Herkesin fikirlerine saygı duydun, peki neden hayatı kendine zindan ediyorsun?

Merhaba. Sitenizi, açılmaya karar verdiğimde benim gibi insanların kendi deneyimlerini paylaştıkları videolardan buldum ve ben de hikayemi paylaşmak istedim.


19 yaşında tesettüre girdim. Anne tarafım küçüklüğümden beri bana sürekli örtünmem gerektiğini hatırlattı. Dayılarım, teyzelerim hatta kuzenlerim bile. Benim de bir sempatim vardı. Hatta bir vakit “Kaç yaşına geldin, kapansana, neden kapanmıyorsun” gibi baskılarda bulundukları için annem bizi pazara götürüp başörtüsü ve bone almıştı. Bir hafta kadar öyle gezmiştim, babamın haberi yoktu, ben de henüz 13 yaşında bir çocuktum. Sonrasında babam öğrenmişti ve “Herkes kendi işine ailesine baksın, benim kızlarımın örtünmesine onlar karışamaz” diye açılmamıza izin vermişti. O zaman çok anlamamıştım, zaten yaz tatilindeydik. Kuran kursuna giderken tülbent örteriz gibi düşünmüştüm.


Yıllar geçti, lise sonrası staj yaptığım yerde kadın patronum namaz kılıyordu, arkadaşımla beni de teşvik ediyordu. Bir yıla yakın onunla birlikte biz de namaz kıldık ve üzerine düştükçe daha fazla nüksetti dini duygular. Ama ne Kuran’ı okumuştuk ne de başörtüsü hakkında bir bilgi edinmiştik. Küçüklüğümüzden beri bir öğreti vardı, o da kadınların başının örtülmesi gerektiği.


Ben kapanmaya karar vermiştim ve yaz tatilinde kapanacaktım, o sırada ablam sevgilisinin isteğiyle kapandı ve çok hoşuma gitti. Kapanma isteğim daha da arttı. Yine bu sırada neden kapanmam gerektiğiyle alakalı karşı argümanları hiç bilmiyordum, namaz kılmak dışında bildiğim şey dinim için kapanmam gerektiğiydi.


Lisenin son yılı bitti ve tatilde kapandım. O tatil güzel geçti, şehir dışında üniversite kazandım ve güvenli alanımın dışına çıkmak ayrı bir stresi getirmişti. Alışma süreci vs. derken zaten yıpranmıştım. Kendime “Neden üniversiteden sonra kapanmadın da şimdi kapandın” diye sorduğum çok oldu. Keşkelerim fazlalaşmaya başladı çünkü arkadaş ortamında veya tartışma ortamında insanlar tarafından benden her zaman susmam ve razı olmam beklendi. Diğer türlüsü görünüşüme uymuyordu, fikirlerim bir kere örtümle çok çatışıyordu. Sınıfımda tek kapalı bendim, bir tane hoca bile örtüme laf atıp duruyordu. Aslında insanlarla arama bu duvarı ben çekmiştim ve neden bir duvar var diye sorguluyordum farkında olmadan.


Bir şekilde bazılarını ya rahatsız ediyorsun vicdanen ya da faydalanılmaya kalkılan biri oluyorsun. Eğlenmek ve anın tadını çıkarmak adına ne yapıyorsan ilk senin gözüne batıyor. İçten içe “Olmaz kapalı kıza yakışmıyor” diyorsun. Seni sen yapan her şey de, kapalıysan bunları bir kenara koymanı ve sorgulamadan biat etmeni istiyor. Eleştirilere ve yargılamalara açık hale geliyorsun. Seni eğlendiren şeyleri yapsan da keyif alamıyorsun çünkü bir şeyler yolunda değil, bunun apaçık farkındasın. Bu sen değilsin, nasıl yaşadığın anın tadını çıkarabilirsin? Kafanda 3 kilo ağırlıkla her gün okula git gel, millet kot tişört çıkarken sen bütün kıyafetlerini mecbur ütüle, başını yap çık. 40 dakika. Bir de makyaj yap ki bir tek keyfini yerine getiren şey makyajın olsun.


Öyle veya böyle binbir zorlukla üniversite bitirip işe girmeye çalış, kurumsal yerlere kapalı giremiyorsun, kurumsal olmayan yerlerde de insan yerine konulmuyorsun çünkü mesaili bile çalışsan asgarinin üzerine çıkamıyorsun. Hayata dair kendin için yaptığın tek şey işe gitmek, bu yaşamak değil. Hiçbir şeyden keyif alamıyorsun çünkü çocukluğun 19 yaşında kalmış. Kazandığın üç kuruş parayla güzel hissetmeye çalışıyorsun; yapabildiğin tek şey renkli tunikler ve şallar almak.

Açılmak istediğini kendine kabullendirememek.

İşe başladım ve çok sessiz, her şeyi kabullenen ve çok alıngan bir tavır sergilediğim için çok kullanıldım. Bunun farkındaydım ama elimden gelen bir şey yoktu. Aksini yapmayı unutmuş gibiydim, özgüvenim yerlerdeydi, mutsuzdum. Bu mutsuzluğum arasında hayatıma biri girdi ve 1 yılın sonunda yoğun psikolojik şiddet gördüğüm için ayrıldım. Çok zor oldu ama kopardım bağlarımı. Aynı zamanda sigarayı bıraktım, kendim için kötü olan ne varsa bıraktım, geriye bir tek açılmak kalmıştı.


Bir gün minibüsle işe giderken bozulan şalımı düzeltmeye çalıştığımda aklımdan şunları geçirdim; “Bütün arkadaşlarına, seni tanıyan ya da tanımayan herkese ve onların fikirlerine saygı duydun; peki neden şu an kendine hayatı zindan ediyorsun? Neden kendine karşı bir anlayışın yok? Neden bu kadar acımasızsın? Sen, sana her gün yük olan bir şeyden çok yakın bir zamanda kurtulacaksın. Kimse seni, seni mutsuz eden bu durumun içerisinde durmaya zorlayamaz”. İşe gittiğimde araştırmaya başladım. Eve geldiğimde ilk önce yakın arkadaşlarıma, daha sonra iş arkadaşlarıma anlattım, herkes sevindi adıma. Neden olduğunu anlamadım ama onlar da benim için mantıklı bir karar olduğunun farkındalar sanırım.


O hafta içerisinde anneme anlattım durumu, üzüldü ve surat yaptı. Birkaç gün sonra ablama söyledim, klasik bir “Açılacaksan neden kapandın” tepkisi aldım. En büyük problem babam, ne diyecekti benim için? Ona da bir gece söyledim, anlattığım her şeye hak verdi ve şöyle dedi; “Ben böyle olacağını zaten biliyordum, erken fark ettiğine sevindim”. Aklımdan çıkmayan cümlesi bu.


Memleket görünüşte Müslümandır ama en çok ayrımı kendi insanın yapar. Açık olsan neden açıksın, kapalı olsan neden kapalısın diye. Bir de bu dinler gerçekten mantığa dayalı olsaydı Avrupa ve Amerika bunu yaşamayı bu memlekete ve Ortadoğu’ya bırakmaz, kendisi yüceltirlerdi, tıpkı bilimde olduğu gibi.

İçim rahatladı ve açıldım. Çok garipti, rüzgar başıma saçlarıma değdi. Yıllardan sonra kafamdaki ve çenemdeki baskı yok oldu, artık her şey olması gerektiği gibiydi. Yaşayacağım kalan hayatım beni beklemekte. Ben açılmak için çok büyük bir mücadele vermedim ama benim bile kabullenmem 5 yıl sürdü. Eğer bu siteye gelmeniz için bir tane bile sebebiniz varsa onu asla göz ardı etmeyin. Bir tane hayatınız var, vakit akıp geçiyor, mutlu yaşayın, kendinizi sevin. Erkeklerin hislerini dizginlemek için bütün ömrünüzü kumaşlara sarınarak geçirmeyin. Kuran’ı Türkçe okuyun, üzerinizde yaşadığınız toplumun din ile nasıl yönetildiğini anladığınızda yaşınız 50 olmasın. Öğrenmenin yaşı yoktur gerçi ama gerçeklere gözünüzü ve kulağınızı kapatırsanız en büyük kötülüğü siz kendinize yaparsınız.
Sevgiyle kalın.

(Görsel: Robert Henri)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir