Özgürlük emek ister.

Merhaba. Ben 17 yaşında bir lise son sınıf öğrencisiyim. Beni sıkan urganları boynuma 12 yaşımda geçirdim. O zaman bana “Din nedir?” diye sorsalar cevap bile veremezdim. Annem, ablalarım herkes kapalıydı. Böyle ailelere mensup kişiler bilir ki kapanmak bir kural gibidir. Nasılsa büyüyünce de kapanacağınızı düşünürsünüz.

Ortaokulda arkadaşlarım o okulda ve evimize de yakın diye İmam Hatip’e gidiyordum. Bir anda arkadaşlarım kapanmaya başladı, herkes ‘Bir gün nasılsa kapanacağız’ diye düşünüyordu. Annem ve ablamın da baskısıyla ben de kapandım. Benim için bir oyun ya da bir aksesuar gibiydi. Her gün rengârenk şallar takıyordum, eğlenceli geliyordu. Sonra iyi bir Anadolu Lisesi kazanıp liseye başladım. Her şey orada başladı. İnsanlarla konuşmaya başlamadan önce kendinizi kabullendirmeniz gerekiyordu; “Ben kapalıyım ama eğlenceli biriyim”, “Ben kapalıyım ama öyle düşünmüyorum”, “Ben kapalıyım ama ben de o tarz müziği çok severim”. Bu düşünceleri direkt dile getirmeseniz bile karşıdaki insanın ön yargısını kırabilmek için kendinizi çok yoruyorsunuz. Her ne kadar hoşgörülü bir çevreye ve liseye sahip olsanız da bu bir zaman sonra sizi yormaya başlıyor. Cehennem gibi sıcak günlerde tunik giymek, boynunuzu boğazınızı örtmek zorundasınız. Bunalıp ‘Yüzümü yıkayayım’ dediğinizde başörtünüz bozulmadan ve ıslanmadan yüzünüzü yıkamak zorundasınız. Manevi bir motivasyon olmadan bunları yapmak çok zor. Ama bana göre en zoru görünüşünüzle fikirlerinizin uyuşmaması. Bu beni o kadar yoruyor ki. Başımda siyasal bir simge taşımak istemiyorum. Bakkala giderken eşofman ve tişörtle gidebilmek istiyorum. O istediğim şortları giyebilmek, istediğim ojeleri sürebilmek istiyorum. Annem ve babama sömestr tatilinde bu konuyu açtım. Annem hemen ağlamaya başladı. Bir birey olduğumu anlatmaya çalıştıkça “Paranı biz veriyoruz, ne demek ben bir bireyim!” cevabını aldım. En nefret ettiğim şey insan yerine koyulmamak. Annem “Yerin dibine girerim, açılırsan senden utanırım” diyor. Babam “Sen bana bağlısın, son sözü ben söylerim” diyor. “Ben Allah için değil sizin için kapalı kalacağım, bu bir nevi şirk değil mi?” dediğimde “Bunları aklına kim sokuyor, kime özeniyorsun?” dediler. İradem, özgürlüğüm yok sayılıyor. Ama aklıma koydum. Şu önümüzdeki 4 ay deli gibi çalışıp şehir dışında bir üniversite kazanacağım. O üniversitenin kapısından başörtüsüyle geçmem, buna eminim. Tercih işi bitsin, her şey netleşsin. Yazın izin vermezlerse üniversiteye gittiğimde orada açılırım. İsterlerse dövsünler, sövsünler. Ben artık tuniğime şal uydurmak değil, renk renk ojeler sürmek ve rahat olmak istiyorum. Siz de umudunuzu kaybetmeyin. Unutmayın, özgürlük emek ister.

(Görsel: Keiko Minami)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Bende bu yİl uni sınavına hazirlaniyorum.
    Hedefim tıp ailemle geçen seneden beridir bunun kavgasını yapıyoruz.Her gece agladigim günleri hatırlıyorum .
    Zaten en son 11.sınıfta depresyona girip okul değiştirmiştim.
    Senin gibi Son sınıfım ve uni de bende açılmayı düşünüyorum çünkü boguluyorum artık ailem de zaten tip kazan başka şehire git ne yaparsan yap kafasına girdiler artık.
    Umarım basaririz❤❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir