Öyle bir çevresi olur ki siyasal İslamcı ailelerin; heves eder kız çocukları kapanmaya. Karar değildi bu. Zorla da değildi.

Merhabalar. Sizi uzun süredir takip ediyorum. Büyük direnç ve güzellik bu kadın dayanışması. Hepimiz kardeşmişiz gibi. En sonunda şöyle birden bire ben de yazmak istedim.

Ben İmam Hatip lisesi son sınıf öğrencisiyim. Yarın on sekiz yaşım bitecek. Hayatımda büyük bir değişim ve dönüşme yaşıyorum.

Cemaatin sübyan mektebinde ilk okula başlayana kadar hafızlığımı bitirdim. Bu hafız edilmiş, dini aşıları yapılmış, eğitimlerden, ilimlerden geçmiş bir çocuğa okul hiç okutulmamalıydı. Günahtı, ama ailem iki cemaate de uzaktan bağlı olduklarından, cemaatlerin kaidelerini hayatlarına uyarladılar.

Bakın din değil cemaatten bahsediyorum. Burası çok vurucu. Dokuz yaşımda kapandım, çünkü öyle bir çevresi olur ki siyasal islamcı ailelerin; heves eder kız çocukları kapanmaya. Karar değildi bu. Zorla da değildi. Yaşam biçimiydi. İmam hatip orta okulunda okudum. On üç yaşımdaysa ferace giydim. On beşimde tamamen siyaha büründüm. Üç yıl devam ettim. Muazzam bir dini bilinç ve ilmim var(dı). Çok okurum, kendimi bildim bileli. On sekiz yıllık hayat hikayemi neresinden tutsam elimde kalıyor. (Elbette tüm bunları kabullenip ve beni onların da var ettiğine inanıp yaşantıma devam ediyorum.) Ne kadarını özetleyeceğim konusunda heyecanlıyım. Daldan dala atıyorsam kusura bakmayın.

Son iki yılda çok okudum çok izledim. Din üzerine araştırmalar yaptım. Tepetaklak olmuştum öğrendiklerim üzerine. Yavaş yavaş ferace anlamsızlaştı. Çıkarmak için çok mücadele ettim. Hala daha kıyafet alınmıyor. Her gün ciddi baskılara maruz kalıyorum. Kavga gürültü gırla gidiyor, ama çok mutluyum. Bulunduğum noktadan. O yoldan çıkmış olmaktan. Zıvanadan çıkmış olmaktan.

Benim için, siyasal islamcılık, sağ cenah, din, devlet, aile, tüm kavramların içi boşaldı. Artık çok daha ayakları yere basan, radikal düşüncelerim oluşuyor. Çok daha sağlam bir inancım var. Dogmalardan azade tüm düşünceler. Ben açılmaktan bahsetmiyorum bakın, ferace çıkarmak, tunik pantolonun yüzü suyu hürmetine(!) yaşadıklarım tüm bunlar. Açılma noktasına gelmedim. Artık feraceli kadının altına gizlenmiş sorumluluk ve yükleri taşıyamıyorum. Feraceli ve hafız biri şöyle olmalı, şöyle olmamalı’lardan çok yoruldum. Feraceyi taşıyamıyorum. Hala inançlıyım. Müslümanım. Hafızım. Dinden çıkmadım. Kafir ve cehennemlik olmadım. Tüm bunlar on sekiz yılın sonucu ve dönüşümü.

Psikolojik ve fiziksel şiddet görüyorum. Okuldan alacaklarını söylüyorlar. Üniversiteye göndermeyecekler. Medrese istedikleri… Cemaate bağlılık… Ama ben tüm bu yaşanan ve yaşanacaklara, ruhsal sağlık sorunlarıma, kullandığım ilaçlara, sürekli depresif ve yüksek kaygılı ruh durumuma rağmen üniversite sınavına hazırlanıyorum. Sınavı kazanacağım ve diplomayı önlerine koyacağım. Göndermezlerse bavulumu alıp çıkacağım. Yaşanacak tüm kötü şeyler, evlatlıktan ret ve geri o eve dönememe pahasına. Umalım ki bir yol bulunsun. Taş kalpli insanlar çocuklarını kendi rızalarıyla üniversite okutsunlar. Üniversite benim çıkışım. Bu akıl tutulması yaşayan insanlar içinde yaşamak gerçekten imkânsız. İnanın bana. Dini, felsefeyi, feminizmi, politikayı okuyun, kendi kaynaklarından, canım mücadeleci kız kardeşler. Okuyun ve büyüyün. Kendinizi gerçekleştirin. Ruh sağlığınızı koruyun en mühimi. İyi bakın kendinize.

(Görsel: Aykut Aydoğdu)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir