Bununla yetiştiriliyordum; bir gün kapatılacağımı zaten biliyordum.

Selam. İçimdeki son umut kırıntısı ölmeden önce yazmak aklıma gelmedi niyeyse. Belki o zaman istediğine ulaşabileceğini zanneden bu kızın satırlarını okumak daha güzel gelirdi. Ama üzgünüm, son umudumu da içimden söküp aldılar ve ben artık bomboşum.

Liseye geçince kapandım. Arkadaşlarının “Oha! Sen kapandın mı?” diye tepki verdiği türden bir kızdım; hani her sabah 6’da uyanıp saçını düzleştirenlerden. Çocukluğumdan beri bununla yetiştiriliyordum, yani bir gün kapatılacağımı zaten biliyordum. Ortaokul yıllarında bunu “Liseye geçince kapanacağım.” diye geçiştiriyordum. Liseye başlayınca da el mecbur kapandım. Çocukluğumdan beri öyle bir baskıyla yetiştiriliyordum ki bizim evimize pantolon giymek cehennemlik olmak demektir.

Açılma isteğim ilk kez 9. sınıfın yaz tatilinde geldi. Ağlaya ağlaya arkadaşlarımla paylaştım. O kadar cesaretim yoktu ki üstünden zaman geçtikçe alışabileceğime kendimi inandırdım. Bir sene sonra ise anneme söyledim ve tam beklediğim cevabı aldım: “Seni reddederim”. Bir şey diyemedim. Kendimce karar verdim, lise bitince açılacaktım. Bu yıl yani son yılımda, sınav stresinden mi bilmem ama bu yükü kaldıramaz oldum. Artık hemen olsun istiyordum. 15 gün tatilde bunu babama söyledim. “Seni öyle göreceğime öleyim daha iyi” tepkisi ile karşılaştım. Beni sevdiğini düşündüğüm tek insanın fikirlerimi ve isteklerimi önemsememesi öyle canımı yaktı ki anlatamam. Bir hafta sonra hazırlandım; saçım açık dışarıya çıkacaktım. Annem gördü. Saçımdan tutup yerde sürükleyerek beni dövdü. Sorun değil, ilk dayağım değildi. Babam haberi alınca “Seni gebertirim, sakın evden çıkma, bundan sonra okula gitmeyeceksin.” dedi. Dinle alakası ortalamanın bile altında olan abim “50 yaşında adamı nasıl ağlatırsın, orospu mu olacaksın sen?” diyerek üzerime yürüdü. İki gün boyunca deli gibi ağladım. 2 gün sonra sabah annem yanıma gelip “Babanla aranızdakini hallet, gece salonda ağlıyordu.” dedi. Bir şey demedim. Kahvaltıda annemle babam konuşurken babam titreyerek ağlamaya başladı. Annem beni apar topar “Kalk, babana bir şey oluyor” diye uyandırdı. Kalktım, konuştuk sözde. Ben derdimi anlattım, kimse anlamadı. Babam hava almaya çıktı. 5 dakika sonra gelip bana sarıldı. Bunun anlamı şuydu; ‘Sen bir hata yaptın ama tamam, ben seni affettim.’ Peki, ‘Ben ne olacağım?’ diyemedim.

İsteklerimin hiç önemsenmediği o evde, istemediğim bir bedende yaşamaya mahkûm edildim. Aynı konuyu tekrar açmaya cesaretim yok. Hele babamı o halde gördükten sonra… O üzülmesin de her gece ben ağlıyorum. Ama benim babamı düşündüğüm gibi kimsenin beni düşündüğü yok. Ben artık dayanamıyorum. Yemin ederim, kaldıramıyorum.

(Görsel: Ewa Kuryluk)

Paylaş:

Comments (3)

  1. Bazen düşünüyorum, belki saçları kazımak derdini anlatacak kadar marjinal, ama bir şekilde de kurallara aykırı olmayan bir hareket olur. Belki “babacığım, bana bu baskıyı yapmaya ne hakkınız var? Benim hakkıma girmişken Allah sizden razı olur mu?” diye açıkyürekli bir mektup işe yarar. Belki hepsi de daha çok kırıp döker, bilemiyorum. Kendine zarar verme demeyeceğim, zaten veriyorsun. Kimliğin adına seçebildiğin ne varsa onlara sarıl ve seçemediklerin seni toplumun önyargıları nezdinde bir yere koysa da sen bunları kendin için tanımlayıcı kabul etme. Kırma, yıkma, ama boyun eğme. Umudunu yitirme. Lütfen.

  2. canım kardeşim biricik ve teksin bu karar anlarında yalnız olmak çok sarsıyor insanı biliyorum fakat lütfen isteklerinden vazgeçme doğru olduğunu düşünüyorsan arkasında dur bu süreci ben de yaşadım üniversitenin ilk yılında gelip evlendirecegiz seni okulu bırakacaksın tehditleri oraya gidip orospu mu oldun beynini kim yıkadı annemin hastaneye kaldırılması vs bunlar çok üzücü fakat sen onların istekleri için yıllarca bir şeylere katlanmak zorunda kaldın onlarda kalacak vicdan azabı cekmelik bir şey değil bence ve söylemek istediğim ne olursa olsun vazgeçme alışacaklar eninde sonunda alışıyorlar çünkü farkediyorlar ki sizi birbirinize bağlayan ne başörtüsü ne din sen onların evlatlarisin ayrıca ne kadar söyleseler de sen kararlı durdukça farkediyorlar ki ya evlatlarından vazgececekler ya bu fanatizimden emin ol dik yürü her şey gelip geçiyor her şeye alışıyor insan dönüp baktığında sanki hiç yaşanmamış gibi kalıyor

  3. Hiçkimse

    Seni her şeyin iyi olacağına benliğini kazanacağına inandırmayı öyle isterdim ki… Ama olmuyor olmuyor işte… O örtüyü takmak bu kadar kolayken çıkarmak ölüm gibi… Hatta çıkarmayı bırak bunu düşlemek bile seni orospu yapmaya yetiyor. Üzgünüm… Ben ve burdaki hayalleri çalınmış tüm kadınlar için üzgünüm… Bende çok düşündüm. Mektup mu yazsam, karşıma alıp mı konuşsam, başka birine mi söyletsem, hiçbir şey demeden direkt mi yapsam yoksa gizliden mi denesem, acaba günlüğümü okumalarını mı sağlasam, önlerinde ağlayıp sızlasam fayda eder mi diye… Ama etmiyor… Hiçbir şey çözüm olmuyor. Ağlamak ise sadece çocukken işe yarıyor… Her gece ağlıyorum onlar ne derse yapıyorum. Ama buna rağmen “orospu” olmaktan namkör ve asi olmaktan bir türlü kurtulamıyorum. Canımı en çokta bu yakıyor işte. Ne örtüymüş arkadaş candan değerli…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir