Başörtülüyüm diye bana yaklaşanlar ve başörtülüyüm diye benden uzak duranların sığlığı hep aynı.

Merhaba, öncelikle şunu belirtmeliyim ki harika bir ailenin içinde tüm baskılardan uzak bir şekilde büyüdüm. Ailemizi; içinde bir sürü farklı renk ve desen barındıran bir halıya benzetebilirim. Annem ve babam farklı siyasi görüşleri olan ve bu görüşleri tartışmaktan hiçbir zaman çekinmeyen insanlardır. Anneme her zaman üniversiteye başladığımda kapanacağımı söylerdim. Ilımlı bir Ak Partili olan annem katiyetle bunu kabul etmez, mevzusunun bile açılmasını istemezdi.

Lisemizde cuma günleri öğrenciler kürsüye çıkıp rahatsız oldukları hususlarda konuşma yapabilirlerdi. Bu, Müdür Beyin kendimize olan güvenimizi tesis etmemiz için bize verdiği özel bir izindi. Bir gün bir arkadaşımız çıkıp “Kapalılar İstiklal Marşı’nı okumasınlar” dedi. Bu bardağı taşıran son damla olmuştu, derhal Müdür Beyden hanımefendiye cevap vermek üzere izin istedim, açıktım ama çok içerlemiştim. Hele ki “Bacımın örtüsü batmışsa rezilin gözüne / Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne” diyen bir şairin marşı hakkında kim nasıl böyle bir şey söyleyebilirdi! Eve gittiğimde kararımı çoktan vermiştim. Anneme “Ya kapanırım ya da okula gitmem” dedim. Sosyal demokrat ve ezelden özgürlükçü babamın da desteği ile annem el mahkum kabul etti ve camii hocamızın hanımından bana gri kareli bir şal satın aldı.

Benden mutlusu yoktu. Şimdi onlar düşünsündü! Güçlene güçlene geliyorduk işte. Devrimi devirecektik. Bütün laikleri tarihin tozlu sayfaları arasına gömecektik. Sonra ne mi oldu? Sonra neler olmadı ki a dostlar. Kapanırsam yaparım dediğim hiçbir şeyi yapmadım. 6 yıldır ne doğru düzgün namaz kıldım ne dilimi dedikodudan sakındım ne de israf yapmaktan kaçındım. Ne de düğünlerde oynamaktan vazgeçtim. Ben başörtülü bir başörtüsüzdüm. Bir de baktım, bana başörtülüyüm diye yaklaşanlarla başörtülüyüm diye uzak duranların sığlığı hep aynı.

Geliştim, Rabb’ime ve Peygamber Efendimize olan bağlılığım gün geçtikçe arttı. Ama başka birine dönüştüğüm aşikardı. Gitgide laik düzeni savunur oldum. Ne yapıyoruz biz, demeye başladım. Devlet birey gibi değildi, bambaşka bir müesseseydi, kendi kaideleri vardı. Bizse bu kaideleri farkında olmadan dinamikleştirmiştik. Siyasal İslam en çok da İslam’a zarar vermişti. İslam’ı yaşamadan İslam’ı yaşıyormuş gibi yaptığım için kendimden nefret ettim. Velhasıl ben başörtüyü kaldıramadım. Üzerime düşenleri yapamadım.

Başörtüsünü hakkıyla taşıyabilene helal olsun dediğim kardeşlerim; sizleri kanımın son damlasına kadar kollamaya devam edeceğim. Diliyorum ki özgür Türkiye’de başörtülü de mini etekli de birbirini sevsin ve kol kola gezsin ama kimse olmadığı biri gibi gözükmesin. En içten sevgilerle…

(Görsel: Isabella Conti)

Paylaş:

Comments (2)

  1. Kararsız ama kararlı

    Son sözlerinize katılıyorum umarım bir gün bunu başarabiliriz. Ve umarım sen de istediğin şekilde yaşıyorsundir

  2. İsteyen istediği gibi giyinip gezebilsin ama kimse olmadığı biri gibi görünmek zorunda kalmasın. Tek dileğim bu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir