“Sayısal seçeceğim” dediğim zaman “Gideceğin yer İlahiyat, ne sayısalı” diyen hocalarımdan sıyrılıp Tıp kazandım.

Aslında benim hikayem de çok farklı değil ama çoğu hikayeden daha kötü…

6. sınıftan beri o kapanma baskısını yüklediler omuzlarıma. Babam annem bana bir kere bile “Yalan söyleme, hırsızlık yapma” demedi ama sürekli “Kapan, başını kapat” sözlerini duydum. Dini sadece başörtüsüne indirgeyen bir aileden geliyorum… Babam o kadar bağnaz bir adamdı ki o zamanlar puanım 478 olduğu halde 250 puanlık bir İmam Hatip’e yollamışlardı beni ve buna karşı çıkmayı bırakın üzülme hakkım bile yoktu… Ağladığım zaman babam yanıma gelir, bağırır çağırırdı. “Ya İmam Hatip’e gideceksin ya da okumayacaksın” derdi.


Herkes benim çok başarılı bir insan olacağımı düşünürdü. Açıkçası İmam Hatip’e gitmeseydim ben de başarılı olacağımı düşünürdüm. Hiç unutmuyorum okulun ilk günü başım kapalı bir şekilde İmam Hatip’in kapısından girdiğimde hissettiğim o eziklik duygusunu… Arkadaşlarım barajı zar zor geçen insanlardı ve hiçbirinin üniversite gibi bir ideali yoktu. Bense doktor olmak, tıp okumak istiyordum ve yaptım da. İmam Hatip’ten, o baskıcı ortamdan, baskıcı ailemden, “Sayısal seçeceğim” dediğim zaman “Gideceğin yer İlahiyat, ne sayısalı” diyen hocalarımdan sıyrılıp Tıp kazandım. Bunu ego tatmini yapmak için vurgulamıyorum ama çok zorlandım ve kendimi o kadar adamıştım ki tıp kazanmaya, hayalimi gerçekleştirmeye; başörtüsünün beni rahatsız ettiğini, kapanmak istemediğimi unutmuştum…


Üniversiteyi kazanınca birden babamın tavırları değişti, şu an hala beni “doktor kızım” diye çağırıyor, tıp okumamla övünüyor, sanki kendi başarısıymış gibi…
“İleride bana hangi arabayı alacaksın” diyor, o kadar çok şey söylemek istiyorum ki yüzüne. “Neredeydin baba” demek istiyorum, “Beni attığın İmam Hatip çukurundan tırnaklarımla kazıya kazıya çıkmaya çalışırken neredeydin, beni zorla kapattığında ağlamama bile izin vermezken neredeydin, unutacağımı mı sanıyorsun baba? Bana yaptıklarını, beni içten içten öldürüşünü unutacağımı mı sanıyorsun?”


Bir yıldır açılma düşüncesiyle boğuşuyorum, kapalı olmak istemiyorum ve bunun çok net farkındayım. İnançlı bir insanım ve inancın sadece başörtüsüne bağlı olduğunu düşünmüyorum. Geçenlerde anneme açılacağımı söylediğimde adam öldürmüşüm gibi bir tepki verdi, “Senin kalbin kararmış, ne biçim insan olmuşsun” dedi. 15 yaşında başımı zorla örtüp beni hiç istemediğim bir okula ağlaya ağlaya gönderenlerin kalbi akmış gibi…


Babama söyledim açılacağımı, tabii ki şakaya vurarak, “Evlatlıktan reddederim” dedi. Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum, ailem olmadan Tıp eğitimime devam edemem ama bu şekilde de devam etmek istemiyorum. O kadar merak ediyorum ki hiçbir şeye zorlanmadan yaşayan insanları, o kadar özeniyorum ki hayatıyla alakalı her kararı kendisi alabilen insanlara… Çevremde oturup bunu konuşabileceğim kimsem de yok. Kendimi o kadar yalnız, çaresiz hissediyorum ki ölmek istiyorum. Ama bunu kendim yapamayacak kadar inançlıyım… Dua ediyorum Allah’a “Allah’ım lütfen öleyim” diye. Bu hayatı bu şekilde yaşamak istemiyorum, şimdi dönüp geçmişe baktığımda yaptığım hiçbir seçimin bana ait olmayışı o kadar üzüyor ki beni. Babamın çizdiği çizgide yürümek yerine ölmek istiyorum. Hayallerim de yok artık. Doktor olmama 2 yıl kalması da beni heyecanlandırmıyor… Ameliyathaneye girebilmek için arkadaşlarımdan farklı 5 seviye daha geçmem gerekiyor. Stetoskop takabilmek için şalımın iğnesini açmam gerekiyor, stetoskobu takınca da boynum, kulağım görünüyor. O görüntüden de hoşlanmıyorum. Ben gerçekten 22 yaşında belki de başarılı bir akademik hayatın kıyısında, ölmeyi bekliyorum.

(Görsel: Francis Picabia)

Paylaş:

Comments (6)

  1. Evladım bir sürü başörtülü doktor var imam hatip mezunu. Senin travman ailenle. Git onu çöz. Başörtüsü veya imam hatipi suçlama. O doktorlar steoskopu başörtü üstünden veya altından gayet rahat takıyorlar, problemin bu olsun. Sanki dünyanın ilk başörtülü doktoru senmişsin gibi davranma. Acı ama gerçek senin problemin ailenle ve o problemle yüzleşmek için psikologa git. Geçmiş olsun.

    • problemi bir denetim araci olan basortusunu takmak istememesi ve bundan kurtulmak istemesi, bu yolda da psikolojik ve maddi en buyuk engelin ailesinin olmasi. probleminin ne oldugunu ifade eden birine, hayir senin problemin bu demek hadsizliktir. haddinizi bilin .

    • Nasıl bir saçma insansın sen? Biraz okuduğunu anlamaya çalış. Git kitap oku belki o gelişmeyen kafan gelişmeye başlar.

  2. Ac kardesim basini. Dik dur ve sonuna kadar git. Kimse bi halt edemez. Kimse evladini ufacik bir bez parcasini basindna atti diye evlatliktan reddetmez. Basta kizacaklar sonra alisacaklar. Zaten ilk acilmak istedigini soylemissin. Suan normal gelmeye baslamistir. Emin ol su hayatta hic bir sey kolay degil o tip bile. Nasil ders calisrken zorluyorsun kendini anlamak icin sayfalarca not okuyorsan, kendi kararlarini kendin verdigini gostermende boyledir. Hayat esittir mucadele. Ben burada pskologluk bir durum goremedim sahsen. Bende acilmayi istiyorum aileme soyledim ikna olmalarini bekliyorum ayni zamanda kendim de verdigim kararin arkasinda durmak icin zamana ihtiyacim var gibi. Lutfen icinden nasil geliyorsa oyle yasa. Bu hayat senin. Babanin veya annenin degil.. Istersen de ortulu devam et. Ki edepli giyindikten sonra sacin cazibe noktasi olduguna inanmiyorum asla.. Secim senin..

  3. Merhaba 🙂 Hikayeniz benimkine benzer ama ben farklı bir şehirde okuduğum için okul hayatıma başörtüsüsüz devam ediyorum eve gelince de kapanıyorum. Mezun olana kadar da aileme söylemeyi düşünmüyorum. Sizin böyle bir şey yapma şansınız varsa deneyebilirsiniz. Bu arada yapılan hadsiz yorumları kafanıza takmayın, bazıları yaşamadıkları hayatlar hakkında atıp tutmayı çok sever. Hatta sizi bile şüpheye düşürürler. Onlara kulak asmayın. Bir yardıma ihtiyacın olursa bana buradan ulaşabilirsin: twitter @elifdipte

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir