Dinin yüklediği sorumlulukları bedenimle üstlenmek istemiyorum.

Merhaba, nasıl başlamam gerektiğinden emin değilim. Ben 18 yaşındayım, tesadüf eseri karşılaştım bu sayfayla. Benim gibi hisseden bir sürü kişinin olduğunu biliyordum ancak okuyarak bizzat şahit olduğumda ağlamak istedim. Ben de diğer kadınlar gibi bastırıldım hayatımın belli bir döneminde, hâlâ bu baskıları en yoğun şekilde üzerimde hissediyorum. Yakın çevrem dindar, en yakın arkadaşım da öyleydi. Bu nedenle ne gördüysem o şekilde olmak istedim. Oldukça erken bir yaşta kapandım, bundan asla utanmadım. Ancak o zamanlar bile dışarıda gördüğüm insanlara özendiğimi anımsıyorum belli belirsiz. Bana dayatılan bilinçsiz İslam’ı yaşadım bütün hayatım boyunca. Ailem için başörtü yalnızca bir din meselesi değil, aynı zamanda namus meselesi.


Küçükken onlar gibi düşünürdüm, ancak gerek okuduğum kitaplar, gerek karşılaştığım yeni düşünceler beni eski ezberlenmiş düşüncelerden uzaklaştırdı. Büyüdükçe özgür ruhum kendini daha fazla öne çıkarmaya çalıştı ancak ben bastırılmaya devam edildim. Bir süre sorunun ben de olduğunu düşündüm, o kadar inandırılmıştım ki bu sözde zaruriyete. Her gün dua ettim, “Lütfen eskisi gibi ısınayım başörtüsüne, lütfen beni affet, lütfen istediğin gibi bir insan olabileyim Allah’ım.” Ancak gün geçtikte daha kötü olmaktan başka bir işe yaramadı. Destek alabileceğim kimse yok çevremde, benim düşünceme saygı gösterebilecek tek kişi yok. Geceleri uykumu kaçırmaya başlayan bu durum yüzünden saatlerce yatakta dönüp duruyorum. Yavaş yavaş depresyona sürükledi bu olaylar beni. Depresyonum ciddi bir boyuta ulaştı, ne dışarı çıkmak istiyorum ne de yeni insanlarla tanışmak istiyorum. Bir ortama girmek benim için bir kabus hâlini aldı artık. Geri gelmeyecek senelerimi düşündükçe kafayı yiyorum. Bir geleceğim olsa bile geçmişimi asla telafi edemeyeceğim.


Ailemle dışarı çıkarken sürekli babamın rahatsız edici sözlerine maruz kalıyorum, “Böyle mi çıkacaksın dışarı? Daha uzun bir şeyin yok mu? Nasıl bir Müslümansın sen? Pardösü giy.” Bana kalırsa bu da sözlü şiddetten başka bir şey değil. İnsanların neden şekilciliğe bu kadar kafaya taktığını bilmek istiyorum, anlamak istiyorum. Dışarıda açık bir kadın gördüğünde çok çirkin şeyler söylüyor. Tanımadığım insanları savunuyorum daima, sinirleniyorum. Birinin giyimini yargılamak kimseye düşmez. Özellikle bir erkeğin bir kadını giyinişi yüzünden yargılaması kadar iğrenç bir şey yok. Öylesine saygısız ve dar düşünceli insanlarla birlikteyim ki her geçen gün daha çok soğuyorum içinde bulunduğum durumdan. Her şeyi göze alsam da korkuyorum. İtiraf etmekten, açılmak istediğimi söylemekten. Masum bir isteğin onlar tarafından ne kadar iğrençleştirilebileceğini biliyorum çünkü.


Bir defasında annem bana bir etek dikiyordu. Eteğin boyu fazla uzundu, ben de bileğimin biraz üzerine kadar kısaltması için ısrar ettim. “Orospu mu olacaksın?” Bana söylediği tek şey buydu. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü, bir insan nasıl sadece teninin bir kısmı göründü diye orospu olabilir ki? İğrenç olan açık olan insanlar değil, iğrenç olan bu hastalıklı zihniyet.


Saçlarımın arasında rüzgârı hissetmek istiyorum. Dinin yüklediği sorumlulukları tamamen bedenimle üstlenmek istemiyorum. Girdiğim her yerde yüklenen bu sorumlulukla hareket etmek istemiyorum. Henüz 18 yaşındayım ama dünyanın yükü omuzlarımdaymış gibi hissediyorum. Bu his intiharı getiriyor aklıma. Bazen öyle sinirleniyorum ki herkese, terk edip gidesim geliyor bu dünyayı ama yaşamak benim de hakkım. İstediğim gibi yaşamak, aslında olduğum kişi gibi yaşamak. Umarım içimde o cesareti bulabilirim. Umarım ben de istediğim kişi olabilirim.

(Görsel: Léon Spilliaert)

Paylaş:

Comments (4)

  1. Başaracağız çünkü yalnız değiliz.

  2. Çok güzel bir yazı yazmışsınız. Ve tek söyleyeceğim bu görüş açını kaybetme, ve merak etme. İyi yerlere geleceğin çok belli ve tüm bunlar inan bana geçici…

  3. Yaşadıklarımı yaşamışsın adeta eger gercekten bu kadar baskıcı bi ailen varsa işin çok zor ama olduğun kişiden vazgeçme ben de senin yaşlarındayken böyle düşünüyodum ve bir gün ben olarak devam etmeye başladim hayatima üniversitedeydim kararlarıma asla saygı duyulmadı hala kabullenilmedi beni bu şekilde görmek istemiyolar ama en azindan artik ben buyum diyebiliyorum sadece tepkiler büyük olacagi icin sabret doğru zamani bekle

  4. Canım benim..Umutsuzlanma.Açılmayı düşünsen de dua etmekten vazgeçme.Açılmak dinden çıkmak değil.Biz açılma fikrini kafamızda büyütüyoruz.Sanki asla yapamayacakmışız gibi.Ama 2 gün önce açıldım.Ve hiçbir şey tahmin ettiğim gibi olmadı.Dimdik yürüdüm ve ciddiyetimden kimse niye diye sormadı bile.Insanlar seni 3 gün hatırlayacak sadece.Ailem seninki gibi değil ama öyle aileleri çok yakından gördüm, biliyorum.O evden uzaklaşmadan açılırsan sonrasında gelişebilecek olayları psikolojin kaldıramayabilir.Eğer güvendiğin ve sana yardımcı olacak yakın bir akraban varsa ondan destek isteyebilirsin.Ya da okumak için aileni ikna et.Okumak ,çalışmak esas çözümdür.Kendi ayaklarının üzerinde durana kadar yanlarına seni görmek istedikleri gibi gidersin.Ne olursa olsun onlar ailen.Ve aile gibi olmuyor kimse.Kapalı geçen yılları ziyan olmuş düşünme.Daha 18 yaşındasın.O yaşa kadar çoğunluk ev okul ders gibi izole bir hayat yaşıyor.Kendini koru.Zihnine gelen her fikri kabullenme,düşün.Mantığını kabul ettikten sonra uygula.Canım.Açıklığı özgürlük sanma.Insanların sana rahatça yaklaşamayacağı bir tavrın olsun.Omuzlarını dik tut.Her zaman.Bil ki gerçek hayatta hiçbir şey düşüncelerindeki kadar zor değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir