir çocuktum ve anneme özenerek kapanmıştım, kendi isteğimle yani. O zamanlarda dine bayağı bir ilgim vardı, günde 2-3 vakit namaz bile kılmaya başlamıştım. İlkokul 3. sınıfım bittikten sonra bir sene anneannem ile dedemin yanında kaldım, anneannem ise deist. Âdetim başlamasa da 10 yaşında ergenliğim başladı ve ergenliğimin başlangıcı o nur gibi dindarlığımın sonu oldu; anlayabileceğiniz gibi kapanma olayından soğudum.

4. sınıf bittikten sonra annem ve babam beni tekrar yanlarına aldılar, başka bir şehre taşınıp okul değiştirdim. 10 buçuk yaşındaydım. Taşındığımızda ilk 1-2 ayda giydiklerime pek karışmazlardı, lakin havalar soğudukça fazlaca karışmaya başladılar. Kot üstüne etek giydirmeler, arkadan başörtüsü bağlamalar; yani boynum açık, pantolonun üstünde etek, bu saçmalığı düşünebiliyor musunuz? Yok kapanma yaşım gelmiş bilmem ne… Ama tabii ki okulda açıktım. 4-5 ay böyle idare ettim ve regl olana kadar daha fazla kapatmazlar diye düşünüyordum ama 11 yaşıma girdikten 2 ay sonra babam ‘’Artık tamamen kapanmanı istiyorum’’ dediğinde ufak bir itiraz bile etmeden normal tesettüre girdim ve parkta arkadaşlarımla oynarken üstümde upuzun etek, kazak ve eşarp vardı. Eşarbımı artık normal bağlardım, yani Kuran ve hadislerde söylendiği gibi. Birazcık saçım gözüktüğünde tesettürüme dikkat etmiyorum diye azar işitirdim.

6. sınıfa geçtiğimde annem ve babam ayrıldı. Annem peçeyi bırakıp yüzünü açarak kara çarşafa girdi. Şöyle bir şey fark ettim; annem ile babam ayrıldıktan sonra annem bana her ne kadar yine tesettür kıyafetleri olsalar da daha çocuksu şeyler almaya başladı. Renkleri daha canlıydı; teyzelerin giydiği soluk renkli pardösüler yerine boydan kot etekler, pembe hırkalar ve turuncu/mavi eşarplarla doldurmuştu gardırobumu. Değişen şey sadece renklerdi; pantolonun ne demek olduğunu pijamalarımdan biliyordum bir tek.

Annem beni biraz daha yaşıma uygun giydirmesine rağmen başka kızlara imrendiğimi fark ettim. 12-14 yaşında okul arkadaşlarıma bakarken içimden şöyle bir şey geçiyordu; tesettür kadının namus ve iffetini korumak içindir ve adet gören kız kapanmalıdır. İyi de bu yaşta korunacak bir namusum yoktu ki… Çünkü pedofil olmayan bir erkek zaten 12-14 yaşında birine bakmaz. Aşk ya da flört biraz bile umurumda değildi, cinsellik ise 21 yaşıma kadar pis ve iğrenç geliyordu. Yani adet yaşı, 18 yaşında bir kız için bile hiçbir şey ifade etmiyor artık. 18 yaşına girmiş bir birey bile otomatik olarak kadın olmuyor.

Eski kısıtlamalar azalmış olsa ve ben istediğim zaman dışarı çıkabilsem de parkta arkadaşlarımla takılırken kendimi yaşlı ve çirkin hissediyordum. Hem kızlara hem erkeklere çok imrenirdim. İnternetten araştırmaya başladım bu konuyu; kadınlar kıymetliymiş, ondan kapatılmalıymış… Bu kıymet anlayışı bana ters gelmeye başladı. Ben bu kıymetten mutsuzum, ne biçim bir kıymet bu? Hani karikatürlerde sağa peçeli, sola ise bikinili bir kız koyarlar ya; en doğrusunun bu ikisinin ortası olduğuna dair bir his vardı içimde. Ama anneme düşüncelerimi itiraf etmekten korkuyordum ve 2 sene daha idare ettim.

Lise 1. sınıf bittikten sonra 15,5 yaşındaydım, yaz mevsimindeydik ve bütün cesaretimi toplayıp anneme kapanmak istemediğimi ve beni döveceğinden korktuğum için bunu yaptığımı açık açık itiraf ettim. O da şaşırıp kendi isteğimle kapandığıma inandığını söyledi. Ben de ‘’Yok, senin ve babamın isteğiyle kapandım.’’ dedim. O da bana ‘’Kâfirler gibi açık saçık mı dolaşacaksın şimdi? Erkeklerin ilgisini mi çekeceksin? Açılmak derken ne istiyorsun? Tesettür senin iffetini koruyor.’ dedi. Hala beni ikna etmeye çalışıyor olsa da bu sefer normal bir sohbete benzeyen bir konuşmaydı bu. Son hükmü yine annem verdi ve kararı şöyleydi: ‘’Allah senden memnun değil, ben de memnun değilim. Sadece başını açmana izin veriyorum, açılmana değil.”. Ve gerçekten başımı açmama izin verdi. Yani 15 yaşından beri sadece saçlarım ve boynum açık. Ama bu benim için yeterli zaten. Upuzun şeyler giymeye devam ediyorum; ortalama bir Türk kapalısının giydiklerinin aynılarını ama eşarp takmadan. Çok beğeniyorum kapalı genç kızların bol ve uzun tuniklerini, kot pantolonlarını. Gardırobumu annem ayarlamaya devam ediyor ama aldıklarından memnunum; modern şeyler alıyor ve kot yasağı kalktı. Ama kotumun üstüne kalçalarımı kapatacak uzun kollu bol bluz/gömlekler giyme şartıyla. Tamamen kapalı düz elbiseler de giyerim. Ve sonuç olarak babamla iletişimim tamamen koptu. Annemle ara sıra başka şeyler yüzünden tartışsak da psikolojik bunalıma girmeden yanında kalabiliyorum, genel olarak aramız iyi.

(Görsel: Inma Lorente)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Keşke senin yerinde olabilsem. Tabii bu süreçte neler yaşadığını bilemem lakin benim babam çok serttir. Annemi bile bu konuda ikna edemiyorum. Daha babamla konuşamadım. Üniversteye gider gitmez açılacağım. Yazında kendimi buldum teşekkürler

    • Tabii, annem 15 yaşında saçlarımı açmama izin verse de dolaylı baskılar devam ediyordu, tesettürlü genç kız hikayeli kitap almalar, tesettürlü arkadaş ayarlamaya çalışmalar – işe yaramadı ama. 21 yaşa kadar uğraştı. Ama artık benden istediği tek şey – daha fazla açılmamam ki, yapmam zaten. Ve evet, üniversiteye kadar beklemene gerek yok bence, bana sorarsan – çalışmalarına şimdiden başla, üniversite hayatı lise hayatından pek farklı değil, ”hem okuyup hem de çalışanlar” var ama sağlığa zararlı, kendine o eziyeti etmeden halledebilirsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir