Benim kapanmamı öne sürerek bizi kışın ortasında evden attılar.

Merhabalar.


Bu platformu yeni tanıdım. Fakat burada asıl problem insanların baskılanmasıyken benim hikayem daha farklı başladı. 7 senedir birlikte olduğum erkek arkadaşımın ninesi beni çok severdi. Elimden geldiğince ninesini görmeye giderdim. Sohbet etmeyi de, güzel gülüşünü de çok samimi bulurdum. Ailesi muhafazakâr olduğundan sebep, ninesi sürekli bana “Kur’an okumayı öğren, kapan.” derdi. Ninemizi 1 sene önce kaybettik. Çok üzüldüm, ağladım. Ondan 1 hafta sonra ise rüyama girdi ninem. Ve başıma yeşil işlemeli bir yazma örterek gitti. Ben rüyalara çokça anlam arayan biri olarak bu rüyayı çok düşündüm. Sonrasında ise yaklaşık 1 ay sonra kapanma kararı aldım. 21 senemi açık biri olarak yaşamışken bu kararı almam aslında hiç de zor olmamıştı. Alışverişimi yaptım, ilgili ayetleri okudum, kendimi hazırladım. Her şey çok güzel gidiyordu sevgili okur. Kapandıktan sonra bu huzuru daha da çok hissettim. Daha çok bağlandım ve kendimden emin bu yolda yürümeye devam ettim.

Fakat işin kopma noktası ben kapandıktan 1 ay sonra başladı. Amcam sol görüşlü ve kapanmayı yobazlık olarak gören biriydi. Onlara misafirliğe gittim. Kapanmamın onlar tarafından hoş karşılanmayacağının zaten farkındaydım ama eve girdiğim anda yengem, amcam ve babaannem tarafından topa tutuldum. Dinimden başlamak üzere anneme, abime, kapalı olan teyzelerime, inançlarını yaşayan dedem ve anneanneme kadar sayıp sövdüler. Beni hakaret yağmuruna tuttular. Aslında belki de yapmam gereken çekip gitmekti fakat ben kendimi savunmayı seçtim ve yaklaşık 3 saat tartışmanın ardından beni gözyaşları ile kapının önüne koydular. Beni savunacak bir babam yoktu çünkü babamı 3 yaşında kaybetmiştim.

Ailem bu durumda bana pek destek olmadılar ve ben birkaç ay kendimi toparlayamadım. 3 ayın sonunda ise benim kapanmamı öne sürerek bizi kışın ortasında evden attılar. (İkamet ettiğimiz evin tapusu amcamdaydı, 10 senedir orada yaşıyorduk. Bir nevi bize vermişti.) İşte, olayların raydan çıktığı noktaya yaklaşıyoruz. Kimi için zordur bundan seneler önce devlet kurumlarına başörtüsüyle girememek. Fakat kendi öz amcanız tarafından bunlara maruz kalmak inanın devlet kapısına girememekten daha zor ve daha derin yara açan bir şey. Anlatılması belki zor ama yaşaması da çok acı veren bir olay. Ben kapandım, dünyam kapandı. Işıklar söndü ve oturup tek bir iyi gün için dua ettim. Velhasıl kelam kiraya çıktıktan sonra zaten kolay olmayan hayatımız annem ve benim için daha da zor hale gelmişti. Ben okuyordum, o terzilik yapıyordu. Baba yoktu. Abi kendi yağında zar zor kavruluyordu. Maddi manevi çöküş yaşadık. Özellikle bu durum en çok beni etkilemişti. Birkaç ay önce ise bana bipolarlık teşhisi koyuldu. 2 günüm mutluysa 3. günümde insanlara hayatı zehir zıkkım ediyordum. Terör estiriyordum evin içinde ve ilişkimde. Bu da beni mutlu etmiyordu. Sürekli mutsuz olan, her şeyi istemeden yapan, tersleyen bir kişiliğe dönüşmüştüm.

Sonrasında kendime şu soruları sormaya başladım. Ben neden bu kadar sinirliydim? Veya benim sinirim ne zaman başladı? Bu soruya otomatik olarak verdiğim cevap 1 sene öncesinde amcamlar tarafından resmen tartaklanmamdı. Sebebini düşündüğümdeyse, kapanmam… Son 1 aydır hayatım yolunda gitmiyor. Sinirden başım tutuyor, başım dönüyor, bazen elim kalem bile tutamıyor. (Şu an bir formasyon öğrencisiyim.) Hayatıma, derslerime odaklanamıyorum. En önemlisi ise artık kendimi öyle baskılayıp bir kutunun içine tıkmışım ki ağlama nöbetlerim ve sinir krizlerim arasında gidip gelen bir hayatım var. Peki mutluluk? Mutluluk denilen şey de yok.

Özellikle başımı yaparken veya giyinirken artık nefret ederek yapıyorum bunu. Her şeyi sorgulamaya başladım. Bu kadar güzel bir hayat nasıl yokuştan aşağı yuvarlanmaya başladı? Ben neden artık halimden memnun değilim? Aynada baktığım surat nasıl bu kadar değişti? Her şey sınanmaksa eğer, nasıl sabretmem gerekiyor?

Bu soruları artık kafamda bitirdim. Çünkü şu ağırıma gidiyor. Bu kadar güzel başlamışken her şey, bütün hevesimin silinmesi ve benim artık tesettürü kabullenmemem sizce daha mı fazla günah yoksa, böyle içim mutsuzken ve nefret ederken devam etmem mi sevap? Ya da bu durumun sorumlusu kim? Biz insanız, nefsimizden önce gururumuz, kişiliğimiz, bizi biz yapan değerlerimiz var. Beni parçaladılar. Eğlencemi, neşemi, ruhumu, inancımı kaybettim. İnsani değerlerimi kaybettim. Öyle bir sınırdayım ki artık tutunacak dalım kalmadı. İnancımı kuvvetlendirmek… Çok imkânsız, zaten son zamanlarda akli olarak iyi hissedemiyorum kendimi. Çünkü ben her o başörtüyü taktığımda aklıma amcamın “Sen bu başörtüsünü taktığında babanın kemikleri sızlıyor, sana hakkını helal etmez.” demesi geliyor.

Benim bir babam olmadı. Ama eminim ki öbür dünyada arkamda duracak. Bu üzüntülerim, bu kinim, her şeyim şu an başımdaki örtüde. Benim yüzümden değil. Senin yüzünden amca. Beni savunamayan babaannemin yüzünden. Ben ağlayarak eve geldiğimde benim yanımda olmayan anneme sinirim. Psikolojim iyi değilken iyi gibi davrandığım için kendimden çok özür diliyorum. Yaptığım sadece kendime zarardı. Kendimi kendi ellerimle mahvettim. Bir sevap işledim ve hayatımdan 10 yıl gitti neredeyse. Artık sevap bile diyemiyorum buna.

Sadece aile olarak değil iş imkânı olarak da negatif etkiledi bu hayatımı. Tek bir sebep yok. Çok üzülüyorum hala. Hala aklıma geliyor herkesin beni anlarmış gibi yapması ama kimsenin fiilen yanımda durmaması. Eğer ilahi adalet varsa ki artık ona da inanmıyorum, umarım bir gün benim iyiliğime çalışır… Ve umuyorum ki öbür tarafta babam der ki “Kızım, sen ne olursan ol, ister açık ister kapalı. Sen benim kızımsın. Ben seninle hep gurur duydum.” Ve inancımdan özür diliyorum ama bu bir sınanmaysa bana çok ağır geldi, affet Allah’ım. Taşıyabilen için başörtü bir nimetken bana zulüm geldi. Affet.

(Görsel: Daniel Zender)

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir