Neden başörtüsü takıyordum? Artık bir fikrim yoktu.

Ben 12-13 yaşlarında bilinçsizce kapandım. Güya ailem zorlamadı ama küçüklüğümden beri hep “Gıybet etme, insan eti yemiş olursun; makyaj yapma, yanarsın” ya da “Kapanmazsan cehennem daha sıcak” gibi korkularla büyütüldüm, yani başka çarem yoktu. Başka bir seçeneğim olduğunu bile bilmiyordum. Çocukken psikolojim sağlam olmadığı için bu sözler beni çok yıprattı. Kimseyle konuşmadım, insan eti yediğimi gördüm kâbuslarımda, ailem ne derse onu yaptım. Tabii onlar durumdan çok memnundular, nereye gitsek duydukları “Bak Derya’ya, ailesini hep dinliyor” yorumları onları gururlandırıyordu.


Liseye geçtiğimde bir şeyler değişti, artık böyle yaşamak istemiyordum ama başka türlüsünü de bilmiyordum. Araştırdıkça bu olayın saçma olduğunu düşündüm. Kıldan tahrik olan, kediye köpeğe şişeye tecavüz eden mahluklar için bunu yapmak ağır geliyordu. Ben bir hazine ya da mal değildim. Neden başörtüsü takıyordum, artık bir fikrim yoktu. Namazı bıraktım ve bunalıma girdim. Antidepresanlar aldım ama ailem tabii ki bunun sebebinin kendileri olduğunu düşünmediler çünkü onlar doğru olanı yapıyorlardı. Onlara kızmıyorum, kimse böyle olsun istemezdi ama ben normal değildim işte. Lisede iyice asosyalleştim. Kendimi çok çirkin görüyordum ve bu bedenin benim olduğuna inanmıyordum. Benliğimle dışım çatışıyordu. İnsanlar bana yobaz muamelesi yaparken ben günde birkaç kitap bitiriyordum, iyice anladım ama cesaretsizdim. Nasıl olurdu ki? Hayatı boyunca ailesinin kararlarını yaşamış biri olarak mümkün değildi.

Hep sohbetlere yollandım, nefret ediyordum ama asla söyleyemedim. Kadınları obje olarak gören insanların sözlerini dinlemek istemiyordum ve bütün bunlar birikti. 18 yaşına geldiğimde ani bir sinir patlamasında açılmak istediğimi söyledim, annem tavır yaptı, konuşmadı benimle, ben de vazgeçtim. Hayattaki tek varlığımı kaybedemezdim. Üniversiteye başladım şimdi ve hala bu buhranları yaşıyorum, diyorum ki; “Sadece bir tane arkadaşım olsa bana destek olacak, ben de cesaretimi toplardım ama yok ve günden güne bana ait olmayan bu bedeni taşımaktan yoruluyorum.”

(Görsel: Naji Chalhoub)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Aynı şeyleri yaşıyoruz bende bu sene sınava girecem.
    Düşüncelerimiz de kessinlikle aynı.
    Konusmak istersen yazabilirsin elimden geldiğince destek olmak isterim.
    kseda6571@gmail.com

  2. Ne kadar koca koca laflar etseler de enimde sonunda alışıyorlar bu hiç sekmiyor. Benimkiler de evlatlıktan reddederiz git kendine kalacak yer bul dediler başlarda annem tokat attı babam yollu mu olacaksın dedi. Ama şimdi üzülüyoruz elimizden bi şey gelmiyor diyebiliyolar yanlızca. Üzülecekler bunun için yapacak bi şey yok annem kaç defa dizlerime kapanıp yapma diye ağladı hala daha namaz kıl diye de ağlayabiliyor. Bu artık bizlik bir konu değil inaçları üzüyor onları biz değil. Senin aslında bir sürü arkadaşın var bu sitedeki herkes , bu durumları yaşayan herkes kardeş bence. Diren, gerçekten iste. Kararlı olduğunda hiç kimseye baskı kurabilecek kapı bırakmamoş olursun. Benimki de uzun bir süreçti hep onlara kıyamadığımdan erteleyip vazgeçiyordum ama benden bir şeyler götürdüğünü fark ettiğimde kararlılığımla üstesinden geldim. Umarım en yakın zamanda istediğin noktada mutlu olursun. Yanlız yürümüyosun kız kardeşim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir