“Senden utanıyorum, haline bak, aynı Aleviler’e benzemişsin”

Benim hikâyem 12 yaşımda başladı. İlkokuldayken annemler kısa giyimimden rahatsız olur, o zamanlarda bile “Eğer açık gezersen Allah seni sevmez, cehennemde yanarsın” cümlelerini 10 yaşındaki bir çocuğa empoze ederlerdi. Ortaokula geçtim, ailem sürekli kapanmamı bekliyordu. Babam hep kapanmam gerektiğini söylüyor, “Sen kadınsın, kapalı olmak zorundasın” diyordu. Bana sormadan beni İmam Hatip bölümüne gönderdiler.

Dediklerine boyun kaldırmıyordum, çünkü bunları yapmasam döverler ve onlardan çok korkuyordum. Kapandım annem ve babamın baskılarından dolayı, öyle olmam gerektiği söylendi bana, tüm ailem öyleydi, içlerinde açık gezsem bana kötü bakarlar diye kapandım. Taşıdığım anlamı da bilmiyordum, kapanmak neden var? Bunu sadece aile ve çevre bana nakletmişti.

Ortaokulda geçirdiğim en kötü zamanlardı. 5. sınıfta kendimden uzun şallar takardım. Daha bone yapmayı bilmeyen, sokak eğlencesi elinden alınmış küçük mutsuz bir kızdım. 7.sınıfın sonlarına doğru böyle mutlu olmadığımı anladım; yaşıtlarım istediklerini giyebiliyor, saçlarına şekil verebiliyordu ama onlara özenerek bakan, onlar gibi olmak isteyip olamayan, ailesine boyun eğen, sanki ailesinin bir oyuncağı gibi yaşayan biri olmak zordu. Artık dayanamıyordum, çok bunalmıştım. Geri açılmak istediğimi söylesem annemler asla izin vermezlerdi ve bana kızarlardı, onlarla yüzleşmekten korkuyordum. Liseye geçtim, düz bir Anadolu lisesine. Puanım yüksekti, okulun kalitesi iyi olduğu için annemler İmam Hatip’e göndermediler. Ailem sürekli namaz kılmam için baskı uyguluyordu ama ben istemiyordum çünkü dinimi tam olarak bilmiyordum. Bunları babama söylesem kızardı hatta döverdi, ben de hep namaz kılma numarası yapardım.

Ben küçükken anne baba sevgisi nedir bilmedim, babamdan nefret ederdim. Onun hep “Açık kadınlar balkonsuz evdir, kadınlar çalışmamalı, evde otursunlar” diyen iğrenç bir zihniyeti vardı. İnanın kadınlar çalışmasın diyen bu adam beni 5. sınıftan itibaren her yaz tatilinde çalıştığım tekstile atan adamdı. Çalıştığım yer akrabalılarımızın işyerindeydi, annem onlara “Eti sizin kemiği benim, çalıştırın” derdi. Anneme çok kızgınım, çocukluğumda hep beni herkese karşı ezdiren bir kadındı.

12 yaşıma kadar her sabah altıma kaçırırdım, ona göre bilerek yapıyormuşum, o her sabah kalkıp beni döverdi. 10 yıldır her sabah kalkıp beni döven, bana bağırıp çağıran ama beni hastaneye götürmeye üşenen bir annem vardı. Komşuya, yaşıtlarıma hep beni ezdirirdi, oysa ben hep o mutlu olsun diye çalışırdım. Takdir alırdım, ama o hiç sevinmezdi, yanımda olmazdı. Çocuktum anlamıyordum, şimdi büyüdüm, her şeyin farkındayım.

Lise 1’in sonralarına doğru açılma isteğim çok arttı, dayanamıyordum, bir tarzım olmadı, tarzım olan şeyleri hiçbir zaman giyemedim. Kendimi çok seviyordum ama o örtü kafama girdiği zaman kendimden nefret ederdim, yaşayamıyordum, ‘İncecik bir örtü alt tarafı’ diyeceksiniz ama çok zor taşımak. Yaz tatilinde de çalışırken hep düşünüyordum açılmayı, onlara söylesem okuldan alırlar diye korktum. Okulun başlamasına az kalmıştı, kararımı vermiştim; okulda açıldım, eve gelince kapanıyordum. Bu çok sürmedi. Okulun 2. gününde tanıdıklar anneme söylemişti, eve gelince annem beni dövdü, bana “Orospu” dedi. “Saçlarını gece keseceğim, şerefimizi beş paralık ettin, keşke ölsen, benim kızım olmasan, yarın öbür gün götünü millete de verirsin, örtüsüz kadın mı olmak istiyorsun, ha bu haltı yemişsin ha uyuşturucu…” Ve daha anlatamadığım birçok beddua ve küfür…

Terlikle saatlerce dövdü annem, makası koluma batırdı, orospu damgası yedim. Babam da onla beraber üstüme geldi, 1 hafta boyunca okula göndermediler. Okulumu çok özlüyordum, resim yapmayı çok seven, ileride ressam olmak isteyen, gitar çalmak isteyen, sporla ilgilenmek isteyen biriydim, mutsuz kadınlara yetim çocuklara yardım etmek istiyordum. Hepsi hayalimdi, ama onlar buna taş koydu. 1 hafta boyunca bana etmedikleri beddua kalmadı. Dayanamadım, babam ‘İşe gideceksin’ dedi, hayallerim yıkılmıştı, ama ben başardım. Gizlice okula kaçtım, durumu müdüre anlattım, annem okula geldiğinde “Senden utanıyorum, haline bak, aynı Aleviler’e benzemişsin” demişti. Tüm hocaların önünde kafama örtü geçirip kolumdan çekiştirerek eve götürdü. Canımı yaktı, yolda geçen kapalı kızlara “Bunlar kadar edepli olamadın, orospu kızım, araba çarpsa da ölsen” diyordu. O günden sonra okul müdürümüz ailemle konuştu, ‘Okulda açılıp kapansın’ dedi, onları ikna etti, ‘Böyle yaparsanız yurda gider’ dedi, onlar da korktu, kabul etmek zorunda kaldılar.

Çok zor süreçler yaşadım, derslerime odaklanmam zaman aldı, başarmıştım, sadece okulda özgürdüm, mahalleye gelince kapanıyordum. Bazı arkadaşlarım beni bir kapalı bir açık görüyorlardı, şaşırıyorlardı. Annem evde “1. döneme kadar izin verdim, 2. dönem kapanacaksın” dedi. Süreçmiş, psikolojim yerine gelsin diye… Bu dönem karışmıyorlar ama 2. dönem kapatacaklar diye çok korkuyorum, eğer kapanırsam yine o mutsuz kız olacağım yine ben olmayacağım. 15 yıl sonra kendimi tanıdım, ilk defa kendimle barışıktım, bunları elimden almasınlar. Savaşacağım, direneceğim, umarım başarırım. Zor ama yapacağım. O hislere dönmemek için her şeyi vereceğim, hayallerimi de başaracağım. Dinimi sorguluyorum, bu benim hayatım, bu benim dünyam… Umarım bu yolun sonunda başarabilirim, benim gibilere umut olabilirim.

(Görsel: Wassily Kandinsky)

Paylaş:

Comment (1)

  1. Özgür ruh

    Duacınım… Umarım istediklerine kavuşursun güzel kalpli insan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir