Saçlarımı rüzgâr okşadığında sanki bana umutlarımı geri getirmişlerdi.

Selam. Ben hemen hemen hepinizin çocuk diye adlandırabileceği yaşta olan bir kızım. Küçüklüğümden beri tecavüze uğradım, şiddet gördüm ve taciz edildim. Babam tarafından annemi kaybettim. Şükür ki hâlâ hayattaydım(!) Tabi nefes almakla hayatta olmak aynı şeyse. Çaresiz bırakılmıştım, saçmaydı her şey saçmaydı. Ben insan mıydım? Düşünceleri var mıydı? Gerçekten önemli miydim ben? Hepsinin cevabı ailem tarafından verildi: Hayır! Koskoca bir HAYIR ben önemli değildim.

Ben sadece ailemden kalanları mutlu etmek için çocukluğumu feda etmiş biriydim. Yine aynı şey oldu, sırf ailem mutlu olsun diye kapatıldım. Kendimden nefret eden ben, aynaya bakacak halde değildim. Önemli değildim ben. Ailem bana bunun cevabını çok net verdi. Din inanç hiçbir şey değil, sadece ailemin mutluluğuydu kapanmak benim için. Nasıl olsa önemsizdim ben değil mi?

Ailem hiçbir zaman bana “Böyle mutlu musun?” demediler. Sadece kendileri mutluydu işte. Güçlü değildim ben, kaldıramadım. Sessiz kaldım hep, savaşamadım. Boyun eğdim, mutlu dedim. Sonra hayatıma biri girdi. Ne şanslıyım ki ailemin bana hiç vermediği umudu o verdi bana. Dedi ki “Seni başındaki bir bez parçası için seviyorlarsa hiç sevmesinler, olmaz olsun öyle aile. Ben olurum senin ailen.” Ve öyle de oldu. O benim ailem oldu, bana destek oldu ve varlığımı ilk defa hissettim. Saçlarımı rüzgâr okşadığında sanki bana umutlarımı geri getirmişlerdi.

Artık mutluydum, çünkü ben önemliydim. Böyle işte, hayatınızda size umut olacak birileri olsun. Onlara tutunun, korkmayın, siz önemlisiniz.

Tiksinmeyin kendinizden. Bu, bunu size hissettirenlerin suçu. Hayatları için hayatınızı feda etmeyin, çünkü onlar hiçbir zaman sizi düşünmedi bile. Sizi seviyorum. Umutlarınız neredeyse onlara gidin ve sadece iyi hissedin.
Güzel hayatlar!

(Görsel: George Federic Watts)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir